Yazar Hakkında

19 Mayıs 2020, 20:28

KATAMARAN MAYA (2.Bölüm)

 

8 TEMMUZ PAZAR (2012)

LES SABLES D’OLONNE/FRANSA - LA CORUNA/İSPANYA

Sabah teknedeki malzemeler, kahvaltı sonrası ise tekne toparlandı ve yola çıkışa hazır hale getirildi. Güvenlik için satın aldığımız emniyet kayışlarının bağlanacağı ana halatı, teknenin her iki tarafı için almıştık ancak boyları yetmeyince tek tarafa bağladık. Can yelekleri ve emniyet kayışlarını tüm ekibe birer tane olacak şekilde dağıttık, odalarında saklamaları, nöbetleri sırasında mutlaka giymeleri ve kullanmaları konusunda mutabakata vardık. Güverteye, koşullar ne kadar iyi olursa olsun emniyet halatları bağlanmadan çıkmamak konusunda hepimiz hemfikiriz ve kuralları uyguluyoruz.

 

 

 

Yaptığımız plan gereği çıkıştan hemen sonra yelkenleri açtık ve seyir yapabildiğimiz açıya rota ayarladık. Yolumuz biraz uzadı ancak 7-8 deniz mili civarında bir süratle seyir yapmayı başardık. Birkaç saat sonra hızımız 1-2 knot seviyesine düşünce yelkenleri topladık ve motor ile seyre devam ettik. Kayıtları, seyir takibi için daha önceden hazırladığımız çizelgelere saat başı not ettik. Düzenli olarak koordinatları kağıt haritalara çizerek her saat nerede olduğumuzu kayıt ettik ve elektronikler ile uyumlu olduğunu kontrol ettik.

 

 

 

Saatler geçtikçe etraftaki tekneler birer birer kayboldu ve okyanusta yalnız olma duygusu hepimizi tanımadığımız duygularla buluşturdu. Kara görünmez oldu; ilginç bulut yapıları, 22.30’a kadar kararmayan, hatta 21.00 civarları bulutun altından tersten doğan güneş, ara sıra bulutlar arasından gördüğümüz ay ve dünya üzerinde, denizler ortasında bir yerde tek başımıza olma duygusu oldukça garipti. Dalgalı ama bana göre nefis bir seyir oluyordu ancak dalgalar alıştığımızdan biraz daha büyük ve aralıkları fazlaydı. Dalgalardan etkilenen arkadaşlarımız oldu, bu nedenle en çok etkilenen arkadaşımızı nöbet dışı bıraktık. Az etkilenen arkadaşlarımız hızla toparladılar, hatta nöbetlerini bile aksatmadan tuttular. Okyanus ortasında gece seyri yapmak kolaydı, geç saatlere kadar hava kararmadığı için göz seyri yapılabiliyordu ayrıca radar ve AIS sistemleri oldukça güzel işliyordu. AIS, sistemine kayıtlı tüm gemileri, denizde yüzen her aracı gösteriyor. Bizim de bu kayıtları yapmamız gerekiyordu ki diğer gemiler de bizi görsün. Fakat maalesef memlekete ulaşmadan bu kaydı yapmak mümkün olmadı. Diğer gemilerin radarlarında beliriyorduk ama AIS sistemlerinde görünmüyorduk. Hala rüzgar olmadığı için yelken seyri yapamıyorduk ve motor ile yolumuza devam ediyorduk.

 

Hava 22.30 civarında karardıktan sonra ay ışığı da olmadığı için zifiri karanlık içinde seyir devam etti. Saat 24.00 civarında radarda bir çok tekne belirdi. Sancak tarafından bir tanesi üzerimize gelmeye başladı. Bir şey görmek mümkün değildi, konuyu radardan gözlüyorduk. Benim nöbetim sırasında gerçekleşen çatışma beni epey tedirgin etti. Bir saat kadar çatışma ile uğraştım, sonrasında balıkçı teknesi arkamızdan geçerek uzaklaştı. Galiba bizi merak etmişler ve yakından bakmaya gelmişlerdi, gece ne gördülerse artık. Sonrasında 4-5 tekne daha uzaktan geçti ve sıra ile radardan kayboldu.

