Yazar Hakkında

06 Mayıs 2019, 15:36

Kabus mu? Keyif mi?

                                

      GECE SEYRİ 

 

     Çoğu amatör denizcinin hem rüyası hem de korkusu olan gece seyri, bir çok insanın algısında tecrübelenmenin sonucunda olan ve kendisini bunu yapamayan denizcilerden ayırdığı bir olgu halindedir. Bu yanlış bir bakış açısıdır, bir yelkenliyi abramak nasıl ki yelken bilgisi istiyor ise gece seyride esasların içinde ve bilinmesi gereken en önemli konulardan birisidir. Bu yazımızda gece seyri ile ilgili atlanan ve bir çok kaynakta bulunmayan bazı detayları yazmaya çalışacağım. Ancak belirtmek isterim ki ben daha gece seyri yapamıyorum bu yüzden gündüz giderim diye bir bakış açısı yoktur.  Çünkü bazen gece size haber vermeden gelir.

     On mil uzaklıktaki bir koy veya adaya gitmeyi arzu ediyorsunuz. Bunu da gece seyri yapmadan arzu ediyorsunuz. Bunda hiçbir problem yok. Ancak gece seyri tekniklerini bilmiyor ve tekne satın alarak ben sadece gündüz gezerim diyorsanız bunda bir problem vardır. Neden diyecek olursanız rüzgarsız bir günde makinenizi kaybedebilir ve geceye kalabilirsiniz. Apaçık bir günde bir boraya yakalanabilir ve kısa süreliğine görüşünüzü kaybedebilirsiniz. Sis'e yakalanmak ise en kötüsüdür. Çünkü gece ışık vardır ama siste yok gibidir. Bu yüzden geceyi bir tek varlık olarak gece değil, seyir konforu açısından düşük görüşün olduğu anlarda önemlidir.

     Bundan yaklaşık 25 yıl önce her teknede chart plotter yoktu. 1990 yılında babam elinde kocaman bir alet ile eve girmiş çocuk gibi mutlu bize aldığı ilk el gps'ni anlatmıştı. Sonra evde ki kağıt haritalardan birini alarak balkona çıktık , orada gördüğümüz pozisyonu haritaya işliyerek evimizin pozisyonunu haritaya fikslediğimizde şaşkınca bakakalmıştım. Kocaman anteni olan kocaman bir alet ve siyah beyaz ekranında sadece iki sıra rakam vardı. O rakamlara bakarak pozisyonumuzu nasıl bulduğumuzu babam anlattığında vay be demiştim. İnsanlık neler bulmuş. Halbuki bir halt bulduğumuzda yokmuş şimdileri anlıyorum. Yanlış hatırlamıyorsam o el gps'nin ya markası ya da modeli Macellan'dı. Uzun süre teknemizde bize eşlik etti. Peki o yıllarda gece seyrini nasıl yapıyorduk? Bu yıllarda nasıl yapıyoruz?

     O yıllarda limandan çıkar çıkmaz Log Book'u işlemeye başlardı. Uzun yola çıkıyorsak saat başı aşağıya iner eğer gps var ise orada ki mevkimizi yazar, rota ve hız verilerimizi işlerdik. Her saat başı bunu yaptığımızda ve gps pozisyonu alamadığımızda takriben nerede olduğumuzu running fiz yöntemi ile koyar estimated position olarak haritamıza işlerdik. Eğer kıyıya yakınsak ve gps yok ise karadan 3 kerteriz alarak pozisyonumuzu koyar sonra tekrar running fix yöntemi ile devam ederdik. Mümkün olduğunca pusula rotasından çok sapmaz ve pozisyonumuzu kaybedersek diye ip gibi dümen tutmaya çalışırdık. Çünkü teknemizde sadece bir adet 100 amper servis aküsü vardı ve o gücü 18 hp‘ lik motorumuza güvenerek oto pilota harcayamazdık. Bunun dışında eğer kıyıya yakın seyir yapıyor ve yöre olarak hakim olduğumuz yerlerdeysek haritaya ihtiyaç duymaz, rotamızda kerteriz alabileceğimiz sabit bir yıldız veya karada ki bir çakara kerteriz alırdık. Navigasyonel olarak bunlar yapılırken ise her zaman can yeleği takardık. Çocuk olduğumuzdan olacak hava kararır kararmaz can yeleklerimizi giyerdik. Hava sert ise baglardıkta kendimizi.

