Yazar Hakkında

05 Ekim 2018, 17:54

Tekneleri Değil Kendimizi Tanımalıyız

Her amatör deniz sevdalısının en büyük hayali tabi ki tekne sahibi olmaktır. Ancak burada ki en önemli nokta tekneleri tanımaktan daha ziyade kendimizi tanımaktır. Yoksa yanlış bir tekne alır ve deniz serüvenimize yıllarca çalışıp didinerek biriktirdiğimiz paraları çarçur ederek başlarız. Ülkemizde denizciliğe bakış açısı yanlış olduğu için bu iş zengin hobisi olarak kalıyor ve bizim gibi küçük bütçeli insanların bu hobiyi yapması zorlaşıyor.

              

  

    Benim işim deniz, tekne sahibi olmak zorunda olanlardanım ancak inanın ülke de ekonomik durumdan dolayı biz işimizi yaparken teknelere bakan, marina paralarını ödeyen, vergisini veren ve günün sonunda çocuğu devlet okuluna giden, 89 model arabayla gezen züğürt mutlu adamlar olmaktan öteye geçemiyoruz. Çünkü tüm gelir kaynağımız da tek gelir kaynağımız da deniz. Bu yüzden ben bu satırları yazarken lütfen bir profesyonel  ancak kalbi deniz olan amatör bir adam yazmış gibi okuyunuz çünkü hiçbir profesyonelin değinmediği bir konuya değineceğiz.

     Beni kimin hangi tekneyi alacağı hiç ilgilendirmediği gibi ayrıca mesleki olarak tekne satmıyorum. Survey ‘lik yapmıyorum, satmıyor olmamım sebebi yeni seri üretim teknelerinin hiç birisinin birbirlerinden farkı olduğuna inanmamak ile birlikte bir amatör denizcinin ilk teknesinin sıfır olmasına da karşıyım. İkinci el bir tekne aldığınız zaman bir denizcinin deneyimlerini de almış olursunuz.  Mesela bir uzun yol denizcisi servis aküler dışında telsize bir küçük akü daha takar. Tekneden fırtına flokunu, deniz demirini ve yedek malzemelerini eksik etmez. Bu deneyimdir. Bir tekne satarken de gerçekten denizci bir adamdan tekne satın alıyorsanız o adam sevgilisinden ayrılan bir delikanlı gibi ceketini alıp çıkmalıdır tekneden. Adap bunu gerektirir.

     Tekneyi alan kişinin bir yelkenliye girip ilk baktığı şey motor saati ise, bu kişi yelkenliden anlamamaktadır. Çünkü motor saati yüksek bir yelkenlinin arması ve yelkenleri iyi durumda olur. Alınacak en güzel teknedir motor saati yüksek yelkenli. Çünkü adı üstünde yelkenlidir. Motorun çaresi de ekonomisi de armadan ucuz ve kolaydır. Geçen ay çok sevgili abim ve ustam Erol ile 40 beygir volvo makineyi teknenin içinden karaya sadece ana yelken mandarı ile 20 dakikada aldık 2 kişi. Sizce hangisi daha kolay? Direk mi, motor mu? ikisini de sökebilen bir adam olarak söyleyebilirim ki mukayese etmem.

     Tekne alırken cevap verilmesi gereken sorular şunlardı:

  • Teknemde ne kadar vakit geçireceğim?
  • Kışın içinde yaşar mıyım?
  • Performans mı, konfor mu?
  • Az arıza mı, çok konfor mu ?
  • Salınım konforumu, sırt konforumu ?

Şimdi ben tekne alıyor olsam bu sorulara nasıl cevap verirdim?

 

  1. Teknemde çok vakit  geçireceğim, karım evden kovarsa içinde yaşayabileceğim kadar alanı olsun isterim.

 

  1. Kışın gayet tabi yaşamam lazım, yazın zaten evde değilimki kovulmam :)

 

  1. Tabi ki  performans. Karım çabuk gel buraya dediği zaman 30 ila 55 derece arasında orsa çekmek büyük fark yaratıyor, teknem yürüsün isterim.

