Yazar Hakkında

12 Ocak 2020, 23:00

Teklif Yapıldı, Karar Verilmedi

Bütün kurban bayramı süresince esen deli poyraz denizi altüst etmiş dört - beş gün açıkta demirli Ayçe’me dahi gidememiştim. Sonra hava mayna etti, deniz sakinleşti akşamına birde testekerlek, koskocaman  bir ay doğmadı mı, eh değmeyin ehli keyfin keyfine ama bu manzara bana bermutat bir şey söylemedi tabi. Ben bu şahane manzarayı herhangi bir geminin köprüüstünde elimde kahve kupası, beybaba koltuğunda oturup seyretmek isterdim lâkin kahpe felek masa başındakiler vasıtası ile o şansıda elimden aldığından melül ve mahsun sahilde dikilip dururken balıktan dönen arkadaşlar av bereketle geçti, birer duş alıp soframızı kuralım rakı balık yapalım dediler. Teklif reddedilemezdi. O anda çaldı Graham Bell’in lanet aleti cep telefonu denen kahrolası nesne. Arayan çok sevdiğim çok eski bir dost, benim gibi kelaynak misali gemi sevdalısı, nesli inkiraz bulmak üzere olan üstadım, can dostum bir kişiydi. O aileden gelen asaleti  ve kibar sesi ile Süvari Bey rahatsız ettim ama bu haberi size iletip iletmemekte mütereddit kaldım ama neticede bildirmeyi görev addettim diyerek uzun müddettir Boğazın bir kıyıcığında kıçtan kara kolu kanadı kırık hakkında verilecek idam hükmüne muntazır bir evladımın katline ferman çıktığını ve hükmün infazına başlanıldığını bildirdi. Karşılıklı bir - iki nezaket sözü teati ederek kapattık kahrolası aletleri. Gecenin büyüsü bozulmuştu. Evladım türünün son örneği ve zamanının en gözde sefinelerinden biriydi. Ona mihman olabilmek, onunla sefer eyleyebilmek bir imtiyaz, bir ayrıcalıktı resmen. Evladım ihtiyarlamış, yorulmuştu, yerinden kalkmaya gücü, takatı yoktu ve neticede iş bilir saygıdeğer yönetememeciler ordusu tarafından bir badem belediyesine hibe yoluyla verilmiş adı geçen belediyede engin bigi, görgü ve tecrübelerine istinaden apartman bakımı ile gemi bakımını bir tutarak zaten illet-i seretandan tedavi gören sevgili evladıma yanlış tedavi uygulayarak hastalığın çok daha hızlı seyretmesine ve illetin bütün gövdeyi sarmasına sebep olmuşlardı. Tedavisi gayri kabildi ve kurtuluş maalesef ölümdü. Ama her ölüm erken ölümdü, hem de bir evladın ölümü dayanılmaz bir acıydı,

         Bu halet-i ruhiye ile oturdum masaya, neşeli sohbetlere katılamadan ve meclisin neşesini de kaçırmamaya gayret ederek mutadım hilafına biraz fazlaca içtim kendi imalatımız aslan sütünden. Eh sağolası hükümetimizin devamlı yaptığı zamlar sayesinde tekel bayilerinin önünden geçme olanağımız kalmadığından her birimiz birinci sınıf kimyager olup tükettiğimiz müskiratı kendimiz imal etme becerisine sahip olduğumuzdan bol bol tüketme ve mest olma olanaklarına sahip olduğumuz veçhile neşemize payan yoktu.

         Masaya mihmandım ama gönlüm çok uzaklarda, dünya denizlerinde gezen gemilerin kırlangıçlarındaydı. Konuşmalara katılmıyor ve aklıma takılan Yahya Kemal’in bir şiirinden iki mısrayı terennüm ediyordum sessizce içimden.

         Gönlüm bu yerden, bu şehirden çok uzakta

         Tanburi Cemil Bey çalıyor eski plakta.

Vakıa Tamburi Cemil Bey değildi çalan, beynimde ana makinenin tekdüze sesi ve jenaratörlerin kendine özgü vınıltıları, güverteleri boydan boya yıkayıp frengi deliklerinden denize akan dalgaların , armada uluyup ıslık çalan rüzgarın sesi ile kalkıp işret masasından tuttum fakirhanenin yolunu. Tuncay Kaptan dedim kendi  kendime senin sonun bu mu olmalıydı. Bu yaşta paçavra gibi atılmalı mıydın bir kenara, şu anda bir geminin kırlangıcında olman varken yakışır mı karada sürünmek ama heyhat boşuna dememişler kahpe felek.

