06 Kasım 2017, 15:15 0 Yorum 5

Dikkat...! Çeken Akıntı var...

Yaz sezonunuzun gelmesi ve okulların kapanmasıyla, genellikle sıcağın bunaltıcı etkisinden bir nebze rahatlamak serinlemek, yüzmek, güzel vakit geçirmek için sahillere, özlediğimiz bu yerlere akın ediyoruz.

Yaz, kış dört mevsim denizde olanlar deniz keyfinizin kâbusa dönüşmemesi için LÜTFEN DİKKATLİ OKUYUNUZ...!

( ÇEKEN / RİP AKINTI - UYARI LEVHASI )

Kıyılarımızda da yoğun bir şekilde özellikle KARADENİZ sahillerinde maalesef zaman zaman boğulma haberleri ile adını sıkça duymaktayız ÇEKEN AKINTI'yı.  Daha denize ilk girdiğiniz yerden sizi itici bir güçle, bazen anlamadan açığa doğru sürüklendiğinizi çok geç fark edebilirsiniz.

''Ben çok iyi yüzerim bana bir şey olmaz SAKIN demeyiniz''

Çünkü bu öylesine sinsi ve bazen öyle güçlü bir akıntı ki tecrübe, kas gücü, kondisyon,  sporcu, genç, yaşlı, profesyonel, amatör dinlemez... !

Denize serinlemek için girenler, suyun kenarında oynayan çocuklar, şakalaşan gençler bir şekilde karadan uzaklaştığını fark edesiye çoktan akıntıya kapılmış olabilir. Kişinin var gücüyle kıyıya dönmeye karaya ulaşmaya çalışması yüzücünün önce panik ardından korkuya kapılıp mücadele ettikçe tükenmesine yol açacaktır.  Bu şekilde panikleyip boğulma ve ölüm ile sonuçlanmaktadır.

Akıntıya kapılan kazazede daha ne olduğunu anlayamadan istemsiz açığa doğru çeken bu akıntıyla, en az 30 metre bazen 300 metreye kadar ileriye sürüklenebilir. Açığa gittikçe akıntı hızı azalıp akıntı bitecektir. Aslında kıyıya vuran dalgaların geri dönmesiyle oluşan sahilde belli noktalardan açığa çeken bu kanal dere gibi bir hızla akar, maalesef kişi fark ettiği vakit kazazede için heyecan, panik, korku dolu anlar başlamıştır. Hâlbuki açığa ulaşan çeken akıntı açıldıkça zaten gücü azalacak ve bitecektir. Çok soğukkanlı olunması gerektiren anlardır . İnsan, iyi bir yüzücü dahi olsa denizde yalnızlık duygusu, dalgalar ve köpüren beyaz su ile yön kaybı, derinleşen dip zemini ile ayağın yere değmemesi, öte yandan sürüklenmek bunlar herkes için çok zor anlardır. Kazazede için yaşamı kazanabileceği veya kaybedebileceği duygularla doludur.  Akıntıya karşı koyup karaya yüzme eğilimi kişinin gücünün tükenmesine, nefes nefese kalıp hatta baş dönmesine, bitkinlikten dolayı baygınlığı da yol açabilir ve buda boğulmayla sonuçlanabilir.

Bu yüzden akıntının açıkta durduğu noktadan veya açığa doğru gittiğinizi fark edip aynı noktadan kıyıya dönmek için sakın mücadele etmeyin. Bunun yerine açıkta soğukkanlılıkla akıntı hafiflediğinde kanalın sağına kıyıya paralel veya soluna doğru sahile paralel olacak şekilde biraz yüzerek kanaldan uzaklaşın ve dönüşe geçin. Kurtulmanın tek yolu bu. Sakın korku ve paniğe kapılmayın. Üzerinizde dalış elbisesi veya ( shorty ) denen ( Bacak ve kollar diz kapağından sonra açık) neopren kumaşından 3mm. / 5mm kalınlığında bir dalış elbisesi varsa (dalgalı denizde shorty mutlaka olmalı) sizi su üstünde pozitif yüzerlikte tutarak bir nevi can simidiniz olacak, fazla güç sarf etmeden, batmadan karaya dönebileceksiniz.

