Yazar Hakkında

18 Ağustos 2018, 16:29 1 Yorum

Yeni Bir Meslek Dalı ' Yelken Eğitmenliği '

Yelkencilik son yıllar da popülaritesinin zirvesine ulaşmış ve yelkenli sayısı hatırı sayılır bir oranda artmaktadır. Bu konuda beni en çok mutlu eden şey; pahalı ve büyük yatların dışında küçük ve ekonomik teknelerin sayısı da günden güne çoğalmaktadır. Amatör denizcilik de oldukça ilerlemektedir ve yelken hobisi biraz olsun zengin hobisi olmaktan sıyrılmaya başlamıştır.

        

    

     Büyüyen sektörün yanında talebe karşılık verebilmek için artan yelken eğitmeni ve yelken okulu sayısı da mutluluk vericidir. Ancak sadece artıyor olması maalesef yeterli değildir. Çokluk rekabet ve rekabet kaliteyi getirir. Ancak bir mesleğe başlama yolu komple yanlış ise geri dönüşü olmayan sorunlar olabilir. Çok şanslıyız ki ege denizi kolay bir denizdir. Med cezir ve akıntı olmaması özellikle kuzey denizi veya karayip bölgesi gibi navigasyonel olarak zor olmaması özgüven veriyor ve her gün denize onlarca insan çıkıyor. Ancak yelken eğitmenliği bir meslektir, dünyanın her yerinde bir sertifikasyonu, eğitimi ve standardı vardır. Bizde maalesef yok.

     Dünyada yelken okulu kültürünü başlatanlar İngilizlerdir. Dünyanın belki de en sıkıntılı sularında yaşıyor olmalarından dolayı oldukça da iyi denizcilerdir. İngiltere dover’da bir seyrimde marinada almanac arıyor ve slack time ‘ yani akıntının duracağı zamanın ne zaman olduğunu hesaplamaya çalışıyordum. Teknenin yanında duran ve balık tutan adama dönüp hadi şansımı bir deneyeyim dedim. ‘’Hey my friend ( Türklüğümü belli ederek ) Do you know when is the slack time? ‘’ dedim. Adam saatine baktı ve dönüp bana ‘’ it’s in 48 minutes ‘’ dedi. Takribi bir şey söylemesini bekliyordum ancak balık tutan adam bana dönüp akıntının 48 dakika sonra duracağını söyledi. Daha sonra elime iki bira alarak yanına gittim. İnanılmaz bilgiler aldım ve adamı balık tutan bir kaptan zannettim. Adam meğersem marinanın teknik görevlilerinden birisiymiş , ağzım açık kalarak teşekkür ettim ve yola çıktık. Çok gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki bu ustanın bilgi seviyesi Türkiye’de yelken öğretiyorum diyen birçok adamdan ve profesyonel kaptandan kat kat fazladır. Son cümleyi maalesef çok üzülerek kurdum. Şimdi gelelim sebeplerine.

      İngiltere’de eğer yelken eğitmeni olmak isterseniz yaklaşık 8 adet kursu bitirip, sonra içinde tides yani medcezir olan sularda en az 1000 mil yol yapıp teknik olarak çok zor olan bazı sınavları geçip yelken eğitmeni olabilirsiniz. Ülkemiz de ise birkaç hafta sıradan bir yelken okulundan  eğitim alıp eğer de biraz paranız var ise konforlu şık bir tekne alıp, bir web sitesi kurarak yelken öğretmeye başlayabilirsiniz. Amatör denizci belgesi ile yelken eğitmenliği yapan bir sürü insan, ilk yardım bilmeden yelken öğreten bir sürü insandan sadece birisi olursunuz. Çok iyi para kazansanız bile bir gün bunun bedelini çok ağar ödersiniz.

