Yazar Hakkında

02 Temmuz 2018, 18:14

Fırtınada Sinarit

Lodos fırtınası sebebiyle feribot kalkmayınca Bozcaada'nın mutlu mahsurları olduk. İstanbul'da işlerimiz yığılsa da bir gün daha dalış yapıp balık avlama fırsatı doğduğu için şanslıydık aslında. Nasıl olsa dört tarafımız denizdi, fırtınadan korunaklı bir yer bulurduk kendimize.

 
 
 
Haritadan adanın kuzeyinde rüzgar almayan bir yeri mera olarak seçtik. Vakit geçirmeden dalış elbiselerini giyip arabayla on dakikada adanın arkasına vardık. Koyun açıklarındaki kayalıklar balık avlamak için uygun gibiydi. Suya girdiğimiz yerde deniz sakin gözüküyordu. Ama ilk yarım saatte dalış şamandıramı fırtınaya kaptırınca, rüzgar almayan bir koyda bile olsak, dışardaki 7-9 knot şiddetinde fırtınanın şakaya gelmeyeceğine ikna oldum. Adanın açığındaki kayalara yüzmem 20 dakikamı aldı. Dışarıdaki dalgalara rağmen su temiz, görüş güzeldi. Sadece önümdeki kuytuluğa sıkışmış gümüş balıkları görüşümü azaltıyordu. Etrafı sakince incelerken gümüş balığı sürüsü birden bire kadife bir kumaş gibi dalgalandı önümde. Hemen ardından sarıkulak kefaller taşların arasından üstüme çıkarcasına kaçışınca büyük bir balığın geldiğini tahmin ettim. Görebildiğim kadarıyla ilerde, denizin içinde bir şeyler yanıyordu sanki. Bu büyük şey ışıklar saçarak yaklaşıyordu bana. Gelenin ne olduğunu anlayamıyordum bir türlü.  Yıllardır zıpkınla balık avlarım daha önce böylesini hiç görmemiştim. Bir sürü gözü olan kocaman bir şey geliyordu tam üstüme. Kafamın karışıklığı bir yana, bir yandan da kıpırdamadan durmaya çalışıyordum.

        Bir metrelik sığlıkta kayalığı sıyıran dalgalarda beni oldukça sallıyor, sabit duramıyordum. Gümüşlerin aralığından görebildiğim kadar bakıyordum. Gelen tek bir balık değil, her biri bacağım gibi altı tane levrekti. Birbirine sürtünerek yuvarlanan balıkların pulları, dalgalardan yansıyan güneş ışığı ile göz yanılgısı yaşatıyordu. Levrekler birbirine omuz vererek kuytuya girmeye çalışırken sanki tek bir vücut gibi görünüyordu.

Koca balıklar adanın sığlığında itişerek önüme kadar geldiler. Koyun dışında kopan lodos fırtınası onları yormuş olmalıydı. Oldukça yavaş geliyorlardı ama 110’luk zıpkın da rahat durmuyor, her dalgada sepiye ayarı derine göre yapılmış tüfeğim sığ suda kafa kaldırıyordu. Önümden devasa levrekler akarken bir türlü nişan alamıyordum. Birbirlerinin etrafında dönerek yer değiştiriyorlardı. Rüyada gibiydim. Kalbim çok hızlı çarpıyordu. 40 yıllık bir acemiydim sanki. Deniz senden, benden daha çok bilir. Bilgedir o. Bana yine ders verecektir ya. Tam basarken tüfeğimin tetiğine, dalga elime vurdu. Şiş dertop olmuş levreklerin arasından geçti gitti. Aralarından geçen şişin ve kalomanın ipinden huylanıp şöyle bir açılıp tekrar aynı hızda yollarına devam ettiler. Beni yok saymışlardı. Önümden geçen altı adet dev gibi levreğin hiç birini vuramamıştım. Zıpkının ipini toplarken arkalarından bakakaldım. Sanki hayaldi bunlar. Bunu arkadaşlarıma anlatmak bayağı bir zor olacaktı. Önce bu iş nasıl oldu benim anlamam lazımdı. 100 metre uzağımda dalan badim Akın’a ne anlatacaktım? Fırtınadan dolayı yola çıkıp yanımıza gelemeyen Ümit’e ne diyecektim?

        Hay Allah yine rüyalarda nefessiz kalacağım bir süre bunu düşünerek. Hanım, uyurken geceleri dürter beni bazen omuzumdan telaşla, ‘’nefes almıyorsun korkuyorum bir şey mi oldu?’’ diye. ‘’ Allah korusun yok be hanım rüyamda agaşonda bekliyordum uyandırdın. Sinarit geliyordu kaçtı’’ deyince güleriz. Hemen yatarım aynı rüyanın peşine. Görebilenler için denizin altı çok güzeldir. Rüyaları bile güzeldir zıpkıncıların. Biz heyecanla dalarız uykuya bile çoğu zaman...