 

  1. Az arıza zaten konfor demektir, elektronik az olsun mümkün olduğunca her şey analog olsun ki çaresi de kolay olsun.  Her şey 12 wolt ile çalışabilsin ki daha çok akü ve jenaratör yerine yanıma bir yedek yelken daha alabileyim.

 

  1. Evde yeteri kadar konforlu alanım var, teknede rahat koltuklar yerine dalgadan güzel düşsün. Bam - güm etmesin, altı tabak gibi yeni tekneler de olduğu gibi dalgadan düşünce deprem oluyor gibi olmasın mesela.

 

Bu arada espiri bir yana evli değilim :) ebediyen kovuldum :)

 

     Bakın, Sadun Boro üstadımız  10.3’ luk ahşap bir yelkenliyle yola çıkmıştır, teknede delik az olmalı tuvalete gerek yok kovaya sıçın derdi. Hayatını kimyasal tuvalet ile geçirdi. Osman Atasoy üstadımız yola alüminyum bir tekne ile çıktı, kutuplara gitmek istiyordu. Sevgili üstadım babam Cumhur Gökova yola bir yarış teknesiyle çıktı hiçbir konfor barındırmadan. Oda benim çok suyum olacağına beni limana hızlı götürecek yelken alanım olsun derdi. Sevgili Özkan Gülkaynak üstadım ‘’Ben minumum ile yetinmeyi ve denizi maksimum yaşamayı istiyorum’’ diyerek tamamen ahşap ve manuel bir tekne olan kayıtsız ile inanılmaz bir serüven yaşadı ve bunu bizimle paylaştı. Bu ustaları usta yapan şey tekneleri değil ne istediklerini bilmeleri idi  yani kendilerini tanımaları.

     Eğer kendinizi tanıdınız ve arzularınızdan eminseniz;

Yaz kış içinde yaşarım teknemden alım satımda para kazanmak gibi bir ideolojim yok derseniz özellikle eski centre cocpit teknelere bakmanız sizin için uygun olacaktır.

Sadece yazın kullanacağım ve dış konforu daha önemli diyorsanız seri üretim bilindik markalara bakmanız mantıklı olacaktır.

İki kişiden fazla denize çıkmam, kafa dinlemek ve sadece deniz de olmak istiyorum diyorsanız o zaman 28-38 feet arası fiyat arlığı 20-40 k Euro olan onlarca tekne gayet uygun bir keyif sunabilir.

Önemli olan sizin ne istediğinizdir. Lütfen evdeki konforu tekneye taşıma hayali ile bu serüvene başlamayın. Sebebine gelecek olursak;

     Tekne de 220 wolt ile çalışan her türlü konfor aracı ( kahve makinası, buz makinası, saç kurutma makinası vs ) size ekstra akü ve jeneratör demektir. Peki salt bir sessizlik içinde akşam huzurlu bir koyda uyumak varken neden jenaratör sesi dinlenir ki? Zaten kaçtığımız şey mekanik sesler, egzoz dumanı ve kalabalık değil mi? Her şeyi 12 wolt yaparak artık çok ucuzlamış olan güneş panalleri ile yetinmek başınızı daha az ağrıtacak ve doğaya daha az zarar verecektir.

     Teknenizde bir televizyon olması size devamlı haberleri seyrettirecek, canınızı sıkacak ve karadaki dertlere yine üzülmenizi sağlayacaktır. Bunu kendinize yapmayın, bakın kara yer altı dünyası deniz matrix‘dir. Bunu tersine çevirmeyin. Televizyonda her gün dinlediğiniz sesler yerine arıların vızıltısı, rüzgarın uğultusu, şıpır şıpır suyun tekneniz ile sevişmesini dinleyin. O zaman denizde olduğunuzu anlarsınız.

     Teknede çamaşır makinası olmaz. Bağlayın bir ipe çamaşırlarınızı, sakin bir havada 1600-1800 rpm ‘de çekin yarım saat 40 dakika, tatlı su ile durulayın göreceksiniz makinanızdan çıktığından daha güzel koktuğunu. Pırıl pırıl olduğunu ve tamamen doğal olduğunu.  Merdaneli makine ayrı bir şey mi yapıyordu?   

