23 Mayıs 2017, 12:45 0 Yorum 5

Ali Dayı Tırhandili - (Rahmi M. Koç Müzesinde)

Yelken teknesi olan Tırhandil tekneler hemen hemen her denizcinin sevdiği benimdesiği formu yapısıyla, nostaljik havasıyla bir rüyadır denizlerde.

Peki nedir bu Tırhandil denilen tekne tipi ?

Yunancada " Trekantini " diye adlandırılırlar, üçte bir anlamına gelir. Yani eninin boyunun 3/1 ölçüsünde, tekne baş ve kıç bodoslamaları birbirine simetri esasına bağlıdır. Neredeyse yüzyıllardır şarap, zeytin yağı, pekmez, üzüm, harup, balık, ipek ticareti yapılmış bu dizayn tekneler ile sert denizlerde yol almışlardır. Akdeniz ve Ege de süngercilerin, dalgıçların ağır işlerin öncüleri ekolüde olmuş, bir kaç detayı dışında günümüze kadar formu değişmeden gelmiştir.

Sancak, iskele abordalarından bakıldığında hemen göze çarpan yapısı itibariyle baş bodoslama ve kıç bodoslama çok hafif geriye doğru iki ucu sivrice olup yeke dümen kullanımlıdır. Antik çağlarda sedir ağacından yapılmakta olup, güzel manevra kabiliyeti, sağlam ve geniş karınlı denizci teknelerdir. Eski çağlarda ortalama 15metre boylarına kadar tek direkli latin yelkenli, günümüzde ise 20 metreye yakın reçineli çam ağacından, alçak , kavisli hatları ile randa ve markoni yelken tipiyle karşımıza çıkmaktadır.

Ahşap işçiliğinin güzel örnekleri arasındadır.

Akdeniz ve Ege de iki bin yıldır ticaretin vazgeçilmez öncüleri olmuşlar, Osmanlı tersanelerinin kapatılmasıyla 1840 yıllarında Yunanistan adalarında sünger avcılığının göz bebeği olduğu yıllarda tırhandiller vazgeçilmezdi.
Ekseriyetle Bodrum, Marmaris, Bozburun yöresinde 1950 – 1960 yıllarında ülkemizde de tekrar atağa kalktığı yıllarda güvenilirliği ve sağlam geniş karınlı gövdesiyle sünger avcılarının talep ettiği tekneler olmuşlarıdır. Sünger dalgıçlarının nargile tekniği ile daldığı dönemde, dalgıcın çıkardığı kabarcıkları kıvraklığıyla takip edebildiğinden tercih edilmekteydiler.

İşte o yıllarda  ‘’Mehmet ÖZYURT’’ ustanın ellerinden yonttuğu kerestesinden bir Tırhandil imal eder. Üzerinde hayatlar geçecek, anılar hikâyelere dönüşecek bir ekmek teknesidir ALİ DAYI Tırhandili. (Bodrum 1960)

Teknenin ilk sahipleri ülkemizin en tanınmış dalgıçlarından "Can Tosun SEZER"  ve "Baskın SOKULLU" dur. Sipariş ettikleri bumbasız randa arma tırhandilini "Mehmet ÖZYURT" ustanın ellerinden teslim alırlar sene 1960.
Tekne 10,50metre boyunda, yeke dümen, üç kanatlı Samofa makina ile donatılmış sünger avcılığı, sualtı balıkadam işleri için dizayn edilmiştir.



ALİ DAYI - (VOLGO DON gemisi çalışmaları)

İlk sahipleri yurt dışına süngercilik faaliyetlerini yapmak için 1961 yılında Libya sularına seyir ettiler.  Böylece ALİ DAYI tırhandili ve Türk dalgıçlarını süngercilik faliyeti için ilk yurt dışına çıkan tekne oldu.

ALİ DAYI  tırhandil teknesi dalgıç sahipleri ‘’Can Tosun SEZER’’ ve ‘’Baskın SOKULLU’’ yanlarında çalışması için ‘’A.Enes EDİS’’ isminde bir genç delikanlı alırlar 1973 yılında.
‘’A.Enes EDİS’ ’dalgıçlığa başladığı bu tırhandil teknesi, ilk emek ekmek teknesi olur, işverenleri ile birlikte yıllarca çalışırlar.



ALİ DAYI - ( INDEPENTENTA gemisi çalışmaları)



ALİ DAYI - ( INDEPENTENTA gemisi çalışmaları)



ALİ DAYI - ( INDEPENTENTA gemisi çalışmaları)





1982 yılında mimar ve dalgıç '’A. Enes EDİS’’ kurduğu (DETEK Deniz Teknolojileri ve Tic. Ltd Şti) ile dalgıçlık hizmeti, sualtı gemi kurtarma, deniz boru hatları inşaatı ve denizcilik sektöründe kullandığı teknolojik sistemler ile başarılı çalışmalara imza atmaya başlamıştır. ALİ DAYI tırhandili çalıştığı işlerde Türkiye' nin, basınç odası ve ekosounder donanımına sahip ilk teknolojik dalgıç teknesidir.

