Yazar Hakkında

15 Mayıs 2017, 11:17

MERHABA

Sıralovaz’ın Karabağ Köyü çobanı Veli’ye oğlu Turgutça’nın doğum haberi (1485) verildiğinde içi içine sığmamıştı.


 Artık sürüyü önüne katıp dağa doğru sürecek, kendisine yardımcı olacak bir oğlu, desteği vardı.
 
8 yaşında çobanlığa başlayan Turgutça babası sürüyü dağlara doğru sürdüğünde içine karanlıklar basıyor, denize doğru gittiklerinde sanki kanatlanıp uçuyordu. Sürüden önce sahile doğru ciğerleri yırtılırcasına koşuyor, arkasında kendisini takip eden yüzlerce ayak sesini duymayıp dalgaların sahilde yarattığı “fışş… fışş…” nağmelerini içinden kopup gelen çağlayanların sesiyle eşleştiriyordu.
 
Arşipel’de öylesine bir çekicilik vardı ki, insan ister istemez bu çekime karşı gelemez sürüklenip kendini dalgaların içinde buluverirdi. Arşipel’e yakışan renk  dünya renk çizelgesinde “Türk Mavisi” olarak unutulmayacak bir makama kurulmuş ve turkuaz adını almıştı.
 
Yıldız, gezegen, ay ve gökyüzündeki her cins ışığın çırpınışı Arşipel’de yakamozlara can olur, denizi renk cümbüşüne çevirir. Dünyanın hiçbir yerinde yakamoz Arşipel’deki kadar canlı olamaz, parlamaz. Venüs ile Jüpiter, Andromeda ile Orion, Sirius ile Canopus ve gökyüzünde geceleri ışık adına ne kadar nesne varsa Arşipel’den başka yerde bundan daha fazla parlayamaz.
 
Aslında yakamoz denilen şey, denizdeki varoluşunu ışığın içine sığdırmış  minicik bir yaratıktır. Hareketten kaynaklanan enerji ile hayatın ışığa dönüşmesi yakamozun yaşamına hediye olarak sunulmuştur. Bu dönüşümün öyküsü binlerce yıldır insanların kalplerindeki aşk ve sevginin simgesine bürünmüş, onlar adına nice eserlere konu olmuştur.
 
Hatta öylesine ki, aşkta sevgilinin betimlenmesinde yakamoz pırıltıları taşıyan gözler seveni kendi içine çeker, onu çaresiz bırakırdı. Arşipel’in yürekte yarattığı harlanmayı ve karşı konulamaz çağrısını kavrayamayan Batı edebiyatı aynı tınıyı mitolojik denizkızlarının ve sirenlerin kayaların üzerine oturup saçlarını tararken, lir çalarken çıkardıkları nağmelerde aramıştı
 
Turgutça, daha dört yıl önce, kendi köyünde Cenevizliler’e karşı kazandığı ilk zaferinin sevinciyle kendisini bir kadırganın başüstünde, göğsünü rüzgara siper etmiş, Arşipel’de yol alırken hayal etmişti. Onun gözlerinde çakan yakamozlar Arşipel’dekinden az değildi. Bu iç çekişe, bu sevdaya, bu çağırışa cevap vermek için bekleyecek hiç zamanı yoktu. Bir an önce denize açılmak, suları yarmak, içinde gittikçe harlanan ateşi rüzgarlarla birazcık da olsa örselemek için anacığını köyde yalnız bırakıp deryalara kavuştu. Bu sevda öylesine hızlı ilerlemişti ki Turgut Reis 17 yaşında fener yakmıştı (1).
 
Eğer hayatın içinde bir hareket varsa ve bu hareket sürekliyse o zaman denizler hatırlanmalıdır. İşte bu hareket ve süreklilik Turgut Reis için tam bağımsızlık ve kesin hürriyet demekti. Onun için bu ortamı sağlayabilecek tek yer denizlerdi (2).
 
10 ağustos 1978 günü sabahı babamla Heybeliada’ya gitmek üzere eski Galata Köprüsü’nün Yeni Camii tarafından kalkan ilk ada vapuruna yetişirken elimizdeki sıcak simitler dumanlarını arkamızda bırakıyordu. Turgut Reis’in 17 yaşında kendi kadırgasına reis olduğu gibi, ben de 13 yaşında İstanbul Şehir Hatları ada vapuruna kumanda yetkisi olmayan bir kalyon kaptanı edasında biniyor, sözümü hiçbir zaman dinlemeyecek tayfalarıma kendimce bir sürü emirler vererek  bir saat yirmi dakika sürecek ilk uzak yol seferime açılıyordum.
 
Moda sahillerini iskele tarafımızdan bordalarken karşılaştığımız büyük dalgalar bizi hedefimize ulaşmaktan alıkoyacak mıydı? Biraz daha ileride pruvamızda bulunan ve Bostancı’dan kalkan diğer ada vapurları bize çapariz verecekler miydi? Limanımıza sağ salim ulaşabilmek mümkün olabilecek miydi? 13 yaşındaki bir Şehir Hatları Kalyon Kaptanının hayalleri 500 yıl önce yaşamış Akdeniz fatihi Turgut Reis’in hayallerine yetişebilecek miydi?
 
