Yazar Hakkında

20 Temmuz 2018, 16:22 6 Yorum

Teknede Çocuk Olmak

Bence bir çocuk için en büyük şanslardan birisidir denizde büyümek. Ancak öyle ince bir dengesi vardır ki bu konuda rahatça atıp tutmaya kendimde biraz olsun hak görüyorum. Çünkü denizde büyüyen bir çocuk , şimdi ise oğlunu denizde büyütmeye niyetlenen bir babayım. Bu yüzden hem çocukluğumda hem de yetişkinliğim de ki deneyim çocukları ile denize açılmak isteyen insanlara biraz olsun dokunabilirse çok mutlu olurum.

      Denizcilik, egodan arınmış fanatizmden uzak ve paylaşmayı seven insanların yeri olmalıdır. Bilgi de öyledir, paylaştıkça çoğalır ve teşekkür en büyük geri ödemesidir. Bu yüzden önce size denizde çocuk olmayı anlatmak sonra ise denizde baba olmak noktasında gelişimimi anlatmak isterim. Hiç bir konuda çok iyi olduğumu iddia etmeden.

       1989'da daha netsel marina yeni yeni dolmaya başlarken çıplak ayaklarıyla marinanın içinde dolanan ve tüm derdi o kiloluk kefali yakalamak olan 6 yaşındaki çocuğum ben. Babamın işte olduğu ve beni de marinaya götürdüğü günlerde mutluluktan uçar , o zaman çalıştığı charter şirketinin teknelerinin arasında bütün gün dolanır tüm personele şirinlik yapar arada annemin veya babamın yasakladığı yiyeceklerden tırtıklardım. Asitli içecekler yasaktı evde, hala da içerken vicdan azabı çekerim nadir de içsem. O zamanlar balık ucuz tabi, hele birde akşam eve gelirken kalkan aldığı günler babamın en unutamadığım zamanlardı. Düğmelerini sıyıra sıyıra bir hal olur, sıradan bir yeşil salataya ağzım burnum zeytinyağı içinde dalardım. Çocuk olmaktan mı bilmem, her şey başka bir lezzetliydi. Bazı sabahlar erken kalkar, içmeler martı otelin önünden denize atlar keçi adasına yüzüp geri gelirdik. Bu anlar bir çocuk için asla unutulamaz ve çok kıymetli anılardır.

     Denize ne zaman ilk çıktığım anısı yok mesela. Yani bir duraksadığım, ufka baktığım ve içimi çektiğim tek bir an yok. İlk denize düştüğüm an aklımda ama. İlk balık ısırığı yediğim veya ilk avım mıh gibi aklımda. İlk denize çıkışım yok ama. Çünkü daha 3 aylık bir bebekken Vancouver Gölü'nde oğlu ile yelken yapma heyecanını abartan babam bir şamrelin içine pusetimi yerleştirerek yelkene çıkarmış ilk beni. Dingi sınıfıyla ilk tanıştığımda yani 7-8 yaşlarımda yarışmaktan çok keyif almayıp parkurda gezdiğimi bilirim. Çok bağırış çağırış küfür var diye yarışmak istememiştim , bu yapım ileride bozuldu şimdi yarışmaktan çok keyif alsamda o zamanlar almamış ve birkaç yarış dışında dingi sınıfında yarışmamıştım. Babamın ilk teknesi ' My Mistress ' ile 1991 ve 1992 Marmaris yarış haftalarında en genç yarışçı olduğum için kupa vermişlerdi gerçi o zamanlar komodor da babamdı. Nasıl mutlu olduğumu anlatamam , 3. yılımda benden genç bir kız geldi yarışa. Hayatımda hiçbir karşı cinsime o kadar kibirle bakmadım , kenara pusmuş büyümenin ilk canımı yaktığı o anıda hiç unutmam. O güzel sarışın İngiliz çocuğunun da mutluluğunu nasıl kıskandığımı , çocuk işte elma şekeri misali elimden bir şey alınmış hissetmiştim dokuz yaşımda.