Güçlü kuzey rüzgârlarına açık olan Karadeniz'e özgü bir akıntı diye bilinen ancak tüm dünya kıyılarında da yaşanan işte bu gizli akıntının orijinal ismi (RİP CURRENT)

(Shorty yüzme elbisesi)

1- Rip / Çeken akıntı nedir?

Kısaca açıktan kıyıya ulaşan dalga ile su hareketi yüzeyde belli aralıklarla bir kanal oluşturur. Özellikle rüzgârlı günlerde dalganın artarak sahile vurup tekrar bu satıhta kanala girip açığa geri çekerek dönmesidir.

( Rip / Çeken akıntının yeri ve oluşumu ve kıyıdan deneme amaçlı boya torbası bırakılarak nasıl açığa gittiğini görmekteyiz. Denize girenlerin ne kadar açığa gidebileceğinin ispatıdır.)

(Rip / Çeken akıntı yeri kırmızı ok ile gösterilen akıntının kanal oluşturduğu sahilden açığa derine doğru çeken gizli akıntı.)

2- Rip / Çeken akıntı nasıl oluşur?

Çeken akıntı denizin zemininde dip yapısının hareket edebilen kum, ince çakıl, gibi sert olmayan zeminlerin akıntı, gel-git veya dalga hareketiyle sualtında oluşan topuk, uzunca sırt diye nitelendirdiğimiz ( kum topukları, dalyan, yarık, çukur kum tepeleri ) gibi yerlerde oluşan sığ sudan açığa derine doğru kuvvetli akıntılardır. Açık denizden sığ veya derin sudan sahile vuran rüzgârlı günlerde dalgaların oluşması ve giderek şiddetlenmesi, dalga boy ve genişliğinin büyümesi ile sahilleri döverek belli bir kuvvete hıza ulaşır. Bu hız dalganın sahile vurup tekrar yüzeyde geriye kanal oluşmuş olan kısımlardan bir kuvvette satıhta sualtından dönmesiyle bu kez sığdan derine doğru yani açığa doğru akan bir nevi dere, nehir akıntısı gibidir. Bu akıntı düşünülenin tersine açığa gittikçe hızı azalıp bir süre sonra sona erecektir.

(KARADENİZDE sık karşılaşılan kum çekilmesinde de bir örnektir. Dalga hareketleri ve akıntıların hareketiyle kum tepeciği oluşmuş ancak biraz daha ilersi daha derinleşmiş yani KUM ÇEKİLMİŞ ve KUM TOPUĞU oluşumu.

Her gün aynı noktadan kumluk sahillerden denize girenler kum çekilmesini bilirler. Aynı noktadan denize girdiklerinde bazen çukur bazen tümsekler oluşmuştur. Halk arasında kum çekilmesi denen bu olay aslında dalgalar ve Çeken akıntı ile oluşmaktadır.)

3- Rip / Çeken akıntı neden tehlikelidir?

Bu akıntının hele ki sıfır deniz kıyısından dışarıdan çıplak göz ile bakılıp tespit edilmesi bir hayli zordur. Mümkünse biraz tepelik bir yerden görüp yakalayabilirsiniz kanalları. Çeken akıntı genelde ( 0,3m. /s.  – 0,6 m./s. )  arasında hızı değişmektedir, fakat ortalama 2,4m./s. hızında olduğu tespit edilmiştir.  Bu garip sayılara nedir ne anlama geliyor diyenleri duyar gibiyim. Açıklaması şöyle; İyi derecelere girmiş olimpiyat yüzücülerinin 100 metre serbest stil' de yüzdükleri hızdan çok daha fazla olduğunu bilmemeliyiz.

Çok iyi yüzme bilenler, gençler, çocuklar özellikle dalgaların açıktan kıyıya vurduğu aşırı dalgalı ve rüzgârlı olan deniz koşullarında denizden uzak durmak zorunda olduğunu bilmeliler. Hiç kimsenin karşı koyamayacağı güçlü bu akıntı sebebiyle ne kadar mücadele verirseniz o kadar hızlı vücutta tükenme oluşacak ardından korku ve panik ile boğulma kaçınılmaz hale gelecektir.