     Bu durumdan yelken federasyonumuz rahatsız olmuş ve son yıllarda yy5 eğitimi sistemini getirmiştir. Pilot okullar seçip yelken eğitmenliği belgesine bir standart getirmiş ve bu durumu toparlamaya çalışmıştır. Bu ilgi ve değişim maalesef yeterli olmamıştır. Çünkü bana göre bakış açısı tamamen yanlıştır.  İyi niyetle bile olsa çok basit bir kurgu hatası vardır. Yy5 eğitimleri için yıllarca İngiltere’den denetmen getirilmiştir. Bu iyi bir hareket olsa bile bence bizi hala dışarıyı bağlı yapmaktadır. Türkiye’de yelken eğitmenliği yapmayan o kadar önemli üstadlarımız vardır ki, onlara bu konular hakkında nasıl danışılmadığı, varlıkları ve bilgilerinden nasıl istifade edilmiyor olması  beni çok şaşırtmaktadır.  Mesela ben her fırsatımda sevgili üstadım Özkan Gülkaynak’ı arar eğer denk getirebiliyorsam yanına gider ve denizcilik ile ilgili kimseye soramadığım konuları danışırım.  Bunu yaparken de kendimi çok iyi hissederim. Bir elin parmaklarını geçmesede çok değerli denizcilerimiz var. Bence bu konu onlardan akıl alınarak çözülebilir.

      Benim şahsi fikrim ise belli bir sertifikasyon seviyesinin üstünde olan ve belli deniz milini aşmış denizcilerin başvuracağı bir sistem kurulmalı. Bu adayların bilgisini sınamak için kıymetli denizcilerimizden oluşturulmuş bir heyetin önünde sınavlarını olmalı ve bu kişiler yeterli seviyede ise devlet ya da federasyon desteği ile İngiltere’ye yollanıp eğitilmelidir. O sistem oluştuktan sonra yelken eğitmenliği belgesi verebilen şubeler açmalarına müsaade edilmeli ve bu belgelerden federasyona katkı payı ödeyerek sisteme zarar vermeden gerçekten yelken eğitmeni yetiştirebilen yelken okulları kurulabilir. Bu benim tamamen şahsi ütopyamdır. Yelken eğitmenliği eğitimi almamış yani öğretmen okulu okumamış bir şahıstan yelken eğitimi almak sahte diploma ile doktorluk yapan bir şahısa gitmek ile aynı şeydir.

     Yelken eğitmenliğini meslek olarak yapmak isteyen adayların bilmeleri gereken tek şey yelkenliyi kullanmak değildir. Bir yelken eğitmeni yelken, navigasyon ve güvenlik prosedürlerine çok hakim olmalı ve bu konularda uzmanlaşmış olmalıdır. Kötü bir havada denize adam düştüğünde, direk kırıldığında, teknede bir yaralı veya acil müdahale isteyen bir kişi olduğunda neler yapılacağını bilmeden yelken öğretmek birazcık denizciliğin ilkesine hakarettir. Günlük lokal olarak 2-3 saatlik eğitimler düzenleyen ve küçük sport boatlar ile yapan kesim dışında insanları teknesine misafir ederek açık seyir tecrübesi yaşatmak başka konseptler olduğu gibi çok dikkatli olunması gereken bir eğitim biçimidir. Çünkü denizde kaza binde bir olur ancak  birincide mi, binincide mi kimse bilemez. Bin kere denize çıkmadan da benim başıma gelmez diyemez.

