Yazar Hakkında

18 Şubat 2019, 14:50

Köşedeki Şiirler - 1

ŞENLİKDEDE'DE ÇOCUKLUĞUM
 

Bir zamanlar ben de çocuktum herkes gibi

Anılarımı hatırlayabildiğim yaş

dört beş arası,

Evimiz vardı süs havuzlu,

ahşaptan üç katlı.

Önünde yamuk yumuk

küp şeklinde,

tükürükler içinde

ufak tefek,

Arnavut kaldırım taşları.

 

Her sabah bir ses,

ama yaşlı mı yaşlı,

uzaklardan gelirdi sesi,

bağırırdı,

"taze sıcak ekmekçiiii".

At arabası ile gelen,

şefkat dolu, yorgun yüzlü,

Mahallenin ekmekçisi,

Ali Dede'ydi.

 

Koşardım yanına.

Biraz ürkek, biraz korkuyla,

dokunmak isterdim,

onun gibi yaşlı

yol arkadaşı

Beyaz renkli atına.

Uzatırdım yüz kuruş

alırdım iki somun ekmek

her biri elli kuruş.

Gitmesini beklerdim.

Ali dede, atı, arabası.

Hele de o tekerleğin gıcırtısı.

Dönene kadar köşeyi

ardından bakardım.

 

Lakap diye takmıştı büyükler,

kısa donlu, çirkin suratlı, sümüklü veletler.

Düşünürdüm, bilmezler mi diye.

Kısa donun şort olduğunu,

aklı kısa yaşı büyükler.

Sırf inadına, ama inadına kızdırırdım onları.

Sonra da koşarak kaçardım onlardan

bir çocuksu korkuyla.

Düşerdim yüzüstü,

tükürükler içindeki

Arnavut taşlarına.

Vururdum kolumu, bacağımı

ve bazen de başımı.

Bakkal İsmail Amca'dan aldığım akide şekerlerim,

kısa donumdan, şortumdan

Arnavut taşlı yola, dört bir yana,

savrulurdu, dağılırdı

biraz kızgın, biraz ağlamaklı.

 

Düşmeden bilemezsiniz.

Acılar içinde biraz öfkeli

yerden toplayıp ta yiyememek

renkli akideleri.

 

Dönerdim arkadaşlarımın arasına.

Mağrur ve gururlu,

zafer kazanmış bir edayla.

Biraz da belki azıcık,

derisi yüzülmüş kol, bacak yaralarıyla.

 

Eeee hayat bu ya.

Her kavganın ve zaferin

bir bedeli vardı.

 Kabak da benim akidelerimin

başına patladı.

 

Suat, Cenk, Soner, Muhittin,

Adaşım Engin.

Hani hep birliktik bu çocuksu kavgalarda,

Korkuyu, öfkeyi,

sevgiyi,

arkadaşlığı,

ve hatta ihaneti, satılmışlığı,

Bu tükürüklü,

Arnavut taşlı sokaklarda,

Çocukluğumda öğrendim.

 

Zaman geçti, yaş ilerledi

su misali.

Geldi çattı beyaz yakalı

siyah önlüklü,

haylaz mı haylaz,

yaramaz mı yaramaz

okul dönemi.

Abimle birlikte ailede,

ümitler, nazarlar üzerimizde.

Gelecek kaygısında,

ateşten gömlek içinde

Yetmişler, Seksenler.

Zorlu mu zorlu, kavgalı mı kavgalı

Sağ, sol cenderesinde,

Nice canlar, nice bedenler

Tükendi.

 

Daha renklerin ne olduğunu tam bilmeden,

hayat bana gösterdi,

siyahın ve grinin tonlarını öğretti.

Halbuki ben o ana kadar,

Adını sonradan öğrendiğim,

paslı demirin rengini,

açık kahverengini,

Soğuk Demirci Ustası babamın,

öğlen yemeği için eve gelirken,

Nasırlı ellerinde gördüm.

  

Ve bazen yazları,

Terden ıslanan yüzünde,

Çatlayan dudaklarında,

Susuzluğu,

Onuru,

Dik duruşu,

Emeği gördüm.

 

Sıraya girerdi komşular birer birer,

Kırardım camlarını top oynarken,

İstemeden teker, teker.