 

     Teknenin üstündeki ışık en büyük düşmanımızdı. Seyir fenerleri dışında hiçbir ışığı açmaz, lazım olmadıkça el fenerini kullanmaz, salonda ve navigasyon masasında sadece kırmızı ışık kullanırdık. Sebebine gelecek olursanız kabin ışığı dümendeki insanın görüşünü yok eder, hatta içeride parlak ışıkta duran birisi dışarı çıktığında en az ilk 10 dakika dümeni teslim etmemek gerekir. Gece özellikle hava bulutlu ve ay yok ise sigaranızı bile saklayarak içmenizi tavsiye ederim. Çünkü o gözler 200 metrelik koca bir geminin minnacık silyon fenerlerini görmeli ve geminin haraket yönünü algılamalıdır.  Bizim teknemizde hiçbir zaman radar olmadı. Halada hiçbir teknemde radar sahibi olmadım. Teknolojik bir alete güvenme noktasında her zaman endişe duyarım. Bu yüzden görsel seyir benim için çok daha önemlidir. O yıllarda olmayan ve şimdi başımızın belası konumunda cep telefonlarının ışıklarının muhakak kapatmalı ve eğer varsa gece modu veya ekranda ki renkleri ters çevirme özelliği aktive edilmeli. Chart plotter ve navigasyon cihazları içinde keza öyle.

 

     Radar ve ais günümüzde çok sık kullanılan harika enstrümanlar. Kimsenin almasına ve kullanmasına asla karşı çıkmayacağım gibi tamamen onlara güvenerek seyir yapmayı asla tavsiye etmem. Bir kaptan her zaman elektronik cihazlar olmadan seyir tekniklerini bilmek zorundadır. Hele ki Ege ve Marmara gibi iç denizlerde navigasyon bilgisi elzemdir. Açık deniz unutulmamalıdır ki her zaman her anlamda daha güvenlidir. Kıyıya ne kadar yakınsak, belaya da o kadar yakınızdır. Amacınız bir koydan çıkıp diğerine gitmek değil ve önünüzde uzun bir rota rota var ise ne gece ne de gündüz içki içilmemelidir. Gündüz içip nöbet devrederek bir iki saat uyumak ve dümene gelmek yapılacak yanlışlardan bir tanesidir. Çünkü akşamdan kalma insan sarhoş insandan kötüdür. Sarhoş ne olursa olsun sarhoşluğunu bilir ama akşamdan kalma kişi hala sarhol olduğunu anlamayabilir. Algıları, refleksleri çok kötü halde olsada bunu fark etmeme özelliği sarhoş olmaktan daha kötüdür.

 

     Bugün bende meşhur elektronik haritamız navionics ile seyir yapmaktayım. Ancak benim farkım her zaman teknemde rotamın kagıt haritalarının bulunmasıdır. Bir yere varacaksam ve yolum uzun ise her zaman varacağım yere gündüz varmayı tercih ederim. Gece, doğanın makyajıdır. Tüm kötülükleri örter bu yüzden çocukken bir sohbetinde dinlediğim üstadımız Sadun Boro‘ nun tavsiyesine hala uyuyor ve zaruri bir durum yok ise gündüz varmaya çalışıyorum. Ancak geceye kalırsam oraya girecek bilgim olması benim oraya illa gece varmama sebep değil. Bilgi, sigortadır. Her zaman öncelik aklındır. Sadun Boro üstadımız bir sohbetinde dostlarına dönüp ben dünya turunda varacağım her yere gündüz varabilmek için yeri geldi tekneyi hızlandırdım, yeri geldi yavaşlattım demişti. Çocuk yaşta şaşırmıştım. Vay be Sadun Amca gece bir yere girmekten korkuyor demiştim içimden. Şimdi 36 yaşımda anlıyorum ki tedbir ve bilgi sizi iyi bir kaptan yapıyor. Sadun Boro‘ yu da üstad yapıyor.

