Yazar Hakkında

09 Şubat 2021, 22:12

TCG S 338 NEDEN KAYBOLDU (II)?

 

Gerçeği bulmak her zaman hemen kolay olmuyor. Bazı bilgi ve belgelere ulaşmak ise neredeyse toplu iğne ile kuyu kazmak gibi bir şey. Karşılaştığımız zorlukların en başında kaynağa ulaşma zorluğu geliyor. Bunu hemen herkes yaşıyor.

- Üzerinden belli bir süre geçmiş olaylara ilişkin belgeler Batı toplumlarında erişime açılırken bizde kısıtlanıyor,

- Gerçek değeri olan belgeler koleksiyon yapanlar tarafından saklanıyor,

- Bilgi cahil ellerde yok ediliyor, deforme ediliyor, imha ediliyor, çöpe atılıyor,

- Yaşananlar kağıda dökülmediği için o anı yaşayan kişinin ölümüyle yok olup gidiyor.

TCG Uluçalireis  yazımızın ikinci bölümü için bazı belgelere ulaşabilmem fazla zaman aldı ve geciktikçe de okurlarımın ikazları ile karşı karşıya kaldım. Sizlerden özür dileyerek yazıma başlamak istiyorum.

Bu bölümde denizaltılarımız, onlara kumanda edenler ve emek verenlerle devam edeceğiz. Birkaç önemli belge buldum, onları da sizlerle paylaşacağım.

Sonda söyleyeceklerimi baştan söyleyerek yazıma devam etmek istiyorum. Bir denizaltıcı olabilmeniz için denizci olma niteliklerinizin yanında kocaman bir vatan sevgisine, normalden çok çok daha fazla fedakarlığa, çelik kadar kuvvetli bir sinir sistemine, bütün duyu organlarınızın tam bir koordinasyonuna, aşırı bir askeri itaate, mükemmel bir arkadaşlık ruhuna sahip olmanız gerekli. Tüm bu niteliklere sahip olsanız bile fiziki ve eğitim durumunuz yeterli değilse yine denizaltıcı olamazsınız. Bilemiyorum ama onların değerini anlatabilmem için sözcüklerim yeterli olabildi mi?

Bahriyeliler bir araya gelince muhabbetin sınırı yoktur. Çok güzel bir camianın hemen hemen bütün fertlerini tanıyor olmak ayrı bir avantaj. Olaylar, anılar havalarda uçuşuyor. Kimin nerede ne yaptığını hemen anlıyorsun. Hangisini yazalım derken daha ilginci geliyor. Ondan sonra daha da ilginci. Sonu yok bunun. Hemen herkesin Bahriye’ye başlama hikayesi vardır. Bunları anlatarak ilerlemeye başladık.

1) E. Dz. Telsiz Kad. Kd. Bçvş. Ferdi BİLGİÇ’e neden “Kelle” lakabı takıldı?,

E. Dz. Telsiz Kad. Kd. Bçvş. Ferdi BİLGİÇ: “Susurluk’ta ortaokulu bitirdikten sonra Beylerbeyi Astsubay Hazırlama Okulu’na katıldım. Dört yıl okudum. Okula başladığımda 12-13 yaşlarındaydım. Bir gün okulun top sahasında top oynayacaktık. Sahada toplandık. Kendimizi kaptırmışız, bana bir top geldi, havadan, ben de topa kafa attım. Çat diye bir ses duydum, patlayıp yarılmış top ayağımın önüne düştü!!!

Komutan geldi, “Gel senin alnını öpeyim.” dedi. O günden sonra Bahriye’de benim adım “Kelle” olarak kaldı. Okulu bitirdikten sonra telsiz branşına ayrıldım ve 2 yıl Yassıada’da okudum.”

2) Nasıl Bahriyeli oldu?

E. Dz. Elk. Kad. Kd. Bçvş. Süleyman AYIK: “Samsun’da liseyi bitirdim. 1958’de Samsun’dan İstanbul Anadolukavağı’na geldim. Deniz subayı olmak istiyordum ama okulu ikmalle bitirmiştim. Sadece direk geçenleri okula alıyorlardı. Çok üzüldüm. Bir sene bekledim. Bu sefer Deniz Astsubay Okuluna yazıldım. Heybeliada’da şimdi eski Deniz Lisesi’nin bulunduğu yerde olan Makina Sınıf Okulu’nda Elektrik branşında 2 yıl okudum.”