 

 

09 TEMMUZ PAZARTESİ

Gece seyrine tüm ekip alışmıştı artık problemsiz bir şekilde devam ediyorduk, nöbetler aksamıyordu, bütün ekip görevlerinin hakkını veriyordu. Gündüz nöbetleri 2’şer saat olduğundan kimseyi rahatsız etmiyordu, geceleri nöbetlerimizi ikişer kişi dörder saat tutuyorduk ve sohbet ile uyanık kalıyorduk. Bu sayede geceleri nöbet öncesi ve sonrasında 4-6 saatlik uykular mümkün oluyordu. Dalga yükseklikleri 2,5 ? 3 m civarında, rüzgar da kafadan gelmeye devam ediyordu. Yelken seyri halen imkansızdı, yolumuza 2000 devir ile devam ettik. Acaba ne kadar yakıt sarf edecektik. Her saat başı koordinatlar, pusula ve hız kayıtları alınıyor ve belli aralıklarla kağıt haritalara işleniyordu. Okyanustaki yalnızlık duygumuz giderek artıyordu. Artık seyir gittikçe rutin bir hal almaya başlamıştı, nöbet, uyku, acıkanların sandviç ve benzeri gıdalar tüketmesi şeklinde devam ediyordu. Acilen arkadaşlarımı rutin dışına çıkaracak hareketler olması gerekiyordu, yoksa 30-35 gün aynı ritmi tutturmamız zor olacaktı. Uzun süre ıssız okyanus sularında tek başımıza seyahat etmeye alışmışken ufukta bir yelkenli belirdi, bir süre sonra birbirimize iyice yaklaştık ve bayrağını görünce Belçika bandıralı bir katamaran olduğunu anladık. Rotasından kaçmaya çalıştıkça üzerimize geldi, neredeyse okyanus ortasında çarpışacaktık. Sonunda niyetini anladık, borda bordaya gelerek laflamak istemişlerdi biraz. Nereden gelip nereye gidiyorsunuz soruları cevaplandıktan sonra herkes kendi yoluna devam etti ve ufukta kayboldular.

 

 

 

Saat 21.30 gibi Yunuslar gelip yarım saat tekne etrafında oynaştılar. Bu hayvanlara bayılıyorum, yüzerken yan dönüp insanın gözünün içine bakıyorlar. Tuhaf bir duygu, vahşi olduklarını biliyorum ama dost olduklarını düşünüyor insan, güleç yüzlerinden olsa gerek, anlatmak zor.

 

10 TEMMUZ SALI

Gece nöbetleri hepimizde yorgun yüzler yaratmaya başlamıştı, nöbetini bitiren yatağa koşuyordu. Gece nöbetim sırasında hiçbir yüzen nesne görmedim. Gece karanlıkta 2 kişi nöbette ve bomboş, zifir gibi bir alana bakarken yine de gözlerimizi bir an bile kırpmamız mümkün değildi. Nöbetimi Levent Kaptan’a devrettikten sonra iki saat de navigasyon nöbeti tutacaktım, yani kaptanı uyutmayacak ve yarenlik edecektim. Gerçi öyle çok sohbet konusu vardı ki, nöbette uyumak mümkün değildi. Saat 06.30’da çıkışımızdan beri teknenin arkasından gelen sırtı sinyal verdi. Kuvvetli bir cırlama duyunca yerimden fırladım ve oltayı toplamaya başladım, oltayı toplamam oldukça zor oldu, alışık olmadığım ağırlıkta geliyordu ve epey mücadele sonunda büyücek bir orkinos bizi ziyarete geldi. Levent çengel kakıcı hemen bulamadığı için oltayı yukarı kaldırarak balığı içeri almaya çalıştık, hatalı bir deneme olduğunu biliyordum ama balığı kaçırma heyecanı ile çekiverdik yukarıya. Balık kancadan kurtuldu ve teknenin üzerine düştü, iki ayak darbesiyle havuzluğa gönderdim ve rahatladım, artık kaçması imkansızdı. Uzun zaman arayarak aldığım, 35 kg tartma yeteneği olan terazime balığı bağladım ve tarttım. Balık 4 kg geldi, daha büyük balık avlayanlar için küçük olabilir belki ama benim olta ile yakaladığım en büyük balık oldu, en azından hepimizi doyuracak bir büyüklüktü. Balığı çekerken yarattığımız gürültü tüm arkadaşlarımızı güvertede buluşturdu, uyanan arkadaşlarımın da oluru ile balığın öğlen yemeğinde yağda unlu kızartılması ve yenmesi kabul edildi. Yüce, mahir elleri ile balığı kılçıksız parçalara ayırdı. Levent de kızartılması işini üstlendi. Bana da bulaşıkları düştü. Balık müthiş lezzetliydi, tekrar yakalamak için okyanusun gözünün içine bakıyorduk.

 

 

 

Balığı yer yemez koşarak uyku için kamaraya indim ve biraz uyudum. Saat 15.00 sıralarında bu kez Cem ve Levent birlikte cırlayan oltaya sarıldılar, yirmi dakikalık bir uğraş sonucunda bir zargana azmanını tekneye buyur ettik ve yine Yüce tarafından temizlenerek buzluktaki yerini aldı. Elbette tüm balık anları, fotoğraflandı ve arşivlendi.