     Elektrikli vinçleri boşverin, akünüze yazık. Birde elektrikli vinçler insandan güçlüdür, dalgınlığınıza gelir, parmağınız basılı kalır ve ne var ne yok koparırsınız ona bağlı olanı. Ne olacak tramolayı 30 saniyede değil de 1 dakika da atın , aceleniz mi var? Ana yelkeni 5 dakika da değil de 10 dakika da basın, işe mi gecikiyorsunuz?

     Furling ana yelkenden mümkün olduğunca kaçının, bir gün öyle bir yerde tıkanırki bir daha Bebek’te eviniz olsa sırtınızı döner oturursunuz denize. Fırtına da kapanmayan bir ana yelkenden daha korkunç bir şey olamaz. Bunu öğrenmeyin lütfen lüzumlu bir bilgi değildir. Almış bulunduysanız furling ana yelken gelin ben onu normale çeviririm sizin için hem metrekareniz büyür, hem de gerçekten uçak kanadı gibi bir yelkeniniz olur. Çarşaf gibi değil.

     Gurcatalarınızda ışığınız olmasın. Göremezsiniz yıldızları. Su altı aydınlatmanız olmasın, balıkların sizi görmeye ihtiyacı yok çünkü. Mangalınız olmasın teknede, komşunun canını çektirmeyin bedavaya,  adam belki diyette. Şarap soğutucunuz olmasın mesela bağlayın bir ipe sallayın 10 metreye bakın nasıl ideal bir ısıda soğuyacak şarabınız. Buz makinanız olmasın mesela, rakıyı sek içmeyi öğrenin zaten sarhoş olmak için içilmiyor mu bu melet? Şaka bir yana her türlü konfordan kaçınmak size minumum dert, maksimum keyif getirecektir. Standart tekne buzdolaplarında bu yapılabiliyor bu arada.

     Konfora harcayacağınız para ile neler yapılabilir? Canavar gibi yerli yapımı krom bir ultra çapa alabilirsiniz, halatlarınızı polyester yerine dynema yapabilirsiniz. Yelkenlerinizi dacron yerine crusing laminate yaparak daha uzun ömür ve daha güzel dizayn sahibi olabilirsiniz. Televizyon yerine bir chart plotter alarak ona ais bağlatabilirsiniz. Mangal yerine yangın tüpü alarak bir gün kendinizi veya komşunuzu kurtarabilirsiniz. Şarap soğutucu yerine daha iyi bir can salı alabilirsiniz mesela. Buz makinası yerine bir deniz çapası, jenaratör yerine bir yedek yelken, invertör yerine harika bir sağlık ekipmanı çantası yapabilirsiniz. Direk aydınlatması yerine ilk yardım fişekleri de alabilirsiniz mesela, daha çok aydınlatacağı gibi bir gün daha o yıldızlara daha çok  bakabilmenizi sağlayabilir. Pahalı bir müzik sistemi yerine bir radar, jet ski yerine bir simetrik balon, deniz oyuncakları yerine bir sup alabilirsiniz mesela. Jet ski biraz abartı oldu farkındayım ama alan var.

     Denizde olmak az ile yetinmeyi ve doğadan keyif almayı gerektirir. Kampa gitmenin deniz versiyonu gibi olmalıdır, daha büyük daha iyi değildir biz Amerikalı değiliz. Eğer bakış açımızı değiştirmezsek bu iş sadece zengin hobisi olacaktır. Bir İngiliz, botuna bir motor almaya gittiği zaman satıcıya en küçük hangi motor ile gidebilirim der. Bir Türk aynı satıcıya gittiğinde bu bot en fazla kaç beygir kaldırır diye sorar. 2 beygir bir motor ile yetinebilmeli insan, ne yapacaksınız lokantaya değilde tekneyi koyda bırakıp işe mi gideceksiniz? Daha az, daha az zararlı mesela bu olmalı ideolojimiz

