22 Haziran 2017, 00:25 0 Yorum 5

Harun Ulman'ın izinde Recep Sukes

Hatırlar mısınız bir zamanlar siyah beyaz Türk filmlerinde severek izlediğimiz o artistlerin film karelerinde boğazda, adalarda güzelim kotralar, guletler hatta motorlu yatlar, klasik görünümlü sürat tekneleri, kayıklar görürdük.


( Boğazda kotra - Türk Film sahnesinden )

Bazen alargada, demirde.

O sevdiğimiz artistler kimisi güneşlenir atlar suya veya su kayağı ile kimisi de yelkeni açmış ağır, ağır yürür ufka doğru.


( Boğazda Kotra - Türkan ŞORAY & Ayhan IŞIK - Zorlu Damat Türk Film sahnesi )

Ülkemiz denizlerinde ahşabın hâkim olduğu zarif çizgileri ile Marmara'nın billur gibi temiz sularında da dans ettiği o güzelim yılardı, hatırda kalanlar.

Peki, hiç düşündünüz mü bu güzelim tekneleri o yıllarda nerelerde inşa ediyorlar? Hangi tasarımcının hayalinde? Hangi ustanın becerikli ellerinde şekilleniyor alın teri ile hangi şartlarda yontuluyor, üretiliyor ve nasıl denize kavuşuyor?

Evet, tam alın teri. Ahşabın talaş kokusu biraz deniz, biraz martı sesi.

İşin aslı günümüzün vazgeçilmez malzemesi fiber diye adlandırdığımız fiberglas tekneleri hızlı üretim ve bakımsal maliyetlerinin azlığından dolayı tercih edilmekte. Fiber daha hafif, daha küçük motorla daha hızlı. Yapısal olarak önceden tasarlanıp projelendirildikten sonra hazırlanmış erkek - dişi kalıp diye tabir edilen iç yüzeyleri parlatılarak ayırıcı, gelcoat üzerine farklı gramajlarda cam elyafı tabakaları kesilip üst üste belli bir kalınlık mukavete ulaşasaya kadar karinada, bordada, güvertede ve daha pek çok noktada reçinesi ile yedirerek hiç hava kabarcığı kalmadan birleştirilen ve kuruduktan sonra kalıbından ayrılarak her katmanı muntazam alt kabuk, üst kabuk ve içi birleştirerek seri üretim dediğimiz bu tekneler ortaya çıkmaktadır.


( Fiberglas tekne alt gövdenin oluşturulması. Erkek - dişi kalıptan ayrılması. )

Tip ve modeline bağlı yelken veya motorlu olsun ardı ardına onlarca, yüzlerce tekne tek bir kalıbı kullanılarak dökülen tekne tipidir. Yerli, yabancı çeşitli markalar hızlı üretim ile birbirinin aynısı olan tekneleri her limanda, marinada, çekek sahalarında görmek alışa geldiğimiz bir durum. Seri üretim tercih sebebi kendini deniz şartlarında doğa koşullarına karşı performans, hız denge, konfor gibi konularda ispat etmiş denenmiş tekne olarak anlaşılmakta, alınırlılığını artırmaktadır. Avantajları olduğu gibi dezavantajları elbette vardır. Dalga sesini karinanızda duyarsınız, tekne içleri yazın sıcak, kışın soğuktur kabuk daha incedir diyebiliriz.

Ahşap tekneler ise ince ustalık gerektiren göz dolduran sabırla zaman içinde işlenebilen uygun cins seçilmiş ağaç ile yüz yaşını aşmış bir takım yenileme işlemlerinden sonra bu gün klasik ahşap yarış gezi tekneleri de mevcuttur. Kısaca yaşayan teknelerdir.

Tik başlı başına en dayanımı fazla olan bir numaralı ağaçtır ancak iroko, makore, afrormosia gibi egzotik ağaçlar da uzun ömürlü olup, bunlar birinci sınıf ağaçlardır. Meşe, maun, sipo, kestane gibi tekne yapımında sık kullanılan ağaçlar ikinci sınıf ağaçlardır. Genellikle tüm iğne yapraklı ağaçlar, üçüncü veya dördüncü sınıf ağaçlardandır. Bu ağaçlar, yük taşıyan elemanlarda veya suyun etkilerine açık kısımlarda kullanılmamalıdır. Ancak malzemelerin ömürlerinin yanında işleme özellikleri, mukavemetleri, fiyatları, yapıştırma özellikleri gibi diğer özellikleri de malzeme seçiminde önemli rol oynarlar. Ömür tespitinde kullanılan yol, hiç bir koruyucu işlem görmemiş ağaç içindir, başka bir deyişle rutubetli, açık ortamda ve toprak üzerinde tutulan ağaç içindir. Dolayısıyla deniz ortamında ağaçtan beklenen ömür çok daha fazla olacaktır.