 

 

 

Sonraki nöbetlerde hesap yaptık ve hızımızı düşürerek gün ışıyınca limanda olacak şekilde ayarladık ve son gece nöbetleri tuttuk. Haritaya göre tespit ettiğimiz fenerleri, sırası ile bordalayarak marinaya doğru rota tutuyorduk.

 

 

 

 

11 TEMMUZ ÇARŞAMBA

Son nöbet olarak 03.00 ? 06.00 nöbetini Yüce ile birlikte tuttum. Kalabalık bir deniz trafiği arasından geçerek gün ışıyınca La Coruna’ya ulaştık. Cem Kaptan telsiz ile La Coruna Marina ile konuşarak rezervasyonumuzu yaptı. Öncelikle yakıt iskelesine yanaştık ve yakıt aldık. Kredi kartı ve otomatik makine kullanarak kendi başımıza yakıtımızı aldık. Artık sistemi de öğrenmeye başlamıştık zaten.

 

 

 

 

Motorlarımız birbirinden biraz farklı tüketim yapmalarına rağmen toplam 260 lt yakıt ile 375 deniz mili yol yaptık. Teknenin yakıt sarfiyat değeri bana uygun geldi, çok kulağımı tırmalamadı. Ben bir depo ile 400 deniz mili yapacağım tahmini ile 300 ? 350 deniz milinden uzun seyir planlamamıştım ve 200 lt yedek yakıt taşımayı öngörmüştüm. Bu sonuçtan sonra yedek yakıt stoklarını 100 lt olarak düzelttim.

 

La Coruna’da ilk iş olarak marina ofisinden işlemlerimizi yaptırdık, pasaportların fotokopilerini teslim ettik, gerekli belgeleri imzaladık ve 55 Euro günlük marina kiramızı ödedik. Hızlıca 50 saatlik motor bakımları için randevu aldık. Saat 16.00’da randevu verdiler. Tekneye döndük ve interneti bulunca hepimiz işlerimizi hallettik. Saatimiz gelene kadar market alışverişimizi bitirdik, sonrasında da tekne ile 1,5 deniz mili uzaktaki servise gittik. Yanmar servisinde motorlarımızın yağ değişimi ve ilk bakımlarını da yaptırdık. Tertemiz çalışan İspanyol bir usta biraz geç gelmekle birlikte işini tamamladı. Biz de marinaya tekrar döndük ve eski yerimiz dolu olduğundan bir iskelenin dışına bağlandık.

 

 

 

Alışveriş ve şehir gezisi sonrası tekneye döndük. Herkesin banyo gibi kişisel ihtiyaçlarını karşılamasını takiben tekne havuzluğunda hazırladığımız, yakalamış olduğumuz, stoklarımızdaki balık ve makarna ile doyduk, uzun sohbetler ettik ve birer ikişer yataklara çekildik. Sabah için hareket saatimizi 07.30 olarak belirledik.

 

Fotoğraflar:  İzinsiz Kopya Edilemez© Copyright

 

Devam Edecek

 

Yazarın Diğer Yazıları

KATAMARAN MAYA (1. Bölüm)

FRANSA - TÜRKİYE TRANSFERİ (05 TEMMUZ 2012 - 10 AĞUSTOS 2012)

29.4.2020 19:52:11 2

 

Henüz yorum yazılmamış!

Yorum Yaz

500 adet karakter kaldı

''KANLICA BOĞAZİÇİ'NDE BİR KÖY''

08 Haziran 2017

F. Selim Ramazanoğlu'nun İlk Kitabı ''Kanlıca Boğaziçi'nde Bir Köy'' Yakında Kitapçılarda

Yelkenli Ve Kayıkları İle Bir Zamanlar İstanbul

18 Nisan 2020

O dönemde denizcilik çok zordu...

ÜYE GİRİŞİ

BANNER

Marinturk Amatör Denizci Belgeni Al

BANNER

Babalar Günü Hediyen Şimdiden Hazır!

Yazarlar

Facebook

BANNER

Limbo Denizcilik - Tekne İnşa ve Tamir Malzemeleri / 0532 296 77 75

BANNER

Deniz Eskisi | Deniz Antikacısı | DenizEskisi.com

BANNER

Eskiler ve Antikalar

BANNER

plastmore.com Plastmore - Meant for more

BANNER

Babür Hüseyin Özbek'in Güvertede kitabı çıktı. Tüm seçkin kitapçılarda...

BANNER

StatCounter