3) Nasıl denizaltıcı oldular?

“Nasıl denizaltıcı oldunuz, birileri sizi yönlendirdi mi?” soruma aynı anda ikisinden de aynı cevap geldi “Biz kendi isteğimizle denizaltıcı olduk, yani gönüllü istedik.” Sınıf okulunu bitirir bitirmez denizaltıcı olmak için başvurmuşlardı. O dönemde Deniz Kuvvetlerinin Denizaltı Eğitim Merkezi yeni yeni kurulma aşamasında olduğundan 1961 yılında TCG KURTARAN gemisinde basınç testine girmişlerdi. Ancak dalış kulesi olmadığından denize sarkıtılan kurtarma çanının içine girip sonra da oradan serbest bir şekilde yüzeye çıkanlar denizaltıcı olmanın en büyük şartlarından birisini sağlamış oluyorlardı.

4) Amerika’da neler yaptılar?

E. Dz. Telsiz Kad. Kd. Bçvş. Ferdi BİLGİÇ: Biz Amerika’da 13 ay kaldık. Burada kaldığımız süre boyunca masraflarımızın her birini cebimizden ödedik. Devletimiz de gemiye yapılan her masrafı  peşinen Amerikalılara ödedi. Ben 100 dolara eski model Chevrolet Corvair marka bir araba satın aldım. Birçok işimizi bu araba ile hallettik. Bir akşamüzeri Süleyman ile Philedelphia’dan New Jersey’e gittik. Sabah 5’e kadar gezip dolaştıktan sonra dönmeye karar verdik. Arabayı ben kullanıyordum. Philedelphia köprüsüne tam girecekken arkamızdan gelen bir araba bizi öyle bir sıkıştırdı ki mecburen direksiyonu aniden kırmak zorunda kaldım. Tam bu arada araba sol iki tekerleği üzerinde geliş yolunda gitmeye başladı. Allahtan o saatte köprü kalabalık değildi. Arabayı toparlayıp dört teker üzerine indirdim. Bizi gören Amerikalılar şaşırıp kaldılar.

E. Dz. Elk. Kad. Kd. Bçvş. Süleyman AYIK: Gemiyi konserve olarak teslim aldık. Uzunca bir süre hiçbir şeye el değmemişti. Gemiyi teslim alabilmek için test ve dalış yapmak zorundaydık. Amerikalılarla beraber tecrübe dalışı yapmamız gerekiyordu. 3 Temmuz 1971’de Atlantik’te ilk dalışımızı yaptık (Bakınız Resim No:1 Atlantik’te ilk dalış Trim Tabelası). Amerikalılar korkudan gelip dalışa katılmadılar. Sonuncusu 9 Mayıs 1972 tarihinde olmak üzere 16 defa Atlantik’de dalış yaptık. Geminin masrafı çoktu ama devletimiz hiçbir masraftan kaçınmadı. Uzun süre yabancı bir ülkede kalınca dillerine de aşina oluyorduk. Ama Recep Şiberler isimli bir motorcu astsubayımız vardı, Allah selamet versin, sürekli telefonda birileri ile konuşurdu. Karşısındaki konuştukça o “Yes” derdi. Kendisine sorduk “Sen kiminle, İngilizce ne konuşuyorsun” diye, “Karşımda bir bayan var çok güzel konuşuyor, ben de ona hep yes diyorum.” derdi.

5) TCG ULUÇALİREİS’in hikayesi,

TCG Uluçalireis  (S 338), USS Thornback (S 418) (Bakınız Resim No:2 Thornback) adıyla Portsmount New Hampshire’daki Portsmount Tersanesi’nde 13 Ekim 1944 tarihinde hizmete girdi. 306 feet 6 inç boyu, 27 feet 4 inç eni ile Baloa sınıfı bir denizaltıdır. Satıhta 1840 ton, dalışta 2405 ton deplasmana sahiptir. Guppy-IIA tadilatı da gören Thornback Pasifik’te Amiral Halsey komutasında yedi denizaltıdan oluşan Kurt Sürüsü harekatında liderlik görevi yapmış, 9 Ağustos 1945’de Japonya’nın teslim olmasından bir hafta önce Midway’e intikal etmiştir. Pasifik, Atlantik, Akdeniz de dahil olmak üzere birçok denizde yıllarca görev yaptıktan sonra  8 Ocak 1970 tarihinde Yarbay John R. Spear komutasında Karayipler’e seyire çıkmış ve 15 gün denizde kaldıktan sonra Charleston’a dönmüş ve faal görevlerine son verilmiştir.