Halikarnas Balıkçısı’nın Turgut Reis adlı romanı ilk kez 1966 yılında yayınlanmıştı. Ben ise romanı ilk kez 1978 yılı başında okuma fırsatı bulabilmiştim. Harçlıklarımla aldığım ve o zamanın en tanınmış romanlarını bir bir tüketmiş ama denizde insan yaşamına sığdırılmış fırtına gibi geçen hayatı ilk kez okumuştum.
 
Turgut Reis ile ben de seferlere çıkıyordum, bir kere Korsika’da görünüp hemen ertesinde Malta Kalesi önlerinde travers yapıyordum, sonra ver elini Trablus ve oradan da Cerbe Adası. Canımız sıkılınca Cezayir’e yelken açıyorduk. Dostum, Kaptan Paşam, reisim son seferi Malta kuşatmasında şehit oluverdi (23 Haziran 1565). Ben de  derya ortasında yapayalnız kalıverdim. Ama Sancağımız toka’da kalmalıydı, öyle de yaptım.
 
Vapurumuz Kınalıada ve Burgazada iskelelerinden sonra Kaşık Adası’nı iskele taraftan bordaladı, Değirmen Burnu’ndan sancak tarafa dönüp Heybeliada iskelesine yanaştı. Kazasız ve tam emniyetle uzak yol seferimiz son bulunca derin bir “oh” çekmiş, çımacılar hariç tayfalar ve diğer kaptanlarla vedalaşamadan karaya ayak basmıştık.  


Fotoğraf: 1900’lü yılların başında Deniz Lisesi binası
 
Limana sağ salim ulaşmanın huzuru ile yürüyerek batı ucunda Tarik-i Dünya (Terk-i Dünya) Manastırı bulunan Çam Limanı’nın kuzey sırtı tepesindeki Deniz Lisesi’ne (3) gitmek üzere yola çıktık. Sağımızda solumuzda bulunan ahşap evlerin arasından, Halki Palas’ın önünden geçerek tepeye tırmandık. Onlarca yaştaki kocaman çam ağaçlarının arasındaki bembeyaz binalar beni kendisine öyle bir çekti ki, lumbarağzında babamla çok kısa süren zorunlu bir vedalaşmadan sonra “iyi ki geldim” diyerek denizlere ilk gerçek yelkenimi açtım.
 
Bu seyirim tam 30 yıl sürdü.
 
Başka seyirler de yaptım. Çok güzel limanlar gördüm. Çok iyi insanlarla karşılaştım, tanıştım, yemek yedim, kültürlerinden etkilendim, kültürümüzü anlattım, tanıttım.
 
Deniz sevdası başka bir şeydir. Bazı şeyler anlatıldığında bilmeyenler tarafından anlaşılmayabilir, inandırıcı da olunamayabilir. Denizler gizemlidir, güzeldir, korkutucudur, üstünde durmak insan üstü çaba ister, gücünün büyüklüğüne inanamazsınız, içinde yaşadığınız çaresizliği anlamlandıramazsınız, ama bir yandan da kopamazsınız.
 
Tamamını topladığınızda bu sevdanın binlerce yıldır durmaksızın büyüdüğünü, gelişen teknoloji ile hayal ötesi boyutlara ulaşabildiğini, neredeyse her şeyinin keşfedildiğini sanırsınız ama sahilde önünüzdeki sualtının 10 metre aşağısında yaşayan henüz keşfedilmemiş nice  küçük canlıların bulunduğunu duyar da şaşırır kalırsınız.
 
Sizlerle seyrime devam etmek istiyorum,
 
Bismillah halatlar fora,  hepinize Merhaba,
 

1-Eski denizci deyimlerine göre gemilere kumanda eden kaptanlara “fener yakmış” denirdi. 

2-Katip Çelebi Turgut Reis’in doğrudan doğruya leventliğe başladığını söylüyor. “... sonunda deniz levendine karıştı, yüreklilikle ün aldığından giderek levent takımının kapudanlığı kendisine verildi.” (Bkz. Tuhfetü’l-Kibar Fi Esfari’l-Bihar). 

3-Bu okul 1831 yılında Heybeliada Ticaret Okulu olarak faaliyete başlamış ve I. Dünya Savaşı’ndan sonra Bahriye’ye devredilerek Çarkçı Mektebi, sonrasında ise Deniz Lisesi olarak faaliyet göstermiştir.



 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Teğmenin Gözyaşı

Zaman zaman öyle anlar olur ki aradığınız bir şey hiç ummadığınız anda karşınıza çıkıverir.

12.12.2018 22:00:43

''Artemisia'' Anadolulu Bir Amazon

Karadeniz civarında kendi başlarına yaşayan Amazonlar, Bir keresinde düşman peşinde koşarken, Bir yaz günü, Güneşin olmadık şekilde parladığı, Rüzgarın hiçbir yerde bu kadar güzel esmediği bir yere gelmişler.