( Rip / Çeken akıntının oluşturduğu tehlikeli kanal. Kıyıdaki dalgalar belli aralıklarla kıyıya vurup belli mesafelerde kanalları oluşturur ve bu kanaldan dere gibi açığa sualtı akıntıları ile çekmeye başar )

(Şekilde görüldüğü gibi rüzgâr ve dalgaların etkisiyle sualtında oluşan sırt ve kum tepelerinin arasında kanalarda bazen dar bazen genişçe sanki bir dere, nehir gibi birkaç yüz metre açığa doğru akan akıntı açığa çıktıkça hız ve kuvvetini kaybeder.)

4- Rip / Çeken akıntılar nerelerde görülür?

Sıklıkla Karadeniz sahillerinin tamamında görüleceği gibi rüzgârlı fırtınalı günlerde dalga alan küçük, büyük plajlar. U şeklinde girintili içi kumsal olan koycuklar, her iki yakası kayalık hilal şeklinde girintiler dalgaya açık koylar, bir tarafı kayalık uzun burunlar yanında yer alan sahiller, iki tarafı kayalık olup girişi kum olan sahiller, suyun içinde ayağınızı bastığınız zemin kayalık gibi sert olmayan sahil ve sualtı zemini, kumluk, humuslu, killi, ince çakıl tarzı zeminlerde, dalga alan tüm plajlar, kumsallar da bu gibi kıyılarda da görülür.  DİKKAT edin rüzgârın başlaması, giderek şiddetlenmesi dalgalanması ve büyümesi veya fırtına oluşması dalgaların daha da güçlü artması ile bu gözükmeyen sinsi hatta öldürücü akıntının olmasına sebeptir.

(Rib akıntısı bulunan yerlerde kıyılarımızda özellikle Karadeniz plajlarında uyarı levhaları)

(Dünya etrafında yurt dışında bazı bölgelerde sahillere konulmuş RIP CURRENT çeken akıntı uyarı levhaları)

6- Rip / Çeken akıntıdan nasıl kurtulmak gerekir?

Eğer böyle bir durumda kalırsanız kanalın içinde olduğunuzu fark edip geriye kıyıya doğru var gücünüzle yüzerseniz, akıntı hızından artık ayağınız yere basmayacağı kadar derinleşmişse, sakın paniğe kapılmayın ve gücünüzü daha fazla kıyıya dönmek için tüketmeyin. Çünkü biraz ileride açığa çıktığınızda akıntının bittiği yerde kanalın sağına veya soluna doğru kıyı şeridine paralel olarak yüzün. Kanaldan uzaklaşınca bu kez geriye dönerek sahile rahatça yüzüp çıkabileceksiniz.

1- Deniz içersinden elini kaldıran biri görürseniz yardıma ihtiyacı olduğunu bilin.
2- Dalgalı sahillerde eğer cankurtaran bulunan bir sahilde el sallayan veya elini kaldıran bir kişi görürseniz derhal cankurtaran çağırın.
3- Cankurtaran yoksa can simidi, halat, sörf bordu, şamandıra, can simidine bağlı bir halatı tutup fırlatarak yardım olacak tüm malzemeleri veya yanına bot, tekne ile giderek yardım edebilirsiniz.
4- Böyle bölgelerde denize giderken dalga almayan veya çevrede Rib akıntısı olmayan sahaları yetkililerden sorup öğrenin, tercihinizi buna göre yapın.
5- Dalgalı havalarda denize girmeyiniz.
6- Denize girmek için cankurtaran ve sağlık ekibi bulunan sahil ve plajları tercih ediniz.
7- Kendi güvenliğiniz ve çocuğunuzun güvenliği için sizi su üzerinde tükenmemeniz ve can simidi vazifesi yapacak 0,3mm / 0,5mm kalınlığında shorty denen neopren bir elbise giyiniz.
8- Çocuklarınız sudayken gözünüzü bir an bile ayırmayınız.
9- Tek başınıza denize girmeyin ve yüzmeyin.
10- Daima yanınızda can kurtarma malzemeleri bulundurun.
11- Denize ve dalışa giderken gideceğiniz bölgeyi, gittiğinizde başka bir yere karar verirseniz yakınlarınıza mutlaka yerin tarifi ve dönüş saatinizi bildiriniz.
12- Tek başınıza asla dalış veya yüzme maksatlı denize yalnız gitmeyiniz.
13- Gitmeye karar verdiğiniz bölge için mutlaka yakınlardaki sağlık ocağı ve hastane telefon numaralarını yanınızda bulundurunuz.

