18 Nisan 2017, 19:15 0 Yorum 5

GÜNEŞ İSTANKÖY'DEN DOĞAR (3.BÖLÜM)

Dünya da ve Ülkemiz de pek çok konusu "deniz" olan farklı yaşamların hikayelerini duyuyoruz. Aslında bir dere, bir nehir, göl, baraj veya deniz kısaca "SU" her birimizin hayatı için çok önemli olduğu kadar, yine her birimizin kaçış yerleri değil mi..!


Çünkü özgür olduğumuz yer. Hür olduğumuz yer.

Güneşli havalarda neşe, mutluluk, umut aşıladığı gibi insanın içi kıpır, kıpır oluverir. Yağmurlu kapalı havalarda duygusal düşünceler, alır bizi bizden..

Evet. Deniz olsun üstü veya altı olsun, yıllara meydan okunmuş veya yeni tecrübe edinmiş olsun. Fark yok.

Hepsi maceranın bir parçası...!

Kimisi doğuştan denizci olur, kimisi sonradan olur. Deniz hakkında duyduklarınız, okuduklarınız bazen bir dosttan, bazen bir gazete köşesinden, dergiden belki bir sohbetten, hatta kendi yaşamımızın içinden de olabilir. Gün ışığına çıkmış olduğu kadar hiç duylumayan gün ışığına çıkmamış , unutulmuş daha nice değerler, tecrübeler bildiğiniz üzere şu hayattan gelmiş ve geçmiştir.

Kimisi çalıştığı odanın duvarındaki resimde 3 metre bir sandal hayali kurup sonra yelkeni de olsun derken, başka bir hayat dünya denizleri okyanuslar ile aştığı denizler de hayallere dalar . Kimisi bir plan üstünden kendi teknesini inşaa edip dalgalarda dans etmeyi bekler, bazen sabır edip yıllardır özlemini duyduğu birikimi ile alacağı hayalindeki teknenin kaptanı da olmak ister. Kaptan ise dümende, yagci ise motor dairesinde, emekli olup özgürlüğe yelken açmayı bekleyenler, kimisi donanmada, tatbikatta hiç farkeden bir şey yok. Hepsi hayattan, hayatlarımızdan kareler...

Şu satırlardaki tanımadığımız hayatlar yaşananlar, yüzyıllar öncesi veya şimdi yaşanmış olsun her birimizin içinden okuyup, izleyip ögreneceği pek cok konu olduğu aşikar. Kimisi için macera tadında kıyısından. Hepsi denizde olabilmek adına ya ekmek parasını çıkartmak veya deniz adamı olmak için değil mi?

Deniz daima yaşanacak maceranin adresidir.

İşte onlardan biri....,

1970'ler - 1980 'ler internetin, cep telefonunun hayalini kurmayi bilemediğimiz o yıllar. Bırakın televizyonlar daha siyah beyaz yayında. Ne google earth programı, ne elektronik haritalar, Gps'ler hepsi bir rüya idi o yıllarda. Hatta bilgiye ulaşmak ne zordu. Deniz ile ilgili sualtı, su üstu, tekne yapımı gibi pek çok konulara ulaşmak oldukça güçtü. Hele ki kitap, mecuma, dergi gibi yayınlar bulabilmek, eğitim veren kurumlara ulaşmakta zordu. Ancak şanslı olanlar; aileden gelen, çevreden, bahriyeden bildiklerini eş, dost, arkadaşları ile paylaşabiliyorlardı. Bazı yabancı kaynaklı dergiler hasbelkader bulanlar şanslıydı.
 
.. 1970'li yılların sonlarına doğru, büyüklerim.

İşte o günlerden bir gün; İstanköy doğumlu Mustafa ADOĞMUŞ namı diyer adı ile (ORFOZ KAPTAN)'ın sevgili yeğenleri olan amcam "Mete ATİLA" babam "Oktay ATİLA" kardeşler büyük dedelerinden atalarından gelen kanlarına karışmış deniz de Hür olabilmek için hayallerine bir adım uzaktadırlar. İzmir'de yıllardır çeşitli kaynaklardan araştırdıkları, üye oldukları bazı yabancı kaynaklı dergilerden birinde hayalini kurdukları yelkenlinin izlerini taşıyan bir tekne ile karşılaşırlar.

İnceledikleri dergide beğendikleri yelkenli tekne sahibi ise bir Arap şeyhine aittir. ?işiye özel tasarımları ile ün yapmış "Tucker design" tarafından İngiltere' de tasarlandığını öğrenirler.