 

2 Temmuz 1971 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti’nin ABD Büyükelçisi Sayın Melih ESENBEL’in (Bakınız Resim No:3 TCG Uluçalireis’in Devir Teslim Daveti)  de Charleston üssünde katıldığı töreni müteakip TCG Uluçalireis’e Türk Bayrağı toka edilmiştir.  Gemi Komutanı Gv. Kd. Bnb. Necati AYTAÇ komutasında (Bakınız Resim No:4 Geminin ilk Türk personeli) 3 Temmuz 1971 tarihinde Charleston’dan hareket ile 6 Temmuz 1971’de Philedelphia Tersanesi’ne ulaşan TCG Uluçalireis  26 Ocak 1972 tarihine kadar overhol onarımında kalmıştır. Tazeleme eğitimlerini bitirmesini takiben 22 Mart 1972’de Key West’ten hareketle 12 Nisan 1972 tarihinde Gölcük’e aborda olmuştur. TCG Uluçalireis Türk Donanmasına katıldığı tarihten itibaren ilki Marmara’da M-24 nolu sahada 9 Mayıs 1972 tarihinde ve en sonuncusu (Bakınız Resim No:5 Kuzey Ege’de son dalış Trim Tabelası) 30 Mayıs 2000 tarihinde olmak üzere 1645 kez dalış yapmıştır. 31 Temmuz 2000 tarihinde hizmet dışına ayrılmıştır (Bakınız Resim No:6 geminin son personeli). 30 yıl Türk Donanmasında şerefle hizmette bulunan TCG Uluçalireis hizmet dışına ayrılmasını takiben Haliç’te bulunan Koç Müzesi’nde halkımızın ziyaretine açılmıştır.

 

6) Efsane Komutan Okan ÜNAL,

Deniz Kuvvetlerinde hemen her seviyedeki personel tarafından sevilen bir subaydı Okan Ünal. Tuğamiral rütbesine kadar yükselmişti. Pire Limanı ağzında savaş yerlerinde bekleyen TCG Uluçalireis’in hem Amerika’dan alınması esnasında Amerika’ya giden personel arasında II. Komutan (o dönemdeki rütbesi Ln. Kıdemli Yüzbaşı), hem de Kıbrıs Harbi’nde aynı geminin komutanıydı. Birinci yazımızda yazdıklarımızı ve o günleri onun ağzından doğrulayarak dinleyelim.

 

14 Kasım 2014, Gölcük’te Denizaltı Filosu Komutanlığı önü, TCG SALDIRAY’ın hizmet dışına ayrılışı töreni, konuşan E. Tuğamiral Okan ÜNAL:

 

“Sayın Donanma Komutanım,

Saygıdeğer Misafirler,

Çok Sevgili Denizaltıcılar,

 

Saldıray’ı anlatabilmek için kendimden bahsetmek mecburiyetindeyim, bu bakımdan sizlerden özür dilerim.

 

1974 yılı Temmuz ayında Uluçalireis denizaltı gemisi komutanı olarak Kıbrıs Harekatına katıldım. Uluçalireis’in karakol yaptığı saha, adalar denizinde ve askeri açıdan çok kritik bir bölgede idi (Tablo No:1 TCG Uluçalireis’in Harp Ceridesi) Buna mukabil geminin sualtında ana takat kaynağı olan bataryaların ömrü tükenmek üzere ve pek çok pili de askıya alınarak devre dışı bırakılmıştı, bu da bizi kısa periyodlarda şnorkel yapmak ve bataryaları imla etmek mecburiyetinde bırakıyor ve gemiyi riske sokuyordu.

 

O tarihte muhatabımız Yunanistan, Almanya’dan yeni 2 adet 209 sınıfı yani bizim Ay Sınıfı gemilerden gemi almış kullanıyordu. Salonda subay arkadaşlara gemimiz Uluçalireis’in mevcut yetersiz kabiliyetleriyle Yunanistan’ın yeni gemilerinin üstün yeteneklerini karşılaştırmış ve imrenerek “Keşke şu anda bizde de olsaydı.” diye üzüntülerimi belirtmiştim.