 

     BACKİNG LİGHTS

 

Bilmediğiniz bir şehre ve limanın gece yaklaşmanın en büyük riski backing lights dediğimiz arka alan ışıklarıdır. Şehrin önünde kalan alargada ki tekneleri, hatta koca cruze gemilerini görmenizi engeller. Çünkü o ışık cümbüşü içersinde siluetleri seçemezsiniz. Yıllar önce çok sevdiğim bir abim ile Fransa'dan Türkiye' ye bir tekne getirirken Napoli' ye girmekte geceye kalmıştık. Bize 90 derece açıyla seyreden bir cruze gemisini şehrin ışıkları içinde seçememiş ve tam kafa kafaya geldiğimizde sancak iskele fenerlerini tanımıştık. Cruze gemilerinin en büyük sıkıntısı şehirlerin önlerinde olduklarında büyüklüklerini belirten beyaz fenerleri hem kendi ışıklarından hem de şehrin ışıklarından görünmüyor. Bu ışıklar olmadığında ise bir geminin manevrasını anlıyamıyorsunuz. 50 metreye kadar olan gemiler tek beyaz ile , elli metreden büyük gemiler ise iki beyaz ile sembolize edilir. Eğer gemi seyirde ise seyir ışıkları ile birlikte alçakta olan beyaz fener geminin pruvasını , yüksekte olan fener ise pupasını sembolize ederi. Eğer bir gemi alargada ise seyir fenerleri yanmaz ve beyaz ışıkları yer değiştirir. Yani alçak beyaz pupasını , yüksek beyaz ise pruvasını gösterir. Bu kuralı bilmeyen bir çok denizci adayı geminin kıçından gececeğim derken pruvasından geçebilir. Özelliklle bu kuralı bilmek ve gece seyrinde şehre yaklaştığınızda backing light etkisinden dolayı pür dikkat kesilmeniz gerekir. Ais ve radarınızın olması pür dikkat olmanızı asla etkilemesin. Her zaman gözünüz pruvanızda her 10 dakikada bir dikkatli 360 taraması yapmak çok önemlidir. Çünkü çoğu zamanda bela pupadan gelir.

 

 

     KARDİNALLER

 

Sığlık bölge kardinallerini sistemini bilmek çok önemlidir. Resimlerde görüleceği gibi kardinalleri gündüz tanımak çok kolaydır. İki üçgen yukarı bakıyor ise kuzeyimden geç, aşağı bakıyor ise güneyimden geç, baş başa bakıyor ise batımdan geç, kıç kıça bakıyor ise doğumdan geç der. Ancak gece bu sembolleri göremeyiz bu yüzden çakar sayılarına bakmamız gerekir.

Devamlı çakan fener kuzey kardinali

3 kere çakan fener doğu kardinali

6 çakan fener güney kardinali

9 çakan fener batı kardinalidir.

 

 

SES SİNYALLElLERİ

 

Teknede her zaman bir ses sinyali verebilecek fog horn ( sis kornası ) olmalıdır. Kırk yılın başı kullanmak gerekecektir ancak özellikle Marmara Denizi'nde rüzgarsız günlerde ihtiyaç duyulduğu zamanlara rastladım. Neyse ki kullanmamızı gerektirmeyecek kadar etrafımız neta idi ve kısa sürdü. Ses sinyalleri uzun bir konudur ancak basit ve temel sinyalleri bilmek hayat kurtarabilir. Bunlardan bazıları;

 

 

1 kısa sancağa dönüyorum     .

2 kısa iskele ye dönüyorum     ..

3 kısa tornistan  yapıyorum    ...

4 kısa ben bir pilot tekneyim  ....

5 kısa hayır , tehlikeli ve  ne dediğini anlamıyorum anlamlarında kullanılır. .....

1 uzun motyor yat seyir halindeyim. -

2 uzun motor yat seferde ancak üstünde yol yok.    --

2 uzun bir kısa sancagından gececeğim --.

2 uzun 2 kısa iskelenden gececeğim  -- ..

1 uzun bir kısa 1 uzun kısa evet  - .

 

Bunun gibi ses sinyallerini öğrenebileceğiniz kaynakları okumanızı tavsiye ederim .