     Şahsen 15 yıllık profesyonel yelken eğitmenliği tecrübemde batmak ve direğimi kırmak dışında başıma gelebilecek her şey geldi. Teknede yaralanma, çarmıh tellerinin kopması, karaya oturma, suyu kaçmış fırtına, zehirlenme, alerjik reaksiyon vs aklımıza gelebilecek her şey. Bir denizci denize ne kadar çok çıkıyor ise başına bir şey gelme ihtimali o kadar artar. Yılda iki ay denize çıkan birisi ile on ay denize çıkan birisinin başına bir şey gelme ihtimali tabi ki aynı değildir. Günümüz tekneleri artık seri ve hızlı üretimler, akıl almak basitlikte hatalarla karşılaşabiliyoruz. Bütün olan bu olaylara karşı hızlı müdahale edecek yetiye sahip olmaktır. Herkes denizi ve yelkenciliği sevebilir ve bence her yaşta bu meleğe gönül verebilir ancak bu yetiye gelip, bu problemlere gözü kapalı müdahale edebildiği zaman yelken eğitmeni olmalıdır. Ülkede bunu denetleyen bir sistemin olmaması, kalbi denizci olan bir adama bilmediği şeyi öğretme yetisi vermemelidir. Denizcilik dürüstlük ve paylaşım üzerine kurulu özgürlükler cumhuriyetidir. Bu cumhuriyette yalana ve riyaya yer olmamalıdır ancak bir yıl denizcilik geçmişi olan birisinin yelken okulu açması evet birazcık riyakardır. Yelken eğitmenliği sadece yelken öğretmek değil aynı zamanda bir can taşıma sorumluluğudur. Her hava şartında, her kazada  belada yanındaki canları sağ salim karaya ulaştırabilecek yeti her şeyden önemlidir. Bu yetiyi de bir yılda almak olasılıksızdır. Şimdi yazdıklarım biraz fazla sert tınlıyor olabilir, bazı kişileri rahatsız da edebilir ancak söylemek istediğim şey can taşıma sorumluluğunu tam öğrenmeden bu işe başlanmaması gerektiğidir. Ülkemizde de güzel bir formül bulunacağına eminim. Çünkü yelken sektörü geriye gitmiyor. Gayet güzel bir ivme ile toparlanıyor ve büyüyor. Artık yurt dışına daha çok sporcumuz gidiyor, daha fazla başarı alıyoruz. Buda hayatım boyunca denizde olmaya karar vermiş bir adam olarak beni çok mutlu ediyor.

     DENİZ DE KONFOR

     Yelken hobisi günden güne daha fazla kitleye ulaşsada maalesef bazı insanlar sadece yelken yapıyor olmak için denize çıkıyorlar. Buda bazen tatsız durumlara sebep olabiliyor. Deniz engin bir deryadır ve güzel tarafları kadar zor tarafları da hatta insanı bezdirecek tarafları da vardır. Bu güzel dünyaya başlarken bakış açınızı konforcu bir tavırdan daha denizci bir tavır’a revize ederseniz mutluluk çok daha yakındır. Peki bir denizciye göre denizde konfor nedir?

      Deniz de konfor az arızadır. Kimse bozulan bir elektronik sifonlu tuvaletin yüzünden bir gününü insani atığın içinde geçirmekten keyif almaz. Bu yüzden tuvaletlerinizi manuel yapın, pompalarken bu anekdotu hatırlarsınız.

     Deniz de konfor güzel yelken yapabilmektir. Bu yüzden fırtınanın göbeğinde tıkanacak bir furling ana yelken yerine manuel klasik bir yelkeni düzgün kurgulayıp basmak her zaman size az problem çıkaracaktır. Aynı zamanda balen konulabildiği için metrekare kaybetmeyecek ve özellikle orsa da çok daha iyi açılar ve hızlar ile seyredebileceksiniz. 45 yerine 40 derece orsa çekmek akşam yemeğine sizi iki saat daha çabuk götürebilir.

     Denizde, konfor az arıza demekse eğer o zaman her şeyi manuel yapmak sizi çok rahatlatacaktır. Kahvenizi ocakta pişirmek, mikrodalgadan biraz uzak kalmak, bulaşıklarınızı denizde yıkamak mesela az arıza ve bol keyif demektir.

