Yazar Hakkında

05 Aralık 2020, 18:37

Salgın Dönemi Öze Yolculuk Seyahatnamesi

Salgın Dönemi Öze Yolculuk Seyahatnamesi ..
 
 
“Bana ve Biz’e dair bir Dertleşme”
 
Düşünceliyim bu ara ..
 
Sadece , ama sadece kendime dair dertlerimi anlatmak istiyorum bu an , bu satırlarda ..
 
Kendi gerçeğinin peşinde koşmaktan yorulmayan bir Adem’in, hiç olur mu gözü , kulağı , gördüğü , göreceği hakikatın gayrında ?
 
Açıyorum gözlerimi dört , dinliyorum yanımı , yöremi , çevremi ; can kulağıyla ..
 
Cemiyetin bir kısmı , mikrobun , virüsün varlığına , bir kısmı , anlatıldığı kadar önemli bir hastalık olduğuna , bir kısmı, uygulamalara , bir kısmı , karmaşık söylemler ve haberler , medya ve sosyal medya haberleri nedeniyle ; duyduğu hiçbir şeye inanmamaya eğilimli ; veya kararını vermiş durumda görünüyor perdesiz bakınca .
 
Uygulamalara, kurallara, tamamen karşı olanlar , eksik de olsa doğru olduğuna inananlar , yanlış uygulama olduğunu belirtip öneride bulunmayanlar , önerilerle birlikte kuralların bazısına karşı olanlar; başlıkları açılabilir, halimizi tarif eden..
 
Devletin, ve de toplumun huzurlu geleceği için , bu noktada hedefimiz ; uygulamaların doğruluğuna ve fayda sağlayacağına tamamen inanan insanların sayısını arttırmak olmalı değil mi ?
 
Söylediklerimize, söylenenlere inanmayan çok sayıda insan varsa , “ kurala - kaideye inanmayan bir insan , bu kurallara uymayı nasıl kabul edecek “ sorusuna cevap aramalı değil miyiz ?
 
Bu milletin güzel evlatları olarak hepimizin, memleketi, devleti ve milleti yoran bu virüs belasından kurtulmak için ; tek çözümümüz , “maske, mesafe ve temizlik ” mi ? ; sadece bunlar mı bizim kuralımız , fikrimiz , hayal gücümüz ?
 
Bir kenara çekilip , sadece kendimizi , ailemizi ya da kurumumuzu kurtarmaya odaklandığımız tekil bakışla mı çözeceğimizi düşünüyoruz bu bulmacayı?
 
 
Bizleri , bu milletin ve bin yıllar yaşasın bu kutlu devletin evlatlarını , devletimiz ve milletimizin sağlığı ve geleceği için , aynı hedefte , daha inanılır , daha kolay , daha uygulanabilir , daha gerçek , daha doğru , daha güzel , daha farklı öneriler düşünmekten , teklif etmekten alıkoyan engel nedir ?
 
Yok mu iyiliğe cesaretimiz ?
 
Herkes , bilmez mi kendisini başkasından çok , ya da kendi işini , başkasının işinden fazlaca ?
 
Her işin erbabı , ustası , alaylısı, mekteplisi , anlatmalı değil mi devletine , milletine , hangi ihtiyaçlara nasıl çözümler bulunacağını ?
 
Dur ..
 
Sorayım bize ?
 
Düşünmeden uygulamak , ne zamandır bizi bizden çalan olumsuz bir hasletimiz oldu mesela ?
 
Deli miyiz ?
 
Divane mi ?
 
Dalgın mıyız ? 
 
Tembel mi?
 
Emekli mi ettik tefekkürü , istişare etmeyi , vicdanı , gönüllerimizden ?
 
Bitti mi insana , insanlığa olan vazifemiz ?
 
Bu Aziz memleketin , herbiri birbirinden Aziz olan evlatları : kendimize hiç sormuyor muyuz “ nasıl daha iyisini planlar , devletimize , milletimize anlatabilirim inandıklarımı , işe yaramasını umduğum fikirlerimi ? “ , “nasıl birlikte başarabiliriz?” , “el ele , gönül gönüle , nasıl def ederiz bu virüs belasını devletimizin , milletimizin başından?” sorularını , her an kendimize ?
 
Pandemi süresi uzadıkça , milletimizin her bir ferdinin hayatını daha olumsuz yönde etkileyen , zorlaştıran , kurallar ve uygulamalar, sonuçlar çıkabiliyor  karşımıza ; istesek de , istemesek de , öngörsek de , öngörmesek de ; hem de , bırakmadan kimseyi dışarda!
 
Kimisi kurala uyduğumuzdan , kimisi uymadığımızdan .
 
Bir kısmı inandığımızdan safça, yanlışlara ; bir kısmı inanmadığımızdan inatla , doğrulara .
 
Ya zamanımızı , ya mekanımızı , ya ailemizi , ya çocuğumuzu , ya işimizi , ya akrabalık , komşuluk , arkadaşlık ilişkilerimizi , her durumda mevcuttaki varlığımızı , geleceğimizi , davranışlarımızı , duygularımızı , düşüncelerimizi , inançlarımızı , kısaca , etkilemiyor mu, bu salgın ,hayatımızın her yönünü ?
 
Çalmıyor mu hayatımızı , bizi , bizden ?
 
Yalnızlığın var olduğu bir esarete , bir mahkumiyete , ne zamandır bıraktık irademizi , gönlümüzü , özümüzü ?
 
Ölçümüzü kaybedersek nasıl tartarız , doğruyu - yanlışı ?
 