1983 Vancouver Gölü. Babam ile ilk yelken deneyimim

Her tatilde denize çıkardık. Bir şey kutlamaya denize , üzgün bir anımızda denize , deprem bile olduğunda tekneye koşardık. Çocukluk anılarım deniz ile dolu ve o kadar mavi ki bu çocuk biraz bıyıkları terleyince hemen gözünü yeni ufuklara çevirmişti. Mavi olmayan ufuklara , bar köşelerine , sahnelere. Gitar çalmaya heves etmiş ve canlı müzik furyasının tavan yaptığı 90 sonlarında biraz şans biraz da çabalayarak kendime Marmaris'in barlarında sahnede bir yer bulmuştum. O dünya çok hoşuma gitmişti, denize çıkmamaya ve artık sadece müzik yapmaya başladığım bir 3 yılım oldu hayatımda. Sebebine gelecek olursak , oburiks'e iksir vermemeleri ile aynıydı sebebim. Kazana düşmüştüm. Bu yüzden kendi oğluma uyguladığım ilk kural şu oldu. Baba denize gidelim demeden onu denize çıkarmadım. Bıkmasına müsaade etmeyecek kadar güvertede tutmamaya özen gösteriyorum onu. Hikayenin sonrası tabi ki toparlandı , üniversiteden atıldıktan sonra baba mesleğine döndüm ve biraz olgunlaşınca anladım bu yaşamdan daha güzel bir yaşam biçimi olmadığını.

      Deniz dünyası çağımızda ki çocuklar için fazla yavaş. Çünkü onlar sıkıldıkları vakit tek tuşla değiştirebildikleri , bir el hareketiyle başka bir sayfaya geçebildikleri maalesef çabuk sıkılan dijital çocuklar. Sokakta oynayan son nesilden olmamdan mütevellit, her boş vaktimde oğlumla doğaya atıyoruz kendimizi. Kampa gidiyor, balık yakalıyor, yelken yapıyoruz. Ancak yeri geldiğinde bende elime bir tablet alıp oğlumdan oyun oynamayı öğreniyorum. Fanatizm yapıp elinden tamamen elektroniği almayı doğru bulmuyorum, ileride ne iş yapacağına ve yeteneğinin aslında ne olduğuna dair fikrim tam oturmamışken ve dünya dijital çağa geçmişken iyi bir bilgisayar yazılımcı veya doktor olmasının da önünü tutmaktır tamamen mahrum bırakmak. Benim bulduğum çözüm ise basit, gündüz teknede çalışmak ve dümen tutmak kaydıyla akşamları biraz serbest bırakıyorum onu teknede olduğu vakitlerde.

      Çocuklarımız hızlı, birçoğu doğayı sevemiyor. Sebebine gelecek olursanız doğayı göremiyorlar. Sevgilim ile çocuklarımızı alıp bazen Belgrad Ormanı’na gidiyoruz. Çocuklardan çok biz rahatlıyoruz aslında çünkü ormanda yürümek kurumsal hayatın içinde yorulmuş insanlara iyi gelen bir şey. Bu çocuklar daha yorgun değiller, sabaha kadar ufka bakamazlar. Devamlı denizde olamazlar veya size adapte olabilmek için tüm gün sessizce teknede oturup kitap okuyamazlar. İş hayatımızda, neyseki ben bu konuda sizden biri değilim. Çünkü işim deniz ama beynimiz hep hızlı olmak zorunda. Hızlı kararlar vermek, rakamlara hakim olmak, insanları kırmamak, mantığımız ile yaşamak zorundayız. Bu yaşam doğaya uygun olmadığı gibi denizcilerden de pek  iyi ticaret adamı çıktığını görmedim. Bu hayatlardan kaçıyor ve çok hızlı çalışmak zorunda olduğumuz zihinlerimizi biraz olsun yavaşlatabilmek için denize çıkıyoruz. Demeye çalıştığım şey çocukların zihni zaten hızlı ve bilgiye açlar. Onları iyi denizci yapacağız diye denizle boğmamalı ancak çokta karada tutmamalıyız. Çünkü hakikaten karada çok güzellik kalmadığına günden güne daha emin oluyorum. Hatta çocuğum olmasaydı karaya hiç çıkmazdım şahsen.