 

Birinci Kıbrıs Harekatı’ndan sonra Mersin’e intikal ettik. Kısa bir süre sonra da batarya değişimi için Gölcük’e geldik. Aynı günlerde Almanya’da Kiel’de HDW Tersanesi’nde yeni inşa edilmekte olan ikinci gemi TCG Saldıray’a komutan olarak tefrik edildiğimi öğrendim.

 

Gemi personeli subay ve astsubaylar daha önceden belirlenmiş ve hemen hepsi Almanca dil kursuna gönderilmişlerdi. Birinci gemi TCG Atılay komutanı rahmetli arkadaşım Avni BİNER ve her iki geminin bazı subay ve astsubayları ile birlikte Ağustos ayında önce atış kontrol sistemleri kursu için Hengelö Hollanda’ya, bir ay sonra da Kiel Almanya’ya gittik, yaklaşık iki yıl sürecek TCG Saldıray serüvenimiz böylece başlamış oldu.

 

Resim No:7 29 Temmuz 1975 tarihinde TCG Saldıray (S348) ve TCG Atılay (S347)’ın Kiel HDW Tersanesinde Devir Teslim Töreni. Ok ile işaretli olan kişi TCG Saldıray Komutanı Dz. Bnb. Okan ÜNAL. Kürsüde konuşma yapan zamanın Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Hilmi FIRAT. Oturanlardan ön sıra soldan dördüncü kişi HDW Tersanesi Direktörü Norbert HENKE.

 

Saldıray’ın 2 ocak 1973 tarihinde Kiel HDW Tersanesi’nde omurgası kızağa kondu. 13 Şubat 1975 tarihinde de Almanya Bonn Büyükelçisi Vahit Halefoğlu’nun eşi Bayan Zehra Halefoğlu tarafından törenle denize indirildi ve ismi kondu. Geminin inşası süresince gemi personeli subay ve astsubaylar Almanya’nın muhtelif şehirlerindeki firma kurslarına ve Alman Denizaltı Filosunun 206 sınıfı denizaltıları ile deniz eğitimlerine katıldılar. Amerikan tipi denizaltılarda uzun zaman başarı ile çalışarak yetişmiş ve seçilmiş personelin yeni bir tip olan Alman denizaltılarına intibakı bu kurslardan sonra çok kolay ve başarılı olmuştur.

Resim No:8 29 Temmuz 1975 tarihinde TCG Saldıray (S348) ve TCG Atılay (S347)’ın Kiel HDW Tersanesinde Devir Teslim Töreni. Ok ile işaretli olan kişi TCG Saldıray Komutanı Dz. Bnb. Okan ÜNAL.

 

23 Ekim 1975’de Türk Bayrağı çekimiyle birlikte TCG Saldıray’da yaşamımız başlamıştır. Hem de büyük bir heves ve heyecanla. Önce liman tecrübeleri sonra denizde suüstü ve dalış tecrübeleri, sığ su ve derin su dalışları, ikmal eğitimlerini müteakip Danimarka Skagen Limanı’na intikal ve üç hafta süren denizde tazeleme eğitimleri icrasından sonra artık tam olarak gemimizin hakimi ve sahibiydik. Daha sonra Türk denizaltı tarihinde ilk defa olarak torpido poligon atışları yaptık. Yeni atış kontrol sistemlerine referans değer olarak konması için Eckenförde koyundaki poligonda dalmış durumda yaklaşık 30 adet Mark-23 torpidosu atarak işi başarıyla bitirdik. Sahanın dar, denizin sığ ve trafiğin çok olması ölçümlerin aynı noktadan, dalışta yapılan atışlara göre yapılması işimizi oldukça zor hale sokmuştu.

 

Malum olduğu üzere Almanya’ya II. Dünya Harbi’nden mağlup devlet  olarak çıkması nedeniyle uzun süre harp gemisi yapım yasağı konmuştu, daha sonra tanınan serbesti ile belirli tonaj ve tipte suüstü harp gemisi ve denizaltı yapımı ve satımı izni verildi. II. Dünya Harbi süresinde genç bir gemi inşa mühendisi olarak çalışan Profesör GABLER harp tip gemi yapma izini verilince sakladığı denizaltı inşa planlarını çıkarıp yeniden bu denizaltıları yapmaya başlamış, Almanya’ya varışımızdan kısa bir süre sonra Profesör GABLER tarafından TCG Atılay komutanı ile yemeğe davet edildik. Bu yemek davetleri Türkiye’ye dönene kadar sık sık devam etti. Amacı bizim gibi tecrübeli denizaltıcılardan kullandığımız Amerikan tipi denizaltılar hakkında teknik bilgi almaktı. Seve seve tecrübelerimizi aktardık. Çünkü yetersiz ve kullanışsız olan pek çok şey sonraki gemilerde bu sayede değiştirildi.