(Dalgalı denizlerde çocuklarınız ve kendiniz için neopren kumaşından 0,3mm / 0,5mm kalınlığında shorty dalış elbisesi giymeniz sizi ve değerli evlatlarınızın can simidi olacak batırmayacaktır.)

7- Rip / Çeken Akıntıyı anlayabilmenin yolları;

1- Denizde köpükler açığa doğru ilerliyorsa, su rengi diğer bölgelerden farklıysa.
2- Düzenli bir biçimde denize doğru ilerleyen köpükler varsa.
3- Her zaman gittiğiniz bildiğiniz bir yer olsalda akıntı yeri, yönü ve şiddeti değişmiş olabilir, akıntı yerleri belli aralıklarla sıra ile gözükebilir.
4- Sanki dere gibi bir kanal oluşmuş birbirine karışmış düzensiz ilerleyen su hareketi varsa...
5- Kıyıda düzenli bir şekilde denize doğru ilerleyen bir su hareketi varsa.
6- Küçük bir koy ve her iki tarafı kayalık içeriye doğru girinti olsa dahi dalgaların vurduğu bu küçük sahilde akıntı olma ihtimali yüksek olduğunu unutmayınız.
7- Sahile gelen su hareketinde dalgada bozulma varsa, düzensizlik varsa o bölgede ÇEKEN /RİP Akıntısı olma ihtimali yüksektir.
8- Bu kanal akıntısı denize akan nispeten kirli, daha yoğun köpüklü sudur.

RIP ÇEKEN AKINTI ile ilgili yaşadığım bir olayı size aktarmak isterim;

Denizcilik ailemizin yaşam biçimidir, rahmetli Mustafa dayımız ( Orfoz kaptan ) ile büyüklerim'in hayat tarzları nitekim bizlere de intikal etmiştir. 1983' de başlayan yelken ile, 1987' de SCSPF  (ABC) serbest dalış ve cankurtaran, 1992 de Scuba aletli dalş, 1999 'da Red Cross - Profesyonel cankurtaran. C.p.r. İlk yardım ile Amerikan hava kuvvetleri tesislerinde süpervizörlük, 2000 yılında dalış eğitmenliği...

Edinmiş olduğum profesyonel tecrübelerimi aynı zamanda yaşam tarzı haline getirdiğimi çevremde beni tanıyan arkadaşlarım, dostlarım, akrabalarım bilirler. Koşullar el verdiği sürece yelken, kamp, sualtı, su üstü, outdoor, faaliyetlerinde (Obabaşı) yakıştırmalarıyla kendilerine yeni bir hayat tarzı, yeni bir dünya kazandırma gayretlerim oldu yıllarca.

İçlerinden eski dostum sevgili Tamer FIRAT'ı uzun yıllar dalış sevdalısı olması için sonunda ikna etmiştim. Ege de sualtı ile tanıştırıp yetiştirdiğim sene 1998 di. Sualtı Dünyası' na katılan Tamer ile bıçkın ikili de olmuştuk. Ege bölgesinde birlikte yaptığımız pek çok zevkli dalışlardan sonra önce iş için İstanbul'a taşınan Tamer FIRAT ve ardından ben yaşamaya başladığımız bu yeni şehrin denizi Marmara yanı başımızdaydı. Fakat Ege denizi özlemi için en yakın gidebileceğimiz yer kuzey Ege, Saroz körfeziydi. Epey uzaktık. Ege denizini içten içe özler olmuştuk deniz yanı başımızdaydı ancak biz başka sulardaydık. Batı Karadeniz sahilleri ile 2001 de tanıştığımda dedikleri gibi kara bir deniz olduğunu da görmüştüm.