 

  Bir çocuk güvertede iki sebep ile duruyor. Birincisi ailesi orada olduğu için. Ergenliğe geldiğinde hepimizin bildiği gibi uzaklaşmaya çalışacak ki bu en doğal hakkı ancak çocukken bir denizci adayı, ona çok nazik olmak lazım. Mesela kaptanı her zaman dinlemesi gerektiğini kuzey çok zor anladı. Babayı dinlemek ile ilgili hiçbir problemi yok ama iş kaptanı dinlemeye geldi mi adamı bir türlü ikna edemedim. Bu yüzden ona bu ideolojiyi anlatabilmek için kendi youtube sayfama bir eğitim videosu hazırlayıp onu oynattım. Seslendirmesini de ona yaptırdım. Bunları yaparken de hep ‘Oğlum çok yorgunum hadi babana yardım et’ dedim. Bu sayede kendisini değerli hissetti, tabi değerli ama önemli olan bunu benim bilmem değil onun bilmesi. Bu videoyu çekip internete koyduktan sonra kaç kere seyredildiğine baktı her gün arttığını görüncede çok mutlu oldu. Dümende bir şey öğretmek istediğimde 5 dak. anlatıyor sonra onun başka bir kursiyere anlatmasını rica ediyorum. Genelde basit ama doğru anlatıyor çocuklar. Bu sorumluluğu ona verdiğinizde o kadar mutlu oluyorki, çok daha çabuk ve iyi öğreniyor. Çünkü her çocuk yaşı kaç olursa olsun kale alınmak istiyor.

      Kuzey şu anda 8 yaşını bitirdi. O da benim gibi pusetten beri denizde. İlk denize çıkardığımızda çok küçüktü bir şey anlaması mümkün değil. Ancak vücut ne kadar erken sallanmaya başlarsa o kadar kâr. O temiz havayı ne kadar erken solursa o kadar kâr. Güzel insanlar ile ne kadar çabuk denize çıkarsa o kadar kâr. Yalnız en önemli detay, çocuk istemeli. Çünkü çok iyi denizci olmanın inanın çok manası yok. Dünyayı yedi kere gezin, en teknik konulara en hakim siz olun eğer karada kalp kırıyor, önceliğiniz boyalı kağıtlar ve başarı oluyorsa siz en iyisi mi kendinizi düzeltmeye çalışın. Çocuğu denize çıkarıp doğayı sevmeyi, saygılı olmayı öğretemiyorsanız bırakın evde kalsın daha iyi. İyi denizcilik karada başlar. Karada ne kadar seveniniz var ise denizde o kadar iyisinizdir. Bu yüzden iyi insan olma ideolojisini vermeye çalışmak bir çocuğa denize çıkarmaktan daha elzem ve önceliklidir. İyi bir denizci olmaya hayatımı adadım, eğer sağlığımız izin verirse ömür boyu denizde olmak istiyorum. Yine de kalbimden geçen umarım 30 sene sonra babalığımın denizciliğimden iyi olduğunun söylenmesidir.

  Oğlum Kuzey ile

   Nihayeti sonuç olarak. Çocuklarımızı denize atmayalım , onların tekneye koşmasını beklemek gelecekte daha denizci olmalarını sağlayacaktır. Denizde çocuk olmak çok büyük lükstür , ancak çok lüks bir tekneyle denizde olmak değildir. İhtiyaçlarımızı ve beklentilerimizi küçültmenin yeridir deniz , konforun bir klima değil açık bir lumboz olduğu yerdir. Gürül gürül jenaratör sesinin değil , akşam melteminin sesine verebilmektir kendini deniz. Bu yüzden çocuklarımızın bunu sevmesi için çok acele etmeyelim. Onları sevelim , biz onları gerçekten sevdikçe zaten denize geleceklerdir bizimle.

Nefes rüzgardır dostlar, hepimizin rüzgarı bol olsun.  

Fotoğraflar: Atilla Gökova © Copyright

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Tekneleri Değil Kendimizi Tanımalıyız

Her amatör deniz sevdalısının en büyük hayali tabi ki tekne sahibi olmaktır. Ancak burada ki en önemli nokta tekneleri tanımaktan daha ziyade kendimizi tanımaktır. Yoksa yanlış bir tekne alır ve deniz serüvenimize yıllarca çalışıp didinerek biriktirdiğimiz paraları çarçur ederek başlarız. Ülkemizde denizciliğe bakış açısı yanlış olduğu için bu iş zengin hobisi olarak kalıyor ve bizim gibi küçük bütçeli insanların bu hobiyi yapması zorlaşıyor.