      Dünyada bütün savaşların kapital kaynaklı olduğu ve petrol yüzünden insanlar ölürken saatte bilmem kaç litre mazot yakmak sizce dünyaya bir ihanet değil midir? Bir gün 36 metre bir yelkenlide kaptanlık yaparken 7 knot seyir hızı ile seyreden teknenin hızından şikayet eden patroncuk bana kapasana yelkenleri, motora geç demişti. Bende ‘’Neden efendim? Bakın bu bedava’’ dedim. Olur mu bedava, dedi. Ben bu yelkenleri üç yüz bin euroya aldım, 5 sene kullansam yılda 55 bin Euro yapar. O kadar mazot yakmıyor ki bu tekne? Bas makinaya demişti. Ağzım açık, denize dair değil kapitalizme dair aldığım çok kıymetli bir bilgi ile makinaya basıp 700 metrekarelik ana yelken ve 600 metrekarelik genoa‘yı indirmiştik. Bakın, denizcilerde çok para nasıl kazanılır bilgisini bulamazsınız. Bulursanız zaten denizci değildir o adam. Ama denizciler den az ile yetinmeyi, doğadan haz alabilmeyi ve züğürt ama mutlu nasıl olunur bilgisini alabilirsiniz. Bu cümleyi kurarken varlıklı ama deniz gönüllü insanları ayırıyorum, buda olasıdır çünkü.

     Dünyada her bütçeye göre bir tekne vardır. Her malın da bir alıcısı. Az olan denize aşk ile, terbiye ile çıkan insan sayısıdır. Gelin el ele verip bu nüfusu arttıralım. Bu yüzden tekne almadan önce tekneleri değil kendimizi tanıyalım. Deniz‘in bir tek güzel tarafını değil zor tarafını da öğrenmeye kendimize vakit tanıyalım. Yoksa görücü usulü evlenmiş olursunuz bir tekne ile. Biraz flört edin, biraz zamparalık yapın tanıyın bu güzel sevgiliyi. Önce arkadaşınızın teknesine gidin, sonra eğitim alın, bir gün tekne kiralayın. Birkaç tekne tipine binmek için kendinize vakit verin, tekneleri ve denizdeki kendinizi tanıyın. Yoksa size yanlış tekne satacak insan doğru tekne satacak insandan zaten boldur. Arabayı alıp kullanmayı öğrenmeyin lütfen, ehliyetinizi alıp arabanızı alın. Çünkü tekneler devamlı  altın, pırlanta isteyen ancak çok iyi aşk yapan harika kadınlardır. Ona elinizi verip kolunuzu kaptırmayın, bu harika kadınları tanıyıp doğrusu ile bir kere evlenin, tam  evlenin. Yoksa üzerler sizi.

     Kadın kaptanlarımız ve tekne sahiplerimiz için de cümleyi lütfen tersine çevirin. Kadına da, adama da sevgilidir çünkü tekne. İlk gördüğünüz sevgiliye atlamayın derim biraz deneyimlenin, biraz flört edin. Teknelerin ruhunu anlayın. O zaman alacağınız tekne sizi daha çok mutlu edecektir. Ustaları üstad yapan şey yaptıkları operasyonlar  ve dünya turları değil neyi nasıl anlattıkları ve yetiştirdikleri çıraklarıdır. Bir japon atasözü der ki, Kendinden iyi bir usta yetiştirmeyen usta olamaz. Bu yüzden her fiili gerçekleştiren değil kendisini tanıyan, kendini açan ve özellikle insan-doğa için çırpınan her ustanın çırağıyım bende. Çırak olmaya gönüllü olana da usta boldur.

    Deniz zor bir dünya değildir, kara kolaydır. Lütfen denizdeki benliğinizi tanıyın , o zaman doğru tekne sizi bulacaktır. Bir teknenin içine girdiniz, köşesine oturup bir bakındınız. Evinizde gibi hissettiğiniz, bakarken doyamadığınız, kokusu kötü bile olsa size gül suyu gibi gelen tekne  sizin teknenizdir yada artık siz ona aitsinizdir. Ne markasının, ne fiyatının ne de yaşının önemi vardır. Hissi önemlidir, gözünüze değil göğüs kafesinize yarattığı ferahlık önemlidir.