         Kamaramdaki çarşafları haftalardır değişmeyen daracık ranzamdaki yatağıma uzanıp ana makine sesini dinleyerek her yana sinmiş misler gibi gemi kokusunu koklayarak sessiz ve asude bir uyku çekmeyi düşlerken sabah değiştirilmiş ütülü, parfüm kokan keten çarşaflarla mücehhez bin türlü kırlent, yatak örtüsü vesaire ile tertemiz örtülmüş karyolama attım kendimi ve mis gibi gemi kokusu yerine odadaki acayip lavanta kokusuna lanet ederek kendimi bıraktım uykunun kollarına, rüyamda gemi görebilmek umudu ile.

         Saat gecenin kaçıydı bilmiyorum ani bir dürtü ile uyandım. Bir an nerede olduğumun farkına varamadım. Bu sefer alkol çok fena tesir etmişti. O esnada sancak bordamda uyuyan elli yıllık armatörüm, DPI yim, enspektörüm, personel müdürüm, Liman başkanım, PSC, muhasebecim  yerine kaim eşim ne oldu gene nereye gece vakti diye söylenince gayri ihtiyarı kendime gelemeden bir çıkayım köprüye demişim ve aldığım cevap ‘’ Adam deli misin nesin? Ne köprüsü be gece gece yat zıbar  sarhoş musun nesin? ‘’ hitabına muhatap olunca tamamen kurtularak zıyk-ı sadirden, bahtıma lanet ederek indim aşağı salona. Şimdi dedim vardiya üçüncü kaptanlarda. Ne mutlu o zabit arkadaşlara ki mutlu mesut gemilerde görev yapıyorlar, karanlıkta sessiz, yalnız, hele birde 7/8 hava varsa yalpalayarak, baş kıç yaparak ana makinenin tekdüze sesini müzik niyetine dinleyerek hayatlarının en güzel vardiyalarını tutuyorlar. Ey  tanrım dedim ama ne eksilirdi ki deryay-ı izzetinden şu fakiri de ayırmasaydın gemilerden, denizden, ne olurdu şimdi bu evin salonunda böyle melül ve mahsun, amaçsız duracağıma, bir geminin köprü üstünde 3’üncü kaptanın vardiyasında misafir olaydım ve hatta hadi oğlum benim uykum yok, sen git uyu diyebilseydim ve o delikanlının ikiletmeden sözümü geri alırım korkusu ile anında köprüden kaybolduğuna tanık olabilseydim. Ama heyhat hepsi yalanmış işte.

         İnsan muhayyelesi öyle acayip ve çözülebilmesi öyle imkansız bir bilmeceki aklıma yıllar öncesinden bir hikaye takıldı ne alaka ise. Yıl 951/952 ders yılıydı bir taşra kasabasının devlet fabrikasında görevli rahmetli babamın sayesinde fabrika lojmanlarında ikamet ediyor ve hemen hemen bir komün hayatı sürüyorduk ve o zamanlar için çok lüks olan bir şeyle fabrikanın çift atlı fayton arabası ile okula gidip geliyorduk. O zamanlar şimdiki gibi çocuk kitapları filan olmadığı için fabrika müdürümüzün kızı sevgili arkadaşım Ayşegül’e İstanbul’dan gelen Çocuk Sesi mecmualarından faydalanıyorduk. O zamanlar paylaşma diye bir olgu vardı. Şimdi çocuklar arasında böyle bir şey var mı bilmem. Her neyse o fasiküllerden birinde bir hikaye okumuştum. Aradan hemen hemen yetmiş yıla yakın bir zaman geçti. Zaman zaman bu hikayenin tamamını çok aradım ama bulmak nasip olmadı. Aklımda kaldığı kadarı ile şöyleydi. Amerikan iç savaşı, Kuzeyliler ile Konfederasyon orduları çarpışıyor ve Kuzeylilere mensup  gencecik bir deniz teğmeni  Philip Noyan , Güneyli bir politikacının iğvasına kapılarak politik bir suç işliyor ve mahkemede Amerika’dan nefret ediyorum, Amerika’yı sevmiyorum, Amerika’da yaşamak istemiyorum diyor ve neticede  mahkeme kendisini ölene kadar Amerikan karakol gemilerinde yaşamaya, karaya ayak basmamaya ve gemide kendisine Amerika hakkında hiçbir bilgi verilmemesine, söz edilmemesine karar verip bir karakol gemisine gönderiyor ve şahıs yıllarca bir gemiden bir gemiye kavonço edilerek ömür geçiriyor. Gemide serbestçe gezebiliyor ama üniformasının düğmelerinde Amerika amblemi olduğu için düz düğmeli bir üniforma giyebiliyor ve personel kendisine düz düğme lakabını takıyor ve bir gün bu zavallı adam tedavi edilemeyecek derecede hastalanıp gemi revirine kaldırılıyor. Gemi doktoru son anlarını yaşamakta olan bu zavallı adamın son arzusunu yerine getirmek için mahkeme kararının hilafına kendisine Amerika hakkında bütün bilgileri aktarıyor ve hasta yüzünde mütebessim bir ifade ile son nefesini verip devrisi gün tevdi ediliyor denizcinin ebedi mezarı denize.