Ahşap tekne yapımında kullanılan ağaçlar kurutulmuş ve % 15 lik bir nem barındıran ağaç kerestesi kullanılır. Günümüzde ahşap modernize edilerek üzeri elyaf sargı epoxy sistemler revaçta olup tek tük üretiliyor gözükse de fiberglas teknelerden önce ağaç tekneler denizlerin krallarıydı. En belirgin özelliği kişiye özel tasarımları ile göze çarpmaktaydı.

Bu ne demek derseniz?

Bir eşi benzeri yok. Sadece sizin için tasarlanmış, projelendirilmiş ve inşaa edilmiş tekneler diyebiliriz.

O halde şöyle biraz geçmişe usta ellerin ahşap tekne ürettiği o yıllara gidelim ne dersiniz?

Osmanlı dönemi Fatih Sultan Mehmet Han İstanbul'un fetih'in ikinci yılında dönemin en büyüğü olan imparatorluk tersanelerini 1455'te Haliç'te kurmuş, bugün Haliç tersaneleri olarak Tersane-i Amire olarak bilinip Haliç, Taş kızak, Camialtı tersanelerinden oluşmaktadır. Dünyanın yaşayan en eski tersanesidir

Denizciliğimizin yakın geçmişi ise gemi sanayimiz üç dönem de gözlenmektedir.

Birinci dönem : 1923 - 1952
İkinci dönem : 1952 - 1980
Üçüncü dönem : 1980 ve sonrası yani günümüz.

İstanbul un tersaneleri yine Haliç bölgesinde yoğunlaşmıştı. Üretilen ahşap tekneler 1950'li yıllara kadar İstanbul'da Perşembe Pazarı'ndan Unkapanı Köprüsü'ne kadar uzanan bölge her türlü ahşap deniz araçlarının kalafat (Kalafat tekne gövdelerinde ahşap aralarında su sızırmazlığını sağlayan işlem) yeriydi.

Çeşitli gemiler, kotralar, yelkenliler, kayıklar, taka ve çektirmeler çeşitli ebatlarda üretilen ahşap teknelerde Ayvansaray kıyısına çekilerek tamir ve bakım yerleri olarak bilinirdi.

Yüz yılı aşkın süre Ayvansaray'da tekne imalatı deneyimine sahip olan nam yapan ustaların yetiştirdiği öğrencileri Türkiye yat sektöründe öncüleri olmuşlardır.

İşte bu manada sizleri Türkiye'miz de ahşap yat üretimi öncülerinden, öğrencilerinden iki önemli ve ahşap tekne ustasından biri olan Recep SUKES usta ile tanıştırmak istiyorum.

Kendisi ( Tekneci Harun ), ( Harun tekneleri )lakabı ile bilinen ünlü Türk gemi mimarı deniz inşa mühendisi Harun ULMAN' ın yanında çalıştığı iki kadim değerli tekne ustaları İsmail GÜMÜŞ ve Recep SUKES'tir.

Recep usta Kastamonu Cide'de mayıs 1923'te doğar. Çocukluk yıllarında dede mesleği olan kaba mararangozluğu benimser ve sürdürmeye karar verir. Küçük yaşlarında geldiği İstanbul'da henüz 15 yaşlarında başladığı Ayvansaray tersanesinde iş hayatı onun çıraklık yılları olur.


( Haliç-1935 )

Kalfalık dönemi İstinye'de devam eder. Balıkçılık, yük Çektirme tekneleri yapımı, sandalcılık tamiratları, kalafat, safhalarında kalfalık şeklinde çalışmasını aralıksız sürdürür.


Ortada: Sayın Rıfat EDİN tarafından Rahmetli Tasarımcı ve yat inşacı Harun ULMAN eserlerini gün yüzüne çıkaran, yaşatan, elinden geldiğince koruyanı olmuştur.