(Sağda : TamerFIRAT ile 1998 yılı )

Lodos esen bölge şartlarının uygun olduğu sonbaharın bulutlu günlerden bir hafta sonuydu. Dalış planlaması ile meteorolojik hava durumunu elverişli olduğunu öğrenip yola çıkmıştık. Nispeten İstanbul'a yakın yine batı Karadeniz sahillerinde Kefken adası civarı kıyıdan girebileceğimiz güzel bir dalış parkuru seçmiştik. Esmeyen dingin hava ile toprak kokusu karışık orman yollarından sonra ulaştığımızda keyfimiz yerine gelmişti. Emniyet için dalış şamandıramız neopren dalış elbiselerimizi, serbest dalış malzemelerimizle ile kuşanarak kumluk sahilden başlayan kayalık bir zeminden girdiğimizde cam gibi görüşü ile enfes bir deniz vardı. Dalışa başladığımız nokta bir tarafımızda kilometrelerce uzunluğunda alabildiğince uzanan kumluk kumsalın neredeyse sonu gözükmezken, diğer tarafımız da haşin açığa doğru geniş, uzunca yayılmış kayalık bir burun. Hem stres atıp, hem de nefesimizi açalım, sporumuzu yapalım diyerek yüzeceğimiz toplam 1 kilometre görselleri güzel bir parkur. Neredeyse yarısını keyifle bitirip tam dönüşe geçmiştik ki... Meteorolojinin beklenmedik hava tespiti dirse ettiğinde kuzey yönünden esen hava, artık ensemizdeydi.

Takribi 3 boforla başlayıp hızla 4 bofor olan hava tatlıca üfürüyordu sahile doğru. Lakin giderek şiddeti artmıştı. Alışkanlığım olduğu üzere bir yandan dalış badimi  ( Badi : Denizde en önemli kural, Asla yalnız dalma!  Her dalıcının mutlaka bir dalış arkadaşı olur ve birlerinden göz temasını kaybetmeden dalış bitimine kadar karşılıklı sorumludurlar.)  sürekli göz kontrolünde tutuyordum. Çünkü Tamer'in imkân kabiliyeti ve sınırlarını çok iyi bildiğim için güç, kuvvet bitkinliği, kramp ihtimali vardı. Öte yandan sahile mesafemizi kontrol ediyordum, kayalıkların üzerinde bize bakan bir balıkçı kuşun hizasındaydık aramızdaki mesafeyi kestirirken bir yandan sualtı zemininde kum kaya üzeri şekillerden hız, yön kontrolü yapıyordum.

Açıktan sahile doğru küçük kuzucuklar akmaya başlarken bizim daha süratli karaya doğru yüzüyor olmamız gerekiyordu, bir terslik vardı. Tamer'i kontrol ediyorum çünkü hızımız bir hayli düşmüştü yorgunluk tükenme ibareleri veya kramp her an başlayabilirdi neredeyse yerimizde patinaj çeken bir araç gibi durma noktasına gelmiştik. Bu debelenmelerimiz fark etmeden 20 dakikayı çoktan geçmişti. Kıyıya takribi, belki 300 metre civarı kalmıştı. Tatlı dalgacıklar giderek rüzgârın artmasıyla fazlalaşıp sahile vurmaya başlamış ancak biz dalış paletlerimizle olduğumuz yerde debelenip duruyorduk. Tamer' in paniğe kapılmaması için ona belli etmeden kontrollerimi iki nokta dan kertez alıp kendimi biran hareketsiz bıraktığımda hızlıca açığa doğru itildiğimi fark ettim. Allahtan yanımızda dışarıdan yerimizi belli eden dalış bayraklı bir şişme şamandıramız vardı. Şamandıranın sualtında zemine uzanan portakal renkli ipin ucuna bağlı 1 kiloluk kurşun tesadüf hemen altımda zeminde yarı kumluk, yarı kayalık çatlak bir girintiye taktırıp sabitlediğimde Tamer' in bana yorgun bir şekilde seslendiğini duydum. Maalesef açığa doğru bir akıntı içinde kalmıştık, kanaldaydık ve bu çeken akıntı, Rib akıntısıydı.