5.10.2018 17:54:38

Deniz'e Doğru

Denizcilik bence iki türlüdür. Hobi denizciliği ve profesyonel denizcilik. Zaten ehliyetlerde böyle ayrılır, amatör ve profesyonel diye.

16.9.2018 14:08:34

Yeni Bir Meslek Dalı ' Yelken Eğitmenliği '

Yelkencilik son yıllar da popülaritesinin zirvesine ulaşmış ve yelkenli sayısı hatırı sayılır bir oranda artmaktadır. Bu konuda beni en çok mutlu eden şey; pahalı ve büyük yatların dışında küçük ve ekonomik teknelerin sayısı da günden güne çoğalmaktadır. Amatör denizcilik de oldukça ilerlemektedir ve yelken hobisi biraz olsun zengin hobisi olmaktan sıyrılmaya başlamıştır.

18.8.2018 16:29:00 1
  1. Münevver yıldız karataş
    Münevver yıldız karataş
    25 Temmuz 2018, 18:30
    Yazını okurken ; çocuk ve deniz konusu gerçekten başarılı ve sürekleyici bir yazı olmuş. Kuzey şanslı bir çocuk değer gören kollardaki çocuklar mutlu çocuklardır. Yeni yazılarını okumak için sabırsızlanıyorum. Sevgiyle kalın
  2. Altuğ GÜRKAYNAK
    Altuğ GÜRKAYNAK
    23 Temmuz 2018, 13:02
    Ben de 6 yaşında bir kız babasıyım. Yazdıklarınız çok hoşuma gitti. Hatalı olduğum bazı noktalar olduğunu erken görmüş oldum yazınız sayesinde. Teşekkürler :)
  3. Dilek Sönmez
    Dilek Sönmez
    21 Temmuz 2018, 13:39
    Keyifle okunan bir yazı olmuş, tebrikler....
  4. Yusuf Tırtıl
    Yusuf Tırtıl
    21 Temmuz 2018, 11:38
    Muhteşemsin Atilla. Devam böyle kardeşim.. Takipteyiz sizi ????
  5. Hakan Uğur
    Hakan Uğur
    20 Temmuz 2018, 23:33
    Tebrik ederim, çok güzel bir anlatım olmuş. Rasgeldikçe keyifle izliyorum. Kuzeyde senin gibi denizci bir babaya sahip olduğu için şanslı ve onunda denizden keyif alacağı videolarından belli. Pruvanız neta, rüzgarınız kolayına olsun.

Yorum Yaz

500 adet karakter kaldı

Türkiye'de Hidrografi'nin tarihçesi

26 Kasım 2001

Türk Bahriyesinde Hidrografiye gereken önemin verilmesi 15. yüzyıla dayanır. Tanınmış Türk amiral ve denizcisi Piri Reis'in 1531 yılında Akdeniz'deki seyir rotalarını gösteren Kitab-ı Bahriye adlı eseri derlenmiştir.

ÜYE GİRİŞİ

BANNER

Yelkenci İlan Ver

Yazarlar

Facebook

BANNER

Dalgacı - Günlük Yatılı Turlar ve Özel Organizasyonlar

BANNER

Tutku Sailing Yacht / 0533 164 99 60

BANNER

Limbo Denizcilik - Tekne İnşa ve Tamir Malzemeleri / 0532 296 77 75

BANNER

Dövmeliyim

BANNER

Deniz Eskisi | Deniz Antikacısı | DenizEskisi.com

BANNER

MarinTurk Marina'da kaçırılmayacak fırsatlar

BANNER

Kechi Sailing - Uluslarası sertifikasyonlara sahip çok yapılı ve esnek kadro sistemi ile sizler için en yakın, en kolayı hedefleyen bir anlayışla akademik danışman ve uzman denizci kadrosuyla hizmetinizdeyiz.

BANNER

Özel İSTANBUL TIP MERKEZİ - 1998'den Bugüne Sağlıkla

BANNER

Yelken Eğitimi Atilla Gökova Sailing

BANNER

Eskiler ve Antikalar

BANNER

Kechi Sailing - Uluslarası sertifikasyonlara sahip çok yapılı ve esnek kadro sistemi ile sizler için en yakın, en kolayı hedefleyen bir anlayışla akademik danışman ve uzman denizci kadrosuyla hizmetinizdeyiz.

BANNER

StatCounter