 

GECE SEYRİNDE YELKEN

 

     Gece seyri yapmak ayrı bir zanaat, gece seyri yelken yapmak ise ayrı bir iştir. Gece halatların renkleri ayırt edilemiyeceğinden sahibi olduğunuz teknenizin halatlarının sırasını ezbere biliyor olmanız size yardımcı olacaktır. Bunun yanısıra baş lambası kullanırken kırmızı ışık kullanılması daha doğrudur ancak eğer renk körlüğünüz var ise yanınızda bu konuda sağlık problemi olmayan birisiyle seyir yapmanız şiddetle tavsiyemezdir. Çünkü bir renk körü halatları karıştırmaktan daha önemlisi gemilerin silyon fenerlerini okuyamamaktır. Normal şartlarda renk körlüğü olanlara kaptan ehliyeti verilmemektedir. Tabi ülkemizde böyle bir problem yok, okuma yazma bilmeniz yeterlidir. Ancak lütfen ehliyete kolay ulaşabiliyor olmayı denize kolay çıkılabileceği anlamına gelmediğinin bilincinde olalım.

     Gece seyrinde yelken yaparken en büyük sıkıntılardan birisi özellikle orsa seyrinde rüzgar altımızı hiç görmüyor oluşumuzdur. Bu yüzden sıklıkla rüzgar altı kontrol edilmelidir, seyir fenerleriniz teknenizin burnunda ise dar apaz veya apaz seyirlerinde genoa' nın seyir fenerinizi kapatmadığından emin olun. 12 metre altı teknelerde tricolor ışıkları serbesttir. Bazı yatçılar hem direk tepesine bu navigasyon fenerini hem de teknenin burnuna sancak iskele fenerlerini koyarlar. Özellikle arkadan yaklaştığınız bir yelkenlide bunu görmek bazen kafa karıştırır ve gemi izlenimi yaratabiliri. Böyle bir durumda  yüksek beyazın sabit olup olmadığına bakmak gerekmektedir. Eğer iki beyaz sabit ise gemi, yüksek beyaz sancak iskeleye savruluyor ise yelkenlidir.

     Gece seyrinde yelken yapıyorsanız muhakak can yeleği kullanmalısınız. Hatta hava şartları belirli sertliğin üstüne geldiğinde emniyet kemeri takmak çok faydalı olacaktır. Eğer amatörseniz ve yelken yaşamına yeni başlıyorsanız rüzgarda arkanızdan geliyor ise 140 - 150 dereceden fazla geniş açı ile seyretmemeniz sizin iyi olacaktır. Kazayla kavança riskiniz azalacak gerekirse birkaç fazla bilinçli kavança atmak zorunda kalacaksınız ancak inanın buna değer. Geniş apaz seyrinde genoa'nında verimli çalışabileceği son açılar 140 derecelerdir, genoa'nız pırpırladığında orsalamanız ise sizi kazayla kavançadan kurtaracaktır.

     Gece seyrinde sert havada yelken yapıyorsanız devamlı pusula seyri yapmamalısınız. Zaten ufuk çizgisi kaybolmuştur bu yüzden sabit bir yere devamlı bakmak sizi deniz tutmasına götürecektir. Kısa aralıklar ile pusulaya bakmak ve daha uzun sıklıklar ile pruvanıza bakmak sizin için çok daha önemlidir. Pruvamızın neta olması önemlidir ama pupamızda çok kıymetlidir. Bu yüzden arada bir arkanıza bakmayı unutmayınız.

 

KABUS MU ? KEYİF Mİ ?

 

İkiside dostlar  ' eğer bilginiz az, cesaretiniz tam ' ise kabus. ' Bilginiz tam, korkunuz var ' ise keyiftir. Deniz asla savaşarak yenemeyeceğimiz bir güzelliktir ve bu güzel kadın ile ilişki yaşamanın tek yolu onun kurallarına boyun eğmektir.

Son sözüm budur.

Herkese iyi bir sezon diler, peynir - ekmek gibi dağıtılan ehliyetlerden sonra minumum kötü haber alacağımız bir yıl dilerim.

Nefes rügardır, hepimizin rüzgarı bol olsun...

 

    

 

Yazarın Diğer Yazıları

Göcek Yarış Haftası

4-8 Kasım tarihleri arasında düzenlenen göcek yarış haftası 105 tekne ile start aldı.

11.11.2019 16:39:10

Marmaris Yarış Haftası 30. Yıl ‘ ı

Marmaris ? te düzenlenen uluslar arası yarış haftası geçtiğimiz hafta 26 ekim - 1 kasım tarihleri arasında yapıldı

4.11.2019 13:01:55

Tekne Arma Sistemleri

Amatör bir yelkenci ilk teknesini alırken genel olarak iç hacmi, kokpit konforu , motor saati ve ebatı gibi konuşara öncelik vermektedir. Bu konuşarında önemsiz olmadığını biliyoruz ancak çok daha önemli bir konu vardır. Nihayetinde bir yelkenli alıyoruz , buda arma' dır.