Tamer FIRAT : ''Ömür, palet basıyorum, basıyorum gidemiyorum ne yapacağız yoruldum.''

Ömür ATİLA : ''Tamer, kendini bırakıp şamandıraya akarak yanıma doğru yüzmeye çalış burada dinlenelim.''

Kendini akıntıya bırakıp şamandırayı yakalamasını tutunmasını söyledim. Kaslarımız ısınmış, nefesimiz sıklaşmıştı az biraz dinlendirmeliydik. Kayalık burun ile aramızda belki 60 metre vardı hayal gibi dalgadan suhuleti gözüküyordu, karada kaya üzerinde tek ayağı ile duran o balıkçıl kuş sessizce sanki bizi izliyordu. Üzerimizdeki astronot gibi kuşanmış olduğumuz dalış elbiseleri deniz soğuk olduğu için 7mm. kalınlığındaydı ve belimizde nötr yüzerlilik sağlayabilmek için kurşun kemerlerimiz vardı. Her birimiz için 10 kg., dalış paletlerimiz olmasına rağmen kıyıya dönüşümüz pek mümkün gözükmüyordu. Dalgalar kıyıyı dövüyordu fakat şamandıraya tutunduğumuzda çatlak, kıyıya yakın kalmış, çatlaktan gelen ip ise bağlı şamandırayı tutuyor biz de şamandırayla birlikte açığa doğru bakıyorduk. Bereket 1 kiloluk kurşun çatlağın içinde ve sağlamdaydı.

Artık tek yol vardı. Akıntı hızı şiddeti yüzeyin 1 metre altında azalıyordu. Dalıp dipten zemine paralel kayalıklara doğru mümkün olduğunca sualtından yüzerek ilerlemek, yüzeye çıkıp az biraz nefeslenip tekrar dalıp bir müddet sonra yüzüş açımızı çapraz yöne karaya çevirip mümkün olduğu kadar dalıp çıkıp kayalıklara yakın kıyıya ulaşabilmek.

Tamer ile tamam (Okey) işaretimizi verdik birbirimize, sıkı maraton başlamıştı. Tamer'i önümden gitmesi için ikna etmiştim arkasından ben şamandırayı hem toplayıp, hem takip edecektim. Ne olur, ne olmaz daha kötüleşirse daha az çaba ve hız kazanmak için kemerimi feda eder atarım diye düşünüyordum.

1. Dalış : İyice nefeslendikten sonra Okey'leşip kule dalışa geçtik baş üstü dik aşağıya ulaşıp sualtında bedenimiz neredeyse zemini öpercesine kumu kaldığımız toz bulutu içinde dibe paralel yüzebildiğimiz kadar yüzüp ilerlemeye çalıştık ve nefeslenmek için yüzeye çıktık ancak fazla yüzeyde kalamazdık çünkü yüzeyde yine açığa sürükleniyorduk. Birkaç soluklanıp hemen Okey işaretimiz verdik. 2. Dalışa geçtik, yine zemine değercesine paralel bir şekilde yüzerek mümkün mertebe ilerleyerek yüzeye çıktık. Zaman kaybetmeden yine birkaç kez soluklanıp okeyleşip bu kez 3. dalışa geçtik...