Kendimize gelelim, özümüze dönelim !
 
Kendimizden geçerek hem de !
 
Ümidimizi , güzümüzü , aklımızı paylaşalım birbirimiz ile!
 
Keyifle ; zevkle ..
 
Biz , olduğumuz muyuz ? Özlediğimiz biz mi ?
 
Soralım , ve cevap verelim :
 
Biz , birbirimize, kulak veririz ; kulak ardı etmeyiz hayatı , kulak tıkamayız gerçeğe .
 
Birbirimize iyiliği , ve hayrı tavsiye ederiz .
 
Can kulağıyla dinleriz ; doğruyu , hem de güzel söyleyeni .
 
Doğruyu bulur , güzeli özler hepimizin yüreği .
 
Arar , gerçeği , hakkı , hayrı ; gözlerimiz .
 
Biz, iyilik ile kavga eden değil , iyilik için kavga eden , kavga ederken bile iyilik etmeye ayarlı genleri olanlar değil miyiz ?
 
Düşleriz , düşünürüz .
 
Sadece kendimize değil , Adem babamızdan tüm kardeşlerimize , tüm iyiliklerin , bizden önce varmasına razı değil mi fikrimiz , imanımız?
 
Kendimiz kadar düşünmez isek Adem Atamızdan tüm kardeşlerimizi , uzak olmaz mıyız kemalat yolundan ?
 
Ve davet etmeli değil miyiz herkesi , iyiliğe , doğruya ?
 
Hakka girmekten korkmaz mıyız hepimiz ?
 
Para , mal , mülk , makam , şöhret peşinde koşmaktan kaçmaz mıyız istediğimiz ; bizi bizden ediyorsa ?
 
Dönüş yolumuz , çok mu uzakta doğruya giden yolu seçmek için geçecek zamanın olduğu yerden ?
 
İnanmaktan vaz mi geçtik gücümüzden?
 
Yenilgiyi kabul mü ettik hükmen ?
 
Uygulamalar ve kurallardan bahsedelim biraz da ..
 
Kuralı koyandan çok , kuralı uygulayanlar, vatandaşlar , idareciler olarak görmeli değil miyiz ; uygulanan kuralın olumsuz etkisini , faydasını , eksikliğini , tepkileri , önerileri ?
 
Herkes , kendini ve çevresini, kendisine emanet olarak verilen zamanı , doğru idare  etmeye gayret eden bir yönetici olmalı değil midir bu hayatta ?
 
Ve gördüklerimizi , cesaretle , apaçık şekilde , anlatmalı değil mi , hepimiz , devletimize , milletimize , insana ?
 
Zarifçe ; edebince ?
 
Yenmedik mi nice binler belayı , vakti geldiğinde ?
 
Sevmedik mi vatanımızı , milletimizi ,her gül kokulumuzdan çok , aşık değil miyiz bu topraklara ?
 
Borcumuz yok mu bu toprağın Aziz sahiplerine , şühedaya , kutlu ecdada ?
 
Atiye ?
 
Bu toprakların gül kokulu evlatlarına , çocuklarımıza ?
 
Neyimiz var ise ; başından , sonuna ?
 
Yara olmayan yeri kaşımaktan , yarayı görmezden gelmekten vazgeçmez miyiz belki bir gün , bir vakit ?
 
Meltem , melhem , şifa olmaz mı dilimiz , duamız , elimiz , birbirimize ?
 
Biz bıraksak , yanılsak , düşsek bile yolundan , bırakır mi bizi yolda ülkümüz?
 
Dünyayı , vicdanlı , merhametli , iyi kalpli insanlar kurtarmayacak mı ?
 
Hanımlar ; beyler ,
 
Çocuklar ,
 
Dostlar , arkadaşlar ..
 
Karar verelim bir an önce ..
 
Vaz mı geçtik , insan olmaktan ?
 
İnsan olmanın yükü ağır değil mi çok daha fazla ..
 
Kendimizden..
 
 
AĞYARİ / 4 Aralık 2020
 
 
 Avrasya 1 Vakfı tarafından gönderilmiştir.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Atatürk Hakkında

30.4.2021 13:53:40

Adalet

15.4.2021 13:58:46

Hanımefendiler Ona Hep Hayran

12.4.2021 17:04:34

 

Henüz yorum yazılmamış!

Yorum Yaz

500 adet karakter kaldı

Kefken ve Şile'ye AB piyangosu çıktı

24 Temmuz 2012

AB'nin 9 milyon euro bütçe ayırdığı ''Karadeniz özel koruma alanı'' için Türkiye'den de adaylar var, başta Kefken-Şile geliyor.

Sessizce Gelmiş Sessizce Gitmiş

12 Aralık 2020

01/08/2018 tarihinde sessizce gelmiş

ÜYE GİRİŞİ

Yazarlar

Facebook

BANNER

Aytaç Gıda

BANNER

Süper Wood Marin

BANNER

Şok Market - Her Hafta Sürpriz Fırsatlar

BANNER

Şok Market - Her Hafta Sürpriz Fırsatlar

BANNER

Profesyonel Gemi Modelciliği

BANNER

Deniz Eskisi | Deniz Antikacısı | DenizEskisi.com

BANNER

Denizaşırı Kışkırtmalar İhanetler ve Tarihi Gerçekler

BANNER

Eskiler ve Antikalar

BANNER

plastmore.com Plastmore - Meant for more

BANNER

Anadolu Feneri - Ali Soysal

BANNER

StatCounter