Rıfat Bey yazıya döktüğü yıllarda Harun ULMAN'ın öğrencileri dediği Harun teknelerini bir, bir işleyen iki kadim dost ile hatıra fotoğrafı. Solda: İsmail GÜMÜŞ usta, Sağda: Recep SUKES usta


( Harun ULMAN )

Harun ULMAN (1900 - 1977) yılları arası yaşamıştır.

1911'de gittiği Almanya'ya 1921'de gemi mimarı olarak tahsilini yapıp döner.

Eylül 1932'de ilk kez düzenlenen YOLE sınıfında yarışıp takım arkadaşı Behzat BAYDAR ile Fenerbahçe'ye şampiyonluk kazandırır.

1935 yılında Moda Denizcilik Kulübü'nün kurucularından olur.

1936'da Berlin Olimpiyatlarında takım arkadaşı Behzat BAYDAR ile Olimpiyatlara katılan ilk Türk yelkencilerinden biridir.

1937'de Türk milli takımının ilk ikili temasında Ay Yıldız formayı giydi ve STAR sınıfında takım arkadaşı BAYDAR ile rakipleri ile yarışmıştır.

1952 yılında İstanbul Yelken Kulübü kurucularından olmuştur.

Harun ULMAN Cumhuriyet dönemi ve sonrası kararlılığı ile Türk Denizciliğine sağladığı değerli öncülüğü katkılarıyla iyi bir tekneci, iyi bir yelkenci olmasından dolayı eğiticiydi, öğreticiydi. Pek çok ünlü ustaya öğretmenlik yapmış, yetiştirmiş, bilgilerini paylaşmıştır. Türkiye'nin en tanınan ün yapmış gemi ve yapımcıları arasında yer almıştır.

İsmail GÜMÜŞ usta ile Recep SUKES usta aynı zamanda akraba ve aynı memleketlidir, yakın arkadaşlardır. Bir vesile ile Harun Bey'in çatısı altında bu iki iyi arkadaş birleşir ve kader birlikleri başlar. 1948

İstanbul Kartal Yunus mevki ( şimdiki kumcular kıyısı ) Harun ULMAN'ın çalışma yeridir.


( Tersane önünde 20 m. Uzunluğunda tren rayı şeklinde denize uzanan denize tekneleri rahat indirebileceği bir sisteme sahiptir. )


Harun Bey'in benimsediği sevdiği Recep SUKES ve yakın arkadaşı İsmail GÜMÜŞ has ustaları, yetiştirdiği öğrencileri olur. Birlikte canla başla çalışırlar. Aslında burası çalışan tüm ustaların da okulu gibidir. Projenin okuması, tatbikatı, endaze çalışmaları, tekne eğrilerinin dikkatlice kurulup yapılması, karinanın, güvertenin, iç mobilyaların ve daha pek çok konuda Harun bey'in izinden giderler.


( Recep SUKES ve çocukları )

Harun Bey'in kimseden alıntı yapmadan sadece kendine özgü çizgilerini taşıyan tekneleri sanatçı ruhunun tasarımla dönüştüğü oluşturduğu projeler ile ortalama 10 m, 12 m kotralar ve daha büyük yelkenli üretim yapmaktaydılar.

Recep SUKES ustalığını ilerlettiği ve Harun Bey'in yanında aldığı teknik bilgi birikimi yakaladığı çizgileri istikbali ile kendi iş yerini açmak isteği ile bu kez yine Kartal da aldığı kendi evinin alt kısmında denize sıfır atölyesini kurar ve Eyüp KALAY ile ortak olurlar.


( Recep SUKES & Eyüp KALAY atölyesi -Kartal )

Recep usta ve Eyüp usta Ortaklığı ile kurdukları bu yeni işyeri Kartal'da evin altındadır yer oldukça genişçedir, atölye önü hemen denizdir yaptıkları yağlı ahşap kütüklerden iniş rampasıyla hizmet verirler burada. Her sene sezon başında İstanbul adalarında oturan seçkin levanten müşterilerine, yelkenli, gezi tekneleri yapmaya başlar ve her yaz başı en az 20 adet imal ettiği sandal, kayıklar bir ritüele dönüşür.