Bu sistem gayet iyi olmuştu epeyce kıyıya sokulduk ama paletlerimizin ucu zemine değdi değecek, hayır yok hala değmiyor. Çok yorulduk, yüzeyde az dinlenip dip zamanımızı uzatmak hele ki hiç iyi değildi sıhhatimiz için baygınlık geçirebilirdik, ama seçeneğimiz yoktu, takatimiz de kalmamıştı diyebilirim. Artık kıyıya çok az var belki 100 metre altı gibi. O vakit bende hatıraları çok olan 87' den beri kullandığım 10 kiloluk dalış kemerimi feda ederek bir el yardımıyla çekip belimden zemine dibe boşalttım. Bırakmak zorundaydım. Çünkü ikimizde tükenmiştik, kaslarımız yangın gibi yanıyordu, soluğumuz kalp hızı, nabzımız makineli gibi atıyordu, suyun içinde adeta kan ter içinde kalmıştık. Ağırlık kemerimi boşaltınca hafifleyip füze gibi hızlı olmuştum. Tükenmiştik, Tamer ile bu kez kol, kola girip birlikte yan, yana bir müddetçe ayrılmadan biraz daha hızlanarak yüzebildik. O güçlü akıntı bir nebze hafiflemiş ancak tam bitmemişti artık deniz kenarındaki kayalıkları ellerimizle taşları yakalayıp kendimizi çeke, çeke son metreleri bitkin vücudumuz taşıyacak olan yorgun ayaklarımızın zemine basmasıyla kurtulmuştuk birlikte.

(Sağda : Tamer FIRAT ile 2000 yılı )

U.S dıvers kurşun kemerimin akıbetini bilmiyorum, umarım ihtiyacı olan bir kişiye nasip olmuştur.

Bu denli şiddetli bir akıntıya  sadece yüzmek için denize giren insanları düşündüğümüzde ne kadar vahim olduğunu görüyoruz..!  Deniz ciddiye alınması gereken şaka kaldırmayan, yaşayacağımız güzelliklerin kâbusa dönüşmemesi için her zaman tedbirli, eğitimli, soğukkanlı olmanızı gerektirir.  Ayağınız karada değil, tutunacak bir dal parçası yok, karaya ayak basmadığınız sürece kendi imkân kabiliyetleriniz ile baş başasınız. Yaşanılmak istenen tüm deniz faaliyetlerinde yelken, tekne, bot, balıkçılık, gezi, yüzme, dalış faaliyetleriniz karada yaptığınızdan daha fazla efor gerektirir denizde ve büyük bir enerji kaybı ile tüketirsiniz gücünüzü. Sizin ne kadar profesyonel veya güçlü kuvvetli olduğunuza bakmaz deniz, bir noktadan sonra başa çıkamazsınız. Her an gelişebilecek hayati ve acil olaylar karşısında maksimum gücünüzün tamamını tüketmeyin.  Yani asla enerjinizin %80 üzerine çıkmayın.

Denizde önce kendi can güvenliğiniz gelmelidir, gelmelidir ki yanınızdaki eşinize, arkadaşınıza yardım edebilesiniz.  Eğer emniyetiniz, gücünüz, kuvvetiniz yerinde olursa yanınızdaki kişiye ancak yardım eli uzatabilirsiniz. Bu yüzden denizde uzunca bir vakit yüzdüğünüz, palet vurduğumuzda veya tekne üzerinde olduğunuzda vücudumuzda hızlı su kaybı ile kaslarınız, kalbiniz, kan basıncınız, enerjiniz, fark etmeden pil gibi boşalır. Daima hareketleriniz sakince düşünerek, soğukkanlı, bilinçli şekilde olmalı yoksa o çok sevdiğiniz maceralar, mutlu an, faaliyetler her an kâbusa dönüşebilir. Yelken de,  tekne de olsanız dahi çarpma, batma, denize adam düşme, deniz ortasında teknede arızalar işin içinden çıkılamayacak sorunlar baş gösterdiğinde yine kontrolünüzü gücünüzü % 20 si size de kalacak şekilde hareket edin.

Kendinizi denizde olduğundan fazla TÜKETMEYİN, TÜKENMEYİN.

Denizdeki tüm faaliyetleri icra edebilmek için eğitim almalı ve mutlaka İLK YARDIM, SUNİ TENEFFÜS eğitimlerinden geçmelisiniz. Hayat tarzınız böyleyse ve bu tip faaliyetlere giderken yanınızda tecrübeli ve emniyet kurallarına ehemmiyet göstererek ciddiyet ile gitmeyi tercih ediniz...