Canım babam, kim bilir akşama ne der?

O çatlak, nasırlı ellerde,

Sevgiyi, şefkati gördüm.

Sonradan bildim,

Nedir alın teri?

Bu basamakları çıkarken usulca,

yavaş yavaş,                                               

bilmeden , kendiliğinden,

o çocukluğumu,

Arnavut taşlarına gömdüm.

 

Dayanaktı Anam, bilirim,

az çekmedi.

Hani eskiler der ya,

bir gün yüzü pek görmedi.

Her ne kadar Ağabeyim kızsa da,

O, inancı uğrunda

Bir siyah güvercindi.

Ve hâlâ kanatları üzerimizde,

bizi beklemekte.

 

Şimdi yok Arnavut kaldırımları,

ufak tefek parke taşları,

Yaşananlar anılarda,

adımladığım yollarda.

Üstü kapandı hep, asfalt döşendi.

Ahşap ev de yok artık,

O tahta kokuları,

Gri betonlara, solgun rüzgarlara büründü.

Ağabeyim, kız kardeşim,

Anam, Babam

epey zaman oldu,

Onlar buraları çoktan terk etti.

 

Bazen geçerken Şenlikdede'de

arka sokaklardan,

Tanıyamadığım yaşlı yüzler,

selam veriyorlar.

Soruyorlar Babamı, Annemi,

Yaşıtlarım ise

Ağabeyimi, kız kardeşimi.

Saygıyla, özlemle ellerini sıkıyorum,

Cevap veriyorum,

Ben hâlâ aynı sokaktayım.

Belki de eşim

ve iki küçük yavrumla

Anılarımı nakşettiğim,

Arnavut kaldırımlarının

Yeniden, son bir kez

çıkmasını bekliyorum.

 

 Suya İmza

Ömer Faruk Ertem

 

 
 
Bu bölümde yer alan şiirler, yazılar ve fotoğraflar Telif Hakları kapsamında korunmaktadır.
Tüm hakları yazarına aittir. Tüm hakları saklı ve mahfuzdur.
Yazarın yazılı izni ve onayı olmadan, hiç bir şekil ve yöntemle kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz, kullanılamaz. © Copyright

 

Yazarın Diğer Yazıları

Köşedeki Şiirler - 3

17.5.2019 13:28:50

Köşedeki Şiirler - 2

21.4.2019 15:57:59

Henüz yorum yazılmamış!

Yorum Yaz

500 adet karakter kaldı

Yelkenler Boğaz'da yarışacak İstanbul'u dünyaya tanıtacak

28 Mayıs 2015

Bu yıl 28-31 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek Turkcell Platinum Bosphorus Cup 2015' yelken yarışına, 6 ülkeden 50'ye yakın tekne katılıyor.

11. Haliç Yelken Yarışları'nın galipleri belli oldu

12 Haziran 2016

Beyoğlu Belediyesi ve Türkiye Yelken Federasyonu işbirliği ile bu yıl 11'incisi düzenlenen Geleneksel Haliç Yelken Yarışları'nın galipleri belli oldu.

ÜYE GİRİŞİ

BANNER

Yelkenci İlan Ver

Yazarlar

Facebook

BANNER

Dalgacı - Günlük Yatılı Turlar ve Özel Organizasyonlar

BANNER

Tutku Sailing Yacht / 0533 164 99 60

BANNER

Limbo Denizcilik - Tekne İnşa ve Tamir Malzemeleri / 0532 296 77 75

BANNER

Atölye Kürün – Ressam, Heykeltraş, Ürün Satışları ve Özel Tasarımlar

BANNER

Dövmeliyim

BANNER

Deniz Eskisi | Deniz Antikacısı | DenizEskisi.com

BANNER

MarinTurk Marina'da kaçırılmayacak fırsatlar

BANNER

Özel İSTANBUL TIP MERKEZİ - 1998'den Bugüne Sağlıkla

BANNER

Yelken Eğitimi Atilla Gökova Sailing

BANNER

Eskiler ve Antikalar

BANNER

Filtre.com.tr Endüstriyel Madde ve Malzeme İmalatı, Ticareti ve Mühendislik Hizmetleri Kartuş Filtre -Karbon Filtre - Torba Filtre üreticisi.

BANNER

StatCounter