( Yeni bitmiş Ahşap yelkenli teknesinin denize inişi - Kartal )


(Recep SUKES & Eyüp KALAY iş yeri - Kartal sahil dolgusu atölye önüne geldiği günler )

İstanbul Anadolu yakası sahil dolgusu başlamış Kartal'da ki çalıştıkları atölye önüne doldurma gelmiştir. Bu sebeple Eyüp usta ile yollarını ayırırlar. Eyüp usta sandal yapım işine devam eder.


( Recep Usta - Gövde yapımı )

Recep usta 1981 yılı Tuzla Petrol Ofis kamp yanı Mercan Yuvası Mevkiinde, bir dönemde Deniz harp okulu Tuzla'da SUKES TEKNE ATELYESİ adlı şirketini kurup faaliyetlerini İstanbul Tuzla bölgesinde çoğaltarak devam eder hem çekek hizmeti, tamirat, hem inşa işleri yapar.

Ahşap tekne yapımında kullanılan ağaçları ihalelere girerek bazen Adapazarı Düzce'den Meşe, Yenice Çamı, Gürgen, Maun, Irako, sapelli bazen Karadeniz bölgesinden alırdı.

Ağaçlar nemden rutubetten arındırılmış olarak saklanır kurumaya alınırdı.

Meşe ağacı ağırlıklı olarak posta ve omurga yapımında kullanıldığı gibi teknelerin iç dekorasyonu mobilyalarında da kullanılıyordu.

Kestane, posta ve omurgaların yapımında,.Tik ağır şartlarda suya direnci çok yüksek olması işleme zorluğuna karşı güverte kaplamalarında tercih edilirdi.

Bazen Sarıçam yatlarda dış kaplamalarda, yelken direklerinde, destek parçası olarak, güverte döşemelerinde kullanılıyordu.

Projeye göre ağaç seçimini budaksız olanlarını seçer bu seçtikleri ile tekneyi işlerdi.

Kimlere tekne yapmadı ki onlardan sadece birkaçı şöyle;

Süheyl FURKOÇ
Haldun SİMAVİ
Rahmi KOÇ
Orhan TOYGER
İnan KIRAÇ
İnönü, Damadı Metin TOKER
Mumahhet CİGAR
Remzi YAĞCI
Birsel AKEL
Orhan DİNLER
Nail KEÇELİ


( Ahşap motor yat denize kavuşması )


(Chris Craft - Orjinaline sadık kalınarak yapılan Recep usta yapım. Klasik ahşap sürat teknesi denize kavuşma anı - Recep ustanın En Küçük oğlu Sayın Nurettin SUKES ile - Tuzla )


( Chris Craft - Recep usta yapım Klasik ahşap sürat teknesi denize kavuşma anı - Recep ustanın Küçük oğlu Nurettin SUKES ile -Tuzla )

Tersane önlerinde şimdiki gibi teknolojik sistemlerden önce küçük büyük guletler, motor yatlar büyük sağlam ağaç kütüklerin bir dizi iniş yolu şeklinde sabit rampalar kurulurdu denize belli bir derinliğe kadar inşa edilir sabitlenirdi. Birbirine bağlı bir ağ gibi bu rampa yol önce iyice yağlanır kayması kolaylaşırdı. Karada sabit makaralı ırgatlar ile az eğimli olan bu zeminde dikkatlice ve sabırla kaydıra, kaydıra yavaş, yavaş sürülür denize kavuşturulur veya kara bakımı için çekilirdi.


( Tekne karinasına uygun açıda takozlanıp sağlama alınmış hareketli kızak. Zemine sabitlenmiş kızak üzerinde kaydırılarak tekne denizle buluştuğunda birbirinden ayrılıp boşa çıkacak ve geriye alınacak ve tekrar başka tekne için kızaklanacak. )


( Recep usta yapım İnönü damadı için Kırmızı bordalı gezi teknesi )


( Nail KEÇELİ yelkenli gezi teknesi - Tuzla )


( Nail KEÇELİ yelkenli gezi teknesi - Tuzla )


( Recep usta yapım - Nail KEÇELİ yelkenli gezi teknesi - Sancak baş omuzluk altında Recep usta ile hatırası )


( Recep usta - Tuzla 1991 )

Harun ULMEN'in yetiştirdiği ve en sevdiği iki öğrencisinden biri olan Recep SUKES öğretmeninden aldığı güzel eğitimi kendi becerileri ile birleştirip işini kaliteli yapan, aranan bir usta olmuş, elinin altından 200 adet üzeri irili ufaklı çeşitli yelkenli, motorlu tekneler geçmiştir.