         Sıradan klasik ufak bir hikaye. Çocukların vatan sevgisini geliştirmek için yazıldığı belli tabi ama gecenin bir vakti alkolle uyuşmuş süngerimsi beynimde bir şimşek çaktı. En umulmadık düşünceler, fikirler hiç umulmadık zamanlarda insanın aklına gelmez mi?

         Şimdi, memleketimin onlarca barosuna mensup sayısını bilmediğim, ipten adam alır cerbezeli ve deneyimli avukatlarına bir duyurum var. Lütfen kılıfına uydurarak bana bir suç isnad eyleyin ki savcı mütalaasını yazsın ve heyet-i hakime işlediğim suça karşılık desin ki;

         Karar: Yukarıda yazılı suçu işlediği delillerle sabit olan şuçlu bla bla bla’ nın yapılan muhakemesi sonucunda fiiline uygun T.C ceza kanununun ilgi madde, ilgi fırkasınca müebbeten sefinebend eylenmesine, sefinenin karaya yanaşması halinde dahi kara ile iltisakına müsaade edilmemesine, sefine hasarlanır ve tamir için tersaneye çekilirse bir başka sefineye becayişine, çıkan ve çıkabilecek hiçbir aftan yararlanmamasına ve vefatı halinde dahi defin için karaya çıkartılmayıp denizci örf ve adetleri muvacehesinde defin merasim ifa edilerek denize defnedilmesine temyiz yolu açık olmak üzre oy birliği ile karar alınmıştır.

         Ey saygıdeğer yurdumun kıymetli avukatları, böyle bir suç isnadı ile beni mahkeme önüne çıkartıp heyeti hakimiyeden böyle bir karar aldırma olanağına sahip olamaz mısınız ki bu sizin için bir hukuk zaferi olur. Yaş icabı denize çıkartılmayan ve deniz darüssılası ile her an ölen, bir zombi hayatı yaşayan şu fakir-i pürtaksiri zaman gelince ordinosunu alıp herhangi bir caminin musalla limanından imamefendinin yeşil renkli vasıta botu ile gök gemisine gitmekten kurtarıp bir denizciye layık şekilde direkt gök gemisine gitmemi sağlamış olasınız. Sizlere verecek devletin verdiği emekli aylığımdan başka bir gelirim yok. Ama söz veriyorum kaydı hayat şartı ile gök gemisine gidene kadar bütün emekli aylığım sizindir. Hadi bir zorlayın kara kaplı kitabı.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Paşabahçe Vapurundan Haberler

16.12.2019 18:54:05

Bir Ayıp daha

İstanbul boğazının kıyısında Paşabahçe Koyunun Beykoz Belediye binasını önünde kıçtan kara edilmiş bir bebek var.

30.10.2019 15:50:40

Herkesin Bir Vahası Vardır

25.9.2019 19:18:25

Kafama İnen Kepçe

26.8.2019 14:32:18

Okumanın Tadı Başka

17.6.2019 21:36:12

Ölüler Evine Hoş Geldiniz

7.3.2019 18:11:52

Dönşü Olmayan Noktaya Yaklaşmak

Dönüşü olmayan nokta bir havacılık terimidir. Uçak piste çıkar, havalanmak için. Hızlanır, bir nokta vardır ki yani o hıza gelinceye kadar kalkıştan cayabilir. Durabilir. Dönüşü olmayan noktaya gelince duramaz, geri dönemez, manevra yapamaz. Muhakkak havalanmak zorundadır. Yoksa pist biter ve uçak ne olur onu da Allah bilir.