1.8.2018 20:59:54

İSTANBUL'A GELECEK OLAN UÇAN GEMİ

Amerikalı Wright Kardeşler'in 17 Aralık 1903'te motorlu uçakla havada 12 saniye ka­lıp 37 metre gitmeyi başardıkları tarihten 9 yıl sonra dünyada ilk defa uçaklar savaş aracı olarak kullanılmış ve Trablusgarp Savaşı'nda çarpışan Osmanlı askerlerinin üzerine İtalyan uçakları tarafından bomba yağdırılmıştı (15 Mart 1912).

25.3.2018 17:02:20

Ege, ''Mavi Vatan''

Anadolu'nun Ege sahillerindeki herhangi bir noktasından iki küçük küreği olan minicik bir sandalı alın, kısa zamanda akvaryum güzelliğindeki sulardan geçerek hemen her adaya rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Aynısını Yunanistan tarafından yaparsanız kürek çekmekten mecaliniz kalmaz, yediğiniz deniz de cabası.

5.2.2018 18:12:14

Yol Hikayeleri : 2 Yeni Delhi (Hindistan), Astana (Kazakistan)

İstanbul'da kış günlerinin etkisini arttırarak gelmeye başladığı bir dönemde, 11 Ekim 2017 günü Hindistan'ın başkenti Delhi'ye gitmek üzere öğleden sonra evden ayrıldım.

24.12.2017 22:59:16

Kıbrıs'ın Huzuru ve ''Omne Datum Optimum''

Bahçeşehir Üniversitesi'nin 2005 yılında düzenlediği ilk Siyaset Okulu programına katılmıştım. 11 Mart 2005 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Merhum Rauf R. Denktaş konuşmacı olarak üç saate yakın ''Kıbrıs Sorununun Dünü Bugünü Yarını'' konulu bir anlatım gerçekleştirdi.

22.11.2017 19:39:12

Yol Hikayeleri : 1

Zaman zaman gittiğimiz, gezdiğimiz yerler hakkında bilgi vermek okuyucularımız için bir yol haritası oluşturacak, keşfedilmemiş yerler hakkında vereceğimiz bilgiler ise herkes için kısa ve küçük bir kaynak teşkil edecek.

21.7.2017 20:41:47

Kıyı Alanları Yönetimi 1 Deniz Turizmi Güvenliği, Yönetim

Hemen en güncelinden başlayalım. Basından okuyup televizyonlardan mutlaka seyretmişsinizdir: Yığılma, Arapçası izdiham!!!

23.6.2017 00:43:57

Henüz yorum yazılmamış!

Yorum Yaz

500 adet karakter kaldı

Marmaris Yarış Haftası’nda Mini Barcolana

02 Kasım 2018

29. Marmaris Uluslararası Yarış Haftası'nın dördüncü gününde IRC ve Charter sınıflarındaki teknelerin startı ilk kez denenen bir uygulama ile üç komite botu ile kurulan yaklaşık 1.8 deniz mili uzunluğundaki hattan bir arada verildi. 35 millik rotadaki mücadele tempolu başladı ama rüzgarın kalması üzerine dayanıklılık yarışına döndü. Yarışın zaman sınırı sabah 04.00'a kadar uzatıldı.

Gemi sökümcüler büyümek için yer arıyor

11 Ocak 2013

Aliağa'daki gemi sökümcüler 2012 yılında dünyadaki ekonomik kriz nedeniyle hurdaya ayrılan gemi sayısındaki artışla birlikte kapasitesinin üzerinde çıkınca söküm için firmalar yeni yer arayışına girdi.

Aralık Ayı Yarış Programı

01 Aralık 2018

TYF Aralık Ayı Faaliyet Programı

ÜYE GİRİŞİ

Yazarlar

Facebook

BANNER

Dalgacı - Günlük Yatılı Turlar ve Özel Organizasyonlar

BANNER

Tutku Sailing Yacht / 0533 164 99 60

BANNER

Limbo Denizcilik - Tekne İnşa ve Tamir Malzemeleri / 0532 296 77 75

BANNER

Atölye Kürün – Ressam, Heykeltraş, Ürün Satışları ve Özel Tasarımlar

BANNER

Dövmeliyim

BANNER

Deniz Eskisi | Deniz Antikacısı | DenizEskisi.com

BANNER

MarinTurk Marina'da kaçırılmayacak fırsatlar

BANNER

Özel İSTANBUL TIP MERKEZİ - 1998'den Bugüne Sağlıkla

BANNER

Yelken Eğitimi Atilla Gökova Sailing

BANNER

Eskiler ve Antikalar

BANNER

plastmore.com Plastmore - Meant for more

BANNER

Babür Hüseyin Özbek'in Güvertede kitabı çıktı. Tüm seçkin kitapçılarda...

BANNER

StatCounter