10.12.2018 22:49:23 1

Tekneleri Değil Kendimizi Tanımalıyız

Her amatör deniz sevdalısının en büyük hayali tabi ki tekne sahibi olmaktır. Ancak burada ki en önemli nokta tekneleri tanımaktan daha ziyade kendimizi tanımaktır. Yoksa yanlış bir tekne alır ve deniz serüvenimize yıllarca çalışıp didinerek biriktirdiğimiz paraları çarçur ederek başlarız. Ülkemizde denizciliğe bakış açısı yanlış olduğu için bu iş zengin hobisi olarak kalıyor ve bizim gibi küçük bütçeli insanların bu hobiyi yapması zorlaşıyor.

5.10.2018 17:54:38 2

Deniz'e Doğru

Denizcilik bence iki türlüdür. Hobi denizciliği ve profesyonel denizcilik. Zaten ehliyetlerde böyle ayrılır, amatör ve profesyonel diye.

16.9.2018 14:08:34

Yeni Bir Meslek Dalı ' Yelken Eğitmenliği '

Yelkencilik son yıllar da popülaritesinin zirvesine ulaşmış ve yelkenli sayısı hatırı sayılır bir oranda artmaktadır. Bu konuda beni en çok mutlu eden şey; pahalı ve büyük yatların dışında küçük ve ekonomik teknelerin sayısı da günden güne çoğalmaktadır. Amatör denizcilik de oldukça ilerlemektedir ve yelken hobisi biraz olsun zengin hobisi olmaktan sıyrılmaya başlamıştır.

18.8.2018 16:29:00 1

Teknede Çocuk Olmak

Bence bir çocuk için en büyük şanslardan birisidir denizde büyümek. Ancak öyle ince bir dengesi vardır ki bu konuda rahatça atıp tutmaya kendimde biraz olsun hak görüyorum. Çünkü denizde büyüyen bir çocuk , şimdi ise oğlunu denizde büyütmeye niyetlenen bir babayım. Bu yüzden hem çocukluğumda hem de yetişkinliğim de ki deneyim çocukları ile denize açılmak isteyen insanlara biraz olsun dokunabilirse çok mutlu olurum.

20.7.2018 16:22:15 6

Henüz yorum yazılmamış!

Yorum Yaz

500 adet karakter kaldı

'7. Pendik Yelken Marinturk Cup' 7 Ekim'de Marinturk Pendik Marina'da Gerçekleştirilecek

27 Eylül 2018

Marinturk'ün yelken sporuna desteği devam ediyor. Marinturk İstanbul City Port marinasının ana sponsorluğunda, Pendik Yelken Kulübü tarafından organizasyonu yapılan 7. Pendik Yelken Marinturk Cup Yarışı 7 Ekim 2018 Pazar günü Marinturk Pendik Marina'da yapılacak.

ÜYE GİRİŞİ

BANNER

Yelken Şenliği Kulüp Açılışı

Yazarlar

Facebook

BANNER

Dalgacı - Günlük Yatılı Turlar ve Özel Organizasyonlar

BANNER

Tutku Sailing Yacht / 0533 164 99 60

BANNER

Limbo Denizcilik - Tekne İnşa ve Tamir Malzemeleri / 0532 296 77 75

BANNER

Atölye Kürün – Ressam, Heykeltraş, Ürün Satışları ve Özel Tasarımlar

BANNER

Dövmeliyim

BANNER

Deniz Eskisi | Deniz Antikacısı | DenizEskisi.com

BANNER

MarinTurk Marina'da kaçırılmayacak fırsatlar

BANNER

Özel İSTANBUL TIP MERKEZİ - 1998'den Bugüne Sağlıkla

BANNER

Yelken Eğitimi Atilla Gökova Sailing

BANNER

Eskiler ve Antikalar

BANNER

plastmore.com Plastmore - Meant for more

BANNER

Babür Hüseyin Özbek'in Güvertede kitabı çıktı. Tüm seçkin kitapçılarda...

BANNER

StatCounter