Tabiki tasarımcıya ulaşmak ise pek kolay olmasada epey bir zaman sonra adresinin temini ve çeşitli yazışmlar ile İngiltere kraliyet donanması baş desinatöru tasarımcı "Robert TUCKER" olduğunu da öğrenirler.

http://tucker-designs.com

Mete & Oktay ATİLA kardeşlerin belirledikleri kriterler ise İki ailenin ihtiyaçlarını karşılayacak biçimde her deniz koşulunda güvenli, bağımsız iki büyük kamara mahali ile ayrılan orta havuzluk yani central denilen tasarım şekliydi. Düşünceleri baş, kıç ile ayrılan kamara bölümleri orta havuzlukta buluşacaktı. Uzun okyanus aşırı yolculuklara çıkabilecek sağlamlıkta, aynı zamanda iki direkli yelken performansı yüksek, stabilitesi fazla, seyri hızlı olacaktı bu istekleri ile birlikte 15 metre boyunda bir yelkenli olmasını düşünüyorlardı.

Böylce ailemizin büyükleri ile biz çocukların ilk göz ağrısı yavaş, yavaş şekilleniyordu.

Tasarımcıya ulaşabilmek için ilk denedikleri iletişim ile tam bir cevap alamazlar (Tucker design) tarafından. Ardından güzel bir hediye paketi hazırlarlayıp memleket havasını yansıtan Türk motiflerini taşıyan bakır tepsi, Anadolu motifleri işlı halı, tadı damakta kalan lokum ile güzel bir jesti olur tasarımcı için. Bu hoş güzel bir hediye paketi nazikçe cevap verilir. Ardından istekler bildirilir, sözleşme yapılır. Böylece "Robert Tucker" tasarım proje detay çalışmalarına başlar. (1979)

Arada mektup ile bir kaç kroki tasarımın hatları aşamaları ile artık belli olur.

Sabırlı bir süreçten sonra en nihayet plan paftaları çok detaylı olarak ellerine sonunda ulaşır. Proje iki türlüdür. Ahşap ve betonarme inşaa yapı tekniğine göre iki seçenekli projeler içinde ahşap planlar seçilp hazırlıklar başlar. Deniz şartlarında en mukavim, en dayanıklı uzun ömürlu olması sebebiyle bir nevi ağaçların kralıdır Tik ağacı. Bu yüzden Atila kardeşler bu yelkenli teknenin tamamını seçtikleri ağaç olan Tik (Teak) ağacından yapmaya karar verirler.

   

( TİK AĞACİ HAKKINDA : Küçük bir bilgi paylaşmak yerinde olacak. Anavatanı başta Hindistan, Malezya ve Endonezya olan tik ağacı güney ve güneydoğu Asya'ya özgü bir ağaçtır. Yüksekliği 40 metre üzeri büyüyebilen, 200 yılı aş?ın ömrü ile Afrika ve Karayipler gibi birçok ülkede yetiştiriciliği yapılır. Bünyesinde bulundurduğu yağ nedeniyle dış hava şartlarına dayanıklı bir sert ağaç çeşididir.

Tik ağacı olarak da bilinen, denizdeki her türlü hava koşullarına dayanabilen, yılların yıpratamadığı tropikal ağaçtır. Bu özelliklerinden dolayı ağaçların en değerlisidir, oldukça nadir bulunur. Dış odunu gri, iç odunu sarımsı açık kahverengi olup, iç odunu açık havada ve kendiliğinden koyulaşıp koyu kahverengi olur. Suyu adeta iter, böcek ve mikroorganizmalar tarafından kolay bozulmaz, zor verniklenir. Pahalı bir ağac olması nedeni ile günümüzde tekelerde güverte ve havuzluk kısımlarında sadece kaplama malzemesi olarak kullanıldığını görmekteyiz.)
 
(S/Y GÜNEŞ - Tucker design - Uskuna arma, Sancak Aborda görünüşü)

(USKUNA ARMA: iki direklidir. Uskuna yelken teknelerinde ana direk görevi gören arka direk uzun, ön direk ise kısadır. Kabarosta arma, direğe dik açı yapan, seren ismi verilen yatay direkler üzerine açılan bir yelken düzenine sahiptir. Sübye armada ise, ana yelkenin ön yakası direk ve istralyalara sabitlenir, alt yaka flok yelkeni gibi bazı istisnalar dışında bir bumba ile açılır. Günümüzdeki teknelerin çoğu sübye armalıdır. (Yabancı literütüerde Schooner) Arka direk uzun ön direk kısa.)

('80' li yıllarda betonarme tekniği ile genellikle üretilmiş yelkenli tekne üretilmiş tekneler sularımizda ve Dünya denizlerinde zaman zaman halen görebiliriz.)

Eğik ayna?ı, narin enli, kasarası basık , derin karinalı, central havuzluk' ta toplanmıs her iki aile ve kısma ayrılan ortak buluşma yeri.