3.12.2018 20:29:52

Adı '' Gaz Monarch ''

Var mıdır şu küre-i arzda senelerce evlatlarının ölümüne tanık olup da onları kurtarmak için elinden bir şey gelmeyen çaresiz bir pir-i fani?

16.9.2018 13:08:52

Hayalimde Kalan S/S Manisa Şilebi

Yıllar geçsede hatırası hala ilk günkü gibi canlı kalan sevgili gemim S/S MANİSA ile ilgili bir anımı paylaşmak istedim.

29.7.2018 17:50:17

Cemil Kaptan'ın Bavulu

Anadolu yakasındaki kalbur üstü semtlerden birinde sokaklardan hurda toplayan hurdacıların bile almaya tenezzül etmediği bir bavul duruyordu çöp konteynerinin yanında.

1.7.2018 18:54:21

Emeklilik Hayatından Bir Gün

Evde sıkılıp duruyorsun çık biraz gez dolaş, arkadaşlarını filan gör, vakit geçir dediler. Yani açıkçası ayak altında dolaşmada nereye gidersen git, yeter ki evden uzaklaş, git demeye getirdiler.

17.6.2018 12:02:59

GEMİLER CANLIDIR

Sayın Kaptan Oktay Sönmez ölümsüz eseri "Anılarda Gemiler" isimli kitabında gemiden 'yedi denizde açan çiçekti' gemi diye bahseder. Bir gemiyi tarif etmek için bundan daha güzel, bundan daha anlamlı bir kelime duymadım, duyacağımı da sanmıyorum.

23.5.2018 14:42:27

Namıdiğer Ayı İhsan

16.4.2018 19:26:04

18 MART 1918 - Bilinmeyen Detaylarıyla

Bir ufacık mayın gemisinin dünyanın gidişatını değiştiren, harbin en az iki sene uzamasına, binlerce insanın ölmesine sebep olan hikayesini anlatmadan evvel zamanın İngiliz Devletinin Bahriye Nazırı Churchill'in 01.08.1930 tarihli Fransız ''La Revue de Paris'' dergisine verdiği beyanata bir göz atmakta fayda vardır.

15.3.2018 17:05:10

Ben Emekli Olmayı Hiç İstemedim

Bizim jenerasyondan olup da Orhan Veli?nin bu şiirini bilmeyen yoktur sanırım. Hepimiz ilk gençlik yıllarımızda otuz kuruşluk Güzel Marmara Şarabı ve tükrük köftesi eşliğinde kafayı bulunca okumuşuzdur defaten, buna eminim. Aksini düşünemiyorum.

9.2.2018 19:38:22 1

Henüz yorum yazılmamış!

Yorum Yaz

500 adet karakter kaldı

Farfara ve Burganbank-Extreme birinci oldular.

28 Mayıs 2018

25-27 mayıs tarihlerinde yapılan Tayk Yarışında

İlk Türk Denizci Sadun Boro'ya Anıt

17 Mayıs 2018

Muğla'nın Marmaris ilçesine, yelkenli teknesiyle dünya turu yapan ilk Türk denizci Sadun Boro için anıt yapıldı.

Davetiye

16 Aralık 2017

Amatör Denizciler, Profesyonel Denizciler, Balıkçılar ve Balıkçı Kooperatifleri, Denizci Dernekleri ve Spor Kulüplerine toplantı Davetiyesi.

ÜYE GİRİŞİ

BANNER

Marinturk Amatör Denizci Belgeni Al

Yazarlar

Facebook

BANNER

Dalgacı - Günlük Yatılı Turlar ve Özel Organizasyonlar

BANNER

Tutku Sailing Yacht / 0533 164 99 60

BANNER

Limbo Denizcilik - Tekne İnşa ve Tamir Malzemeleri / 0532 296 77 75

BANNER

Atölye Kürün – Ressam, Heykeltraş, Ürün Satışları ve Özel Tasarımlar

BANNER

Dövmeliyim

BANNER

Deniz Eskisi | Deniz Antikacısı | DenizEskisi.com

BANNER

Özel İSTANBUL TIP MERKEZİ - 1998'den Bugüne Sağlıkla

BANNER

Yelken Eğitimi Atilla Gökova Sailing

BANNER

Eskiler ve Antikalar

BANNER

plastmore.com Plastmore - Meant for more

BANNER

Babür Hüseyin Özbek'in Güvertede kitabı çıktı. Tüm seçkin kitapçılarda...

BANNER

StatCounter