Akın’ın yanına yüzdüm baktım belindeki balık ipi boş. Formalite icabı sordum bir şey gördün mü diye? ki avcıdır görse alırdı levreği bilirim. Bende bir şey yok sende var mı? dedi. Kem küm ettim dikkat et levrek var dedim. Ben biraz derin yapacağım deyip uzaklaştım. Huyumdur, kötü karavanadan sonra küserim suç balıktaymış gibi levreğe. Adanın rüzgar altında 10 metre derinliklerde dolaşırken iri sargozların olduğu bir yerde güzelce nefeslenip sallandım aşağıya. Belimdeki ağırlık kemeri sığ su için ayarlı olduğundan temkinli süzüldüm taşlara tutunarak. Etrafımı hemen sargozlar sardı. Yaklaşık birer kiloluk balıkların hangisi daha iri diye bakarken aralarından sivri dişli oldukça iri bir siluet belirdi. Bu sefer kararlıydım. Akşam yemeğinde sinarit vardı. Yapıştırdım gelişine. Şişi aldığı gibi açtı makarayı 15-20 metre. Ben yukarı çıkarken dönüp altımda 12 metrelerde ipe geçerek bir taşın altına girdi. Hemen elim her zaman sol kolumda takılı olan fenerime gitti. Aksilik bu ya levrek avında pek nadir gerektiğinden unutmuştum almayı. Geniş ve karanlık taşın altına fenersiz girdim mecburen. Makara ipinden ilerleyerek sinaritin girdiği çatlağı buldum. El yordamı ile balığı aldığımda karnından yırtmak üzere olduğumu fark ettim. İrice bir balıktı bunu da kaçırırsam anlatacak bahanem kalmazdı arkadaşlara. Galsamasından yapıştığım gibi balığı bıçağımla söndürünce rahatladım. Peşinden iri bir sargoz bir de has kefal vurunca limitimi tamamlayıp çıktım. Fırtınayı fırsata çevirip zaten ayrılması çok güç olan güzel adada bir gün daha tatil yapmıştık. Akşam yemeği için sinariti doğruca dostumuz olan Zeki’nin restoranına yolladık. Yaptığımız sporun ödülü olarak güzel bir akşam yemeğini hak etmiştik. Bu işin en güzel yanı da taze balık yemektir... Kalın sağlıcakla...

 

Yazarın Diğer Yazıları

APTİ VE BÜYÜK ORFOZ

9.4.2018 12:26:02

ZIPKINLA İSTANBUL'DA İSKORPİT AVI

Marmara'nın bulanık suyu, derinlere doğru indikçe berraklaşırken, beni karşılayan kikla balıkları da kendi dünyalarına buyur eder gibiydiler. Zıpkınımın ucunda korkusuzca salınarak dolaşırken onları avlamak niyetinde olmadığımı sanki seziyorlardı ve bu sezi balıklarda eminim vardı.

1.3.2018 22:54:33

İstanbul''da Karagöz, Levrek, Eşkina ve Dalış Tehlikeleri

Her yağmurda çamurunu bırakan, zaman zaman da denize doğru kayan dik toprak bir tepe, önünde daracık taşlı bir kumsal. Kıyıda çürümüş yosunlara el veren sakin ama yine de bulanık bir deniz. Denizden açıldıkça 10 metre derinliğe kadar taşlık olan bu koyda denizin temizlenmesi için havanın günlerce poyraz esmesi gerekirdi.

27.1.2018 23:23:37

İstanbul'da Levrek Baba

Kadıköy'de 2014'ün güzel bir Kasım günüydü.

21.12.2017 16:15:40

Henüz yorum yazılmamış!

Yorum Yaz

500 adet karakter kaldı

hamsi balığı

21 Mart 2001

Ülkemizde ticari amaçla avlanan balıkların başında hamsi gelir.

ÜYE GİRİŞİ

BANNER

Yelkenci İlan Ver

Yazarlar

Facebook

BANNER

Dalgacı - Günlük Yatılı Turlar ve Özel Organizasyonlar

BANNER

Tutku Sailing Yacht / 0533 164 99 60

BANNER

Limbo Denizcilik - Tekne İnşa ve Tamir Malzemeleri / 0532 296 77 75

BANNER

Dövmeliyim

BANNER

Deniz Eskisi | Deniz Antikacısı | DenizEskisi.com

BANNER

MarinTurk Marina'da kaçırılmayacak fırsatlar

BANNER

Kechi Sailing - Uluslarası sertifikasyonlara sahip çok yapılı ve esnek kadro sistemi ile sizler için en yakın, en kolayı hedefleyen bir anlayışla akademik danışman ve uzman denizci kadrosuyla hizmetinizdeyiz.

BANNER

Özel İSTANBUL TIP MERKEZİ - 1998'den Bugüne Sağlıkla

BANNER

Eskiler ve Antikalar

BANNER

Kechi Sailing - Uluslarası sertifikasyonlara sahip çok yapılı ve esnek kadro sistemi ile sizler için en yakın, en kolayı hedefleyen bir anlayışla akademik danışman ve uzman denizci kadrosuyla hizmetinizdeyiz.

BANNER

StatCounter