Asaleti geçmişi geleceğe dönüştürecek çeşit, çeşit işler, hikâyeler, anılar barındırmıştır, bu yüzden 1990 yılında tekneyi kendi bünyesine alır. Ta ki 2016 yılına dek...
''A. Enes EDİZ'' için bu tırhandil hayatının dönüm noktası mesleğine vesile olan bu tekne, ne zorlu işler, denizler arşınlamıştı. Belki içinde dudaklardan dökülmeyen yılların anıları... Denizler ve sualtında geçmiş bir hayat.




"A.Enes EDİS'' ve  ALİ DAYI maketi  (Bodrum deniz müzesi)


ALİ DAYI Tırhandili sergilenmeden önce Tuzlada yenileme bakım onarımdan geçtikten sonra hazırlanmış, sergilenmek için (Rahmi M. Koç Müzesi) yolunda.


Artık günümüzde yok olmaya, azalmaya başladı böyle güzel değerler. Gelecek nesiller bir tırhandil görebilirmi dersiniz?

ALİ DAYI tırhandili  baş kaldırırcasına dimdik ayakta, yakından görmek isterseniz çok uzağınızda olmayacak. ‘’ A. Enes EDİS’’ gerçek değerinin doldurulamıyacağı bu güzel tekneyi, gelecek kuşaklara bir miras olması için (Rahmi M. Koç Müzesi) ne bağışladı.




Fotoraf : Ömür ATİLA  (ALİ DAYI Tırhandili Sancak aborda görünüşü - Sergilenmeden önceki son rötuşlar)



Fotoraf : Ömür ATİLA (ALİ DAYI Tırhandili İskele bas omuzluk görünüşü - Sergilenmeden önceki son rötuşlar)


Fotoraf : Ömür ATİLA  (ALİ DAYI Tırhandili - Sancak kıç omuzluk görünüşü ve yeke dümen Sergilenmeden önceki son rötuşlar)


Artık hazır bir şekilde siz ziyaretçilerini bekliyor (Rahmi M. Koç Müzesi) denizcilik bölümünde bugünlerde sergilenmeye başlıyacak. Sakın kaçırmayın.

Gelecek kuşaklara, kalbi deniz ile atanlara, deniz severlere sergilenmek üzere bu bağışından dolayı kendisini ilk ben tebrik ederim.




Bir sonraki yazımda buluşmak üzere, sağlıcakla kalın.
Ömür ATİLA (denizci & mimar) araştırmacı yazar.

 
Bu içerik toplam 263 defa okunmuştur.

Yazarın Diğer Yazıları

Şamandıraya Rağmen...!

Şamandıraya Rağmen...!

15.09.2017 08:56:46 0

Harun Ulman'ın izinde Recep Sukes

Hatırlar mısınız bir zamanlar siyah beyaz Türk filmlerinde severek izlediğimiz o artistlerin film karelerinde boğazda, adalarda güzelim kotralar, guletler hatta motorlu yatlar, klasik görünümlü sürat tekneleri, kayıklar görürdük.

22.06.2017 00:25:21 0

GÜNEŞ' in yeniden Doğuşu (5.BÖLÜM)

Nedense ilk göz ağrım diye bahsettiğimiz o ilkler var ya...

11.05.2017 14:41:47 0

GÜNEŞ İSTANKÖY'DEN DOĞAR (4.BÖLÜM)

Ne dersiniz ? Hepimizin içindeki güneşi arayıp çıkartalım mı ?

01.05.2017 11:19:52 0

GÜNEŞ İSTANKÖY'DEN DOĞAR (3.BÖLÜM)

Dünya da ve Ülkemiz de pek çok konusu "deniz" olan farklı yaşamların hikayelerini duyuyoruz. Aslında bir dere, bir nehir, göl, baraj veya deniz kısaca "SU" her birimizin hayatı için çok önemli olduğu kadar, yine her birimizin kaçış yerleri değil mi..!

18.04.2017 19:15:12 0

''İSTANKÖY VE ORFOZ KAPTAN'' (2. BÖLÜM)

Osmanlı devleti hakimiyeti altında olan toprakları arasında, Türklerin yaşamaya başladığı 1523 yılı ile 1912 yıllarına kadar dört yüzyıl hüküm sürmüştür İstanköy' de. Ailemizden gelen, kanımıza karışan yelken, sualtı kısaca deniz aşkı, İstan?öy' de filizlenip "ORFOZ KAPTAN" öncesi nesiller de başlar hikayemiz.

01.04.2017 11:06:00 0

''İSTANKÖY VE ORFOZ KAPTAN'' (1. BÖLÜM)

Mustafa Aydoğmuş nam-ı diyar " ORFOZ KAPTAN " rahmetli babanemin erkek kardeşi olup Kos - İstanköy adası Türklerindendir.

10.03.2017 00:33:24 0

MERHABA, BEN MİMAR' IM AMA DENİZCİYİM

Merhaba, Tanışalım,

01.03.2017 17:23:45 0

Merhaba, ben mimar'ım ama denizciyim

MİMARLIK tüm hayatın içinde canlıların yaşadığı farkına varmadan kullandıgı, fiziki neredeyse her alani kapsar.

20.02.2017 23:43:48 0

Henüz yorum yazılmamış!

Yorum Yaz

500 adet karakter kaldı

Kaleiçi

03 Kasım 2010 29

Kaleiçi Marina

Ekim Ayı Yat Yarış Takvimi

27 Eylül 2017 29

TYF Ekim Ayı Yat Yarış Takvimi