Yüzünüzden yel, teninizden tuz eksik olmasın.

Sevgi ve saygılarımla

Fotoğraf: Atilla Gökova © Copyright

 

Yazarın Diğer Yazıları

Tekne Arma Sistemleri

Amatör bir yelkenci ilk teknesini alırken genel olarak iç hacmi, kokpit konforu , motor saati ve ebatı gibi konuşara öncelik vermektedir. Bu konuşarında önemsiz olmadığını biliyoruz ancak çok daha önemli bir konu vardır. Nihayetinde bir yelkenli alıyoruz , buda arma' dır.

10.12.2018 22:49:23

Deniz'e Doğru

Denizcilik bence iki türlüdür. Hobi denizciliği ve profesyonel denizcilik. Zaten ehliyetlerde böyle ayrılır, amatör ve profesyonel diye.

16.9.2018 14:08:34

Yeni Bir Meslek Dalı ' Yelken Eğitmenliği '

Yelkencilik son yıllar da popülaritesinin zirvesine ulaşmış ve yelkenli sayısı hatırı sayılır bir oranda artmaktadır. Bu konuda beni en çok mutlu eden şey; pahalı ve büyük yatların dışında küçük ve ekonomik teknelerin sayısı da günden güne çoğalmaktadır. Amatör denizcilik de oldukça ilerlemektedir ve yelken hobisi biraz olsun zengin hobisi olmaktan sıyrılmaya başlamıştır.

18.8.2018 16:29:00 1

Teknede Çocuk Olmak

Bence bir çocuk için en büyük şanslardan birisidir denizde büyümek. Ancak öyle ince bir dengesi vardır ki bu konuda rahatça atıp tutmaya kendimde biraz olsun hak görüyorum. Çünkü denizde büyüyen bir çocuk , şimdi ise oğlunu denizde büyütmeye niyetlenen bir babayım. Bu yüzden hem çocukluğumda hem de yetişkinliğim de ki deneyim çocukları ile denize açılmak isteyen insanlara biraz olsun dokunabilirse çok mutlu olurum.

20.7.2018 16:22:15 6

Henüz yorum yazılmamış!

Yorum Yaz

500 adet karakter kaldı

TYF. Başkanı Serhat Belli, ''En azından olimpik diploma''

24 Temmuz 2016

Türkiye Yelken Federasyonu (TYF) Başkanı Serhat Belli, olimpiyatlarda sporcularımız için hedeflenen noktayı açıkladı.

ÜYE GİRİŞİ

BANNER

Yelkenci İlan Ver

Yazarlar

Facebook

BANNER

Dalgacı - Günlük Yatılı Turlar ve Özel Organizasyonlar

BANNER

Tutku Sailing Yacht / 0533 164 99 60

BANNER

Limbo Denizcilik - Tekne İnşa ve Tamir Malzemeleri / 0532 296 77 75

BANNER

Atölye Kürün – Ressam, Heykeltraş, Ürün Satışları ve Özel Tasarımlar

BANNER

Dövmeliyim

BANNER

Deniz Eskisi | Deniz Antikacısı | DenizEskisi.com

BANNER

MarinTurk Marina'da kaçırılmayacak fırsatlar

BANNER

Captain’s Sailing, sizi 12 saatlik teorik eğitimlerle ilk başlangıç noktasından alarak kendi teknenizle tüm dünya denizlerinde seyir yapma beceri ve bilgisine yükselmenizi amaçlar.

BANNER

Özel İSTANBUL TIP MERKEZİ - 1998'den Bugüne Sağlıkla

BANNER

Yelken Eğitimi Atilla Gökova Sailing

BANNER

Eskiler ve Antikalar

BANNER

Kechi Sailing - Uluslarası sertifikasyonlara sahip çok yapılı ve esnek kadro sistemi ile sizler için en yakın, en kolayı hedefleyen bir anlayışla akademik danışman ve uzman denizci kadrosuyla hizmetinizdeyiz.

BANNER

StatCounter