     Deniz de konfor bol yıldız görmektir. Teknenizin altından suyu aydınlatmak yerine güvenli bir yerde tepe ışıklarınız dahil her ışığı kapattığınızda yıldızları tutabilecek kadar yakın görmek işte konfor budur.

Bu yüzden dostlar,  yelken eğitmeni olmak istiyorsanız lütfen çok duyarlı olun ve kendinizi geliştirin. Şayet amatör denizci olarak kalacaksanız da mümkün olduğunca her şeyi manuel yapın.

Nefes rüzgardır, rüzgarınız bol olsun...

Fotoğraflar: Atilla Gökova © Copyright

 

Yazarın Diğer Yazıları

Tekneleri Değil Kendimizi Tanımalıyız

Her amatör deniz sevdalısının en büyük hayali tabi ki tekne sahibi olmaktır. Ancak burada ki en önemli nokta tekneleri tanımaktan daha ziyade kendimizi tanımaktır. Yoksa yanlış bir tekne alır ve deniz serüvenimize yıllarca çalışıp didinerek biriktirdiğimiz paraları çarçur ederek başlarız. Ülkemizde denizciliğe bakış açısı yanlış olduğu için bu iş zengin hobisi olarak kalıyor ve bizim gibi küçük bütçeli insanların bu hobiyi yapması zorlaşıyor.

5.10.2018 17:54:38

Deniz'e Doğru

Denizcilik bence iki türlüdür. Hobi denizciliği ve profesyonel denizcilik. Zaten ehliyetlerde böyle ayrılır, amatör ve profesyonel diye.

16.9.2018 14:08:34

Teknede Çocuk Olmak

Bence bir çocuk için en büyük şanslardan birisidir denizde büyümek. Ancak öyle ince bir dengesi vardır ki bu konuda rahatça atıp tutmaya kendimde biraz olsun hak görüyorum. Çünkü denizde büyüyen bir çocuk , şimdi ise oğlunu denizde büyütmeye niyetlenen bir babayım. Bu yüzden hem çocukluğumda hem de yetişkinliğim de ki deneyim çocukları ile denize açılmak isteyen insanlara biraz olsun dokunabilirse çok mutlu olurum.

20.7.2018 16:22:15 6
  1. Kanje Doğan
    Kanje Doğan
    24 Ağustos 2018, 12:38
    Keyifli sohbet tadinda anlatim icin cok tesekkurler. Denizde seninle biraeyler ogrenmek guzel bir sans. Dost ruzgarlar kaptan.

Yorum Yaz

500 adet karakter kaldı

ÜYE GİRİŞİ

BANNER

Yelkenci İlan Ver

Yazarlar

Facebook

BANNER

Dalgacı - Günlük Yatılı Turlar ve Özel Organizasyonlar

BANNER

Tutku Sailing Yacht / 0533 164 99 60

BANNER

Limbo Denizcilik - Tekne İnşa ve Tamir Malzemeleri / 0532 296 77 75

BANNER

Dövmeliyim

BANNER

Deniz Eskisi | Deniz Antikacısı | DenizEskisi.com

BANNER

MarinTurk Marina'da kaçırılmayacak fırsatlar

BANNER

Kechi Sailing - Uluslarası sertifikasyonlara sahip çok yapılı ve esnek kadro sistemi ile sizler için en yakın, en kolayı hedefleyen bir anlayışla akademik danışman ve uzman denizci kadrosuyla hizmetinizdeyiz.

BANNER

Özel İSTANBUL TIP MERKEZİ - 1998'den Bugüne Sağlıkla

BANNER

Yelken Eğitimi Atilla Gökova Sailing

BANNER

Eskiler ve Antikalar

BANNER

Kechi Sailing - Uluslarası sertifikasyonlara sahip çok yapılı ve esnek kadro sistemi ile sizler için en yakın, en kolayı hedefleyen bir anlayışla akademik danışman ve uzman denizci kadrosuyla hizmetinizdeyiz.

BANNER

StatCounter