Bir sonraki yazı dizimde görüşmek üzere sağlıcakla kalın...
Ömür ATİLA ( denizci & mimar ) araştırmacı yazar.

Bu içerik toplam 36 defa okunmuştur.

Yazarın Diğer Yazıları

Şamandıraya Rağmen...!

Şamandıraya Rağmen...!

15.09.2017 08:56:46 0

Harun Ulman'ın izinde Recep Sukes

Hatırlar mısınız bir zamanlar siyah beyaz Türk filmlerinde severek izlediğimiz o artistlerin film karelerinde boğazda, adalarda güzelim kotralar, guletler hatta motorlu yatlar, klasik görünümlü sürat tekneleri, kayıklar görürdük.

22.06.2017 00:25:21 0

Ali Dayı Tırhandili - (Rahmi M. Koç Müzesinde)

Yelken teknesi olan Tırhandil tekneler hemen hemen her denizcinin sevdiği benimdesiği formu yapısıyla, nostaljik havasıyla bir rüyadır denizlerde.

23.05.2017 12:45:00 0

GÜNEŞ' in yeniden Doğuşu (5.BÖLÜM)

Nedense ilk göz ağrım diye bahsettiğimiz o ilkler var ya...

11.05.2017 14:41:47 0

GÜNEŞ İSTANKÖY'DEN DOĞAR (4.BÖLÜM)

Ne dersiniz ? Hepimizin içindeki güneşi arayıp çıkartalım mı ?

01.05.2017 11:19:52 0

GÜNEŞ İSTANKÖY'DEN DOĞAR (3.BÖLÜM)

Dünya da ve Ülkemiz de pek çok konusu "deniz" olan farklı yaşamların hikayelerini duyuyoruz. Aslında bir dere, bir nehir, göl, baraj veya deniz kısaca "SU" her birimizin hayatı için çok önemli olduğu kadar, yine her birimizin kaçış yerleri değil mi..!

18.04.2017 19:15:12 0

''İSTANKÖY VE ORFOZ KAPTAN'' (2. BÖLÜM)

Osmanlı devleti hakimiyeti altında olan toprakları arasında, Türklerin yaşamaya başladığı 1523 yılı ile 1912 yıllarına kadar dört yüzyıl hüküm sürmüştür İstanköy' de. Ailemizden gelen, kanımıza karışan yelken, sualtı kısaca deniz aşkı, İstan?öy' de filizlenip "ORFOZ KAPTAN" öncesi nesiller de başlar hikayemiz.

01.04.2017 11:06:00 0

''İSTANKÖY VE ORFOZ KAPTAN'' (1. BÖLÜM)

Mustafa Aydoğmuş nam-ı diyar " ORFOZ KAPTAN " rahmetli babanemin erkek kardeşi olup Kos - İstanköy adası Türklerindendir.

10.03.2017 00:33:24 0

MERHABA, BEN MİMAR' IM AMA DENİZCİYİM

Merhaba, Tanışalım,

01.03.2017 17:23:45 0

Merhaba, ben mimar'ım ama denizciyim

MİMARLIK tüm hayatın içinde canlıların yaşadığı farkına varmadan kullandıgı, fiziki neredeyse her alani kapsar.

20.02.2017 23:43:48 0

Henüz yorum yazılmamış!

Yorum Yaz

500 adet karakter kaldı

TÜRK BAYRAĞI'NA GEÇİŞTE İSTİSNALAR

06 Şubat 2017 29

6770 sayılı torba Kanun’un , 26/9/2011 tarihli ve 655 sayılı Ulaştırna Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçiçi madde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi.  

3. Bodrum Uluslararası Optimist Regetta başlıyor

28 Şubat 2015 29

Muğla'nın Bodrum ilçesinde bu yıl 3. kez düzenlenecek olan BIOR yarışlarına 15 ülkeden 79 kulüp ve 380'e yakın sporcu ile birlikte 1000'in üzerinde katılımcı bekleniyor.