Boy 15,00 mt istenmişti. Lakin proje uzunluğu 14,40 mt , eni 3,88 mt , su kesmi 1,86 mt, motor dizel 70hp güç uygun görmüştü tasarımcı. Armasi uskuna arma (Schooner) 1 ana yelken, 2 trinket, 2 flok, 1 genoa ve 1 fishermen yelkeniydi.
(S/Y GÜNEŞ - Tucker design - Plan ve boy kesiti)

1980 yılinda İzmır Çamdibi semtinde, iş yerlerinin yanindaki arsada yarısını kapatarak tam teşekküllü bir tersane mahaline dönüştürürler. Özellikle ağaç tekne üretimi yapılacak tersane de pek çok malzeme el aletleri olması şarttı. Testereler, testere makineleri, Çekiç, tokmak, kerpeten, tornavida, Zımpara makineleri, zincirli delik delme makineleri, Planya makinesi, kalınlık makinesi, freze makineleri, matkaplar, Rendeleme aletleri, mengeneler, düztabanlar, planyalar vb.),

ATILA Kardesler aralarında bir iş bölümü yapıp Mete ATİLA Teknenin yapım kısmına , Oktay ATİLA ise yaptıkları işin devamlılığı hususunda karar verirler.

 
(S/Y GÜNEŞ - Tucker design - En kesiti)

(denizci&mimar olarak yıllar sonra bir yanım denizci, bir yanımda mimar kimliğim ile eldeki bazı planları AutoCad ortamında bire bir tekrar projelendirme olanağı sundu bana. Kağıt üzerindeki çizgilerin projenin dahada kalıcı olması sebebiyle bu şekilde tekrar ayağa kaldırmak istedim.)




(S/Y - GÜNEŞ AutoCad ile çizimi-boy kesiti ve Sağ yan görünüşü)

GÜNEŞ İSTANKÖYDEN DOGAR...Bir gün Dayıları Mustafa AYDOĞMUŞ (Orfoz Kaptan) teknenin yapıldığı tersane'ye elinde bir Osmanlı ruhsatnamesi ile çıka gelir dedesinin sefine yelkenlisini yeğenlerinin yanına gelir.

Bir sonraki yazı dizimde görüşmek üzere, sağlıcakla kalın...
Ömür ATİLA ( denizci & mimar ) araştırmacı yazar.

Bu içerik toplam 105 defa okunmuştur.

Yazarın Diğer Yazıları

Harun Ulman'ın izinde Recep Sukes

Hatırlar mısınız bir zamanlar siyah beyaz Türk filmlerinde severek izlediğimiz o artistlerin film karelerinde boğazda, adalarda güzelim kotralar, guletler hatta motorlu yatlar, klasik görünümlü sürat tekneleri, kayıklar görürdük.

22.06.2017 00:25:21 0

Ali Dayı Tırhandili-(Rahmi M. Koç Müzesinde

Yelken teknesi olan Tırhandil tekneler hemen hemen her denizcinin sevdiği benimdesiği formu yapısıyla, nostaljik havasıyla bir rüyadır denizlerde.

23.05.2017 12:45:00 0

GÜNEŞ' in yeniden Doğuşu (5.BÖLÜM)

Nedense ilk göz ağrım diye bahsettiğimiz o ilkler var ya...

11.05.2017 14:41:47 0

GÜNEŞ İSTANKÖY'DEN DOĞAR (4.BÖLÜM)

Ne dersiniz ? Hepimizin içindeki güneşi arayıp çıkartalım mı ?

01.05.2017 11:19:52 0

''İSTANKÖY VE ORFOZ KAPTAN'' (2. BÖLÜM)

Osmanlı devleti hakimiyeti altında olan toprakları arasında, Türklerin yaşamaya başladığı 1523 yılı ile 1912 yıllarına kadar dört yüzyıl hüküm sürmüştür İstanköy' de. Ailemizden gelen, kanımıza karışan yelken, sualtı kısaca deniz aşkı, İstan?öy' de filizlenip "ORFOZ KAPTAN" öncesi nesiller de başlar hikayemiz.

01.04.2017 11:06:00 0

''İSTANKÖY VE ORFOZ KAPTAN'' (1. BÖLÜM)

Mustafa Aydoğmuş nam-ı diyar " ORFOZ KAPTAN " rahmetli babanemin erkek kardeşi olup Kos - İstanköy adası Türklerindendir.

10.03.2017 00:33:24 0

MERHABA, BEN MİMAR' IM AMA DENİZCİYİM

Merhaba, Tanışalım,

01.03.2017 17:23:45 0

Merhaba, ben mimar'ım ama denizciyim

MİMARLIK tüm hayatın içinde canlıların yaşadığı farkına varmadan kullandıgı, fiziki neredeyse her alani kapsar.

20.02.2017 23:43:48 0

Henüz yorum yazılmamış!

Yorum Yaz

500 adet karakter kaldı

RO-RO gemisi battı.

25 Kasım 2010 29

İSTANBUL'da geceden beri etkili olan şiddetli lodos yüzünden Maltepe Sahili'nde bir RO-RO gemisi battı.