|
|
Sevgili Dostlar,
37.21 N 34.82 W
Saat Turkiye'de 09:00 olmalı. Burada 03:00 yine sabah nöbetindeyiz
Eric'le.
Barometre hala 1031mmHg.
Rüzgar son 12 saatte biraz arttı. Güneyden ortalama 10 mille esiyor,
sonunda
motorları stop edebildik.
Önceleri bumba çok hareket ettiğinden rotayı biraz saptırmıştık, ama
şimdi
yine eskisine çevirebildik.
5;5-6 mille gidebiliyoruz. Sağolsun otopilotumuz.
Azorlara 400 mil yolumuz kaldı.
Dogu yavas aydinlanmaya basladi.
1 saat sonra güneşin doğuşunu seyrederiz.
Bu sefer oltanın başına gececeğim. Dün birseyler yakalanmış sanırım,
ama
farkına varmamışız, topladığımda göze benzeyen, deniz anasına
benzeyen (bu
hıza dayanamaz, parçalanır) bir seyler vardı.
Sonra 08:00'dan itibaren uykudakiler kalkarlar.
Kahve, 2 parça ekmek, yağ reçel veya baldan oluşan kahvaltıyı herkes
munferiden yer. Bulaşıklar biriktirilir.
10:00-11:00 gibi bir gun onceki tahmini (son 24 saatte katettigimiz
mesafe
gibi tahminler) bulaşığın başına geçer, sonra çare, arka havuzluk
yıkanır.
İsteyenler, hava musaitse, esyalarını güverteye cıkartırlar, kurutmak
için.
Yıkanmak, traş olmak isteyenler teker teker teknenin arkasında
kovanın
başına geçerler.
11:30 gibi yiyeceğimiz yemek üzerine yorumlar başlar.
12:00 şarap açılır, 1.kadeh apero gibi gider, sonra yemek yenir.
Tekrar
bulaşık.
Güvertedeki kuruyan eşyalar alt-ust edilir.
Bu sırada ilk parti mail'ler gönderilir/alınır. Aynı anda alınan hava
raporları üzerine konuşulur.
Sonra kitaplar alınır ve herkes bir köşeye gecer. Biraz okur, biraz
uyur.
Arada sırada küfür ederek "güneşte kalmışım, kim değiştirdi rotayı"
homurtuları duyulur.
16:00 gibi güvertedeki eşyalar toplanmaya başlar.
17:00 en önemli zamanlardan bir tanesidir. Point Time. Haritamızda
bulunduğumuz noktayı işaretleriz. Daha öncede herkes kaç mil
yaptığımıza
dair tahminini söyler, en uzak tahmin bir gün sonra bulaşıkları
yıkar.
Hızlı bir müzik konur, dans edilir.
Arkasından aperatif saati ve yemek gelir, güneşin batışı seyredilir.
En çok kim uyuyor, hala cevaplanamamış en önemli tartışma konumuz.
2 haftadan beri suren bu monotonluk bazen bir kuş, bazen bir yunus
sürüsü,
bazen bir ucakla kesilir.
Ortakların hepsi liseden arkadaş, bazen onların hatıralarına gülünür.
Veya
gün içindeki olaylara.
Sonra bir kahve içilir, güneşin bıraktığı son kırpıntılar da yolcu
edilir.
Sabah nöbetine kalkacaklar en gec 20:00 gibi yatarlar.
Ve kalanlar için uzun, karanlık bir gece başlar. Bugünlerde ay güzel
aydınlatıyor buraları, bulutlar da izin veriyor.
Motor calışıyorsa ışıkları yakabilirsiniz, yoksa gaz lambası.
Makinanın başına geçersiniz, biraz mail yazarsınız. Ama coğunlukla
pupaya
bakıp oturursunuz.
Bazen radarın alarmı çalar, uzaklarda bir gemi, veya sağnak yağmur
vardır.
Keşişmemeye calışırsınız.
Bazen bir çay koyarsınız, bazen bir kahve, bazen müzik.
Teknede müzik çok önemli. Sanırım en iyisi cd. Tabii bilgisayar ve
ampli
varsa mp3 de mükemmel.
Herkesin nöbette tercih ettigi cd'ler var. Ben gelmeden karışık bir
cd
yapmıştım. İçinde Atena, Joe Dassin, Michel Fugain, Slash filan var.
Tabii
Ali Samiyen sarkıları, Oguz Yuksel'in "bas bas
paraları
Leyla'ya, bir daha mı gelecegiz dünyaya" parcasını ortaklara pek
sevdiremedim. Ama Slash'in Obsession Confession güneş batımında en
favori
parça.
Kısaca günler boyle geçiyor. Sağolsun Kuzey Atlantik izin verdi, şu
ana
kadar, rahat bir geçise. Başımıza önemli bir şey gelmedi. Ortalık
yavaş
yavaş ışıyor. Oltanın başına geçmem lazım. Bu iş iddiaya bindi.
Sevgiyle
Tanju
20-06-2002 18:44
|