Geldiği yetmişli yaşlarına rağmen çalışmayı bırakmadan özveriyle, büyük bir şevkle işini sürdürmüş, yetmiş yedi yaşında olduğu 2000 yılında Hakka yürümüş aramızdan ayrılmıştır.

Ruhu Şad olsun.

Recep ustanın çocuklarından büyüğünden küçüğüne sırasıyla Celal BOZKURT, Halil SUKES, Cemal SUKES Allahın rahmetine ermişlerdir. Dördüncü oğlu Yücel SUKES ve En küçükleri Nurettin SUKES babalarından aldığı denizci, tekneci kimlikleri ile işlerini sevgi ile başarı ile bugün sürdürmektedirler.

Bir sonraki köşe yazımda buluşmak üzere sağlıcakla kalın.

Ömür ATİLA ( denizci & mimar ) araştırmacı yazar.

Bu içerik toplam 322 defa okunmuştur.

Yazarın Diğer Yazıları

Şamandıraya Rağmen...!

Şamandıraya Rağmen...!

15.09.2017 08:56:46 0

Ali Dayı Tırhandili - (Rahmi M. Koç Müzesinde)

Yelken teknesi olan Tırhandil tekneler hemen hemen her denizcinin sevdiği benimdesiği formu yapısıyla, nostaljik havasıyla bir rüyadır denizlerde.

23.05.2017 12:45:00 0

GÜNEŞ' in yeniden Doğuşu (5.BÖLÜM)

Nedense ilk göz ağrım diye bahsettiğimiz o ilkler var ya...

11.05.2017 14:41:47 0

GÜNEŞ İSTANKÖY'DEN DOĞAR (4.BÖLÜM)

Ne dersiniz ? Hepimizin içindeki güneşi arayıp çıkartalım mı ?

01.05.2017 11:19:52 0

GÜNEŞ İSTANKÖY'DEN DOĞAR (3.BÖLÜM)

Dünya da ve Ülkemiz de pek çok konusu "deniz" olan farklı yaşamların hikayelerini duyuyoruz. Aslında bir dere, bir nehir, göl, baraj veya deniz kısaca "SU" her birimizin hayatı için çok önemli olduğu kadar, yine her birimizin kaçış yerleri değil mi..!

18.04.2017 19:15:12 0

''İSTANKÖY VE ORFOZ KAPTAN'' (2. BÖLÜM)

Osmanlı devleti hakimiyeti altında olan toprakları arasında, Türklerin yaşamaya başladığı 1523 yılı ile 1912 yıllarına kadar dört yüzyıl hüküm sürmüştür İstanköy' de. Ailemizden gelen, kanımıza karışan yelken, sualtı kısaca deniz aşkı, İstan?öy' de filizlenip "ORFOZ KAPTAN" öncesi nesiller de başlar hikayemiz.

01.04.2017 11:06:00 0

''İSTANKÖY VE ORFOZ KAPTAN'' (1. BÖLÜM)

Mustafa Aydoğmuş nam-ı diyar " ORFOZ KAPTAN " rahmetli babanemin erkek kardeşi olup Kos - İstanköy adası Türklerindendir.

10.03.2017 00:33:24 0

MERHABA, BEN MİMAR' IM AMA DENİZCİYİM

Merhaba, Tanışalım,

01.03.2017 17:23:45 0

Merhaba, ben mimar'ım ama denizciyim

MİMARLIK tüm hayatın içinde canlıların yaşadığı farkına varmadan kullandıgı, fiziki neredeyse her alani kapsar.

20.02.2017 23:43:48 0

Henüz yorum yazılmamış!

Yorum Yaz

500 adet karakter kaldı

Özel iskele ve liman dönemi bitiyor

11 Ocak 2013 29

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın yaptığı Bütünleşik Kıyı Planı'na göre kişiye özel iskele ya da liman dönemi bitecek.

Büyük Yarış başladı..

14 Temmuz 2012 29

Yat yarışlarında DenizBank-Türkiye Açık Deniz Yarış Kulübü (TAYK) Trofesi'nin en önemli mücadelesi olan ''Büyük Yarış'', Deniz Kuvvetleri Kupası Yarışı ile start aldı.