Resim No:9 29 Temmuz 1975 tarihinde TCG Saldıray (S348) ve TCG Atılay (S347)’ın Kiel HDW Tersanesinde Devir Teslim Töreni.

 

Almanya’da bulunduğum sürede Dünya Denizaltıcıları yıllık toplantısına eşimle birlikte davet edildim ve II. Dünya Harbi’nin denizaltıcı kahramanlarından Büyükamiral Karl DÖNİTZ ile aynı masada yemek yemek ve konuşmak zevkine eriştim. TCG Saldıray’ı 2 Temmuz 1976 tarihinde hareketle Kiel Kanalından Manş Denizi ve Cebelitarık’tan geçirerek Anavatan Türkiye’ye salimen kavuşturdum. Tüm süreç yaklaşık 24 ay sürdü. Süre uzundu pek çok personel aldıkları çok az paraya rağmen ailelerini de Almanya’ya götürdüler. Gerçekten çok iyi seçilmiş bilgili ve sağlam karakterli subay ve astsubaylarım büyük bir özveri ile hiçbir olay olmadan görevlerini yaptılar.

 

Türkiye’de de boş durmadık, tüm yönerge ve talimatların eğitim şekillerinin yeni Ay Sınıfı gemilere adapte edilmesini ve tecrübelerini yapma görevi bize kısmet oldu.

 

Denizaltıcılar gemilerinin bir ruhu olduğuna  inanırlar. Bu ruhu veren tabii ki bilgili ve çalışkan personeldir. Yaklaşık 40 yıldır Türk Bahriyesi’ne şerefle hizmet eden TCG Saldıray, çok başarılı ve vatanını seven Atatürkçü subay ve astsubaylar yetiştirmiş, görevini yapanların (bu andan itibaren Amiral konuşurken boğazı düğümlenmeye başlıyor) huzuru içinde bugün denizaltıcılık tarihindeki  yerini almaya hazır hale gelmiştir.

 

Güle güle Saldıray,

Güle güle Karakız (ağlayarak sözlerine devam ediyor),

Yeni ve genç Saldıraylar gelene kadar hep kalbimizde olacaksın,

Saygılar sunarım ”

Tuğamiral Okan ÜNAL 24 Ocak 2018 tarihinde vefat ederek aramızdan ayrıldı. Mekanı Cennet olsun.

 

Bu güzel konuşmanın varlığından haberdar olmamızı, videosuna ulaşmamızı sağlayan, yazabilmemiz için bizi yüreklendiren, Denizaltı Filosu Komutanlığı da yapmış E. Tümamiral Engin BAYKAL’a çok teşekkür ederiz.

Resim No:10 14 Kasım 2014 TCG Saldıray’ın hizmet dışına ayrılış töreninde E. Tuğa. Okan ÜNAL

 

7) Denizaltıcılar neden birbirini çok tutar?

Tamamen kapalı ve kaçmanın imkansız olduğu bir ortamda (klostrofobik ortam), en üst rütbeliden en ast rütbedeki personele kadar, yapılacak her eylemi herkesin tamamen doğru olarak yapması beklenir. Hata kabul etmeyen bu ortamda her bir personelin hayatı diğerine bağlıdır. Açıkçası bu sıkı bir takım çalışmasıdır ve bu takımda her bir birey görevini tam yapmak zorundadır. Diğer taraftan yaptığınız her görev birden fazla bireyin oto kontrolü altındadır. Dayanışma ve uzmanlık önemlidir. Sürekli aynı ortamda yaşamaları dayanışma içinde olmalarını gerektirir. Dayanışma hem denizaltı içinde hem de denizaltının dışında da devam eder. İmrenilecek bir davranış şeklidir. Sürekli bu ortamda yaşayan insanların birbirinden ayrılmaları düşünülebilir mi?

8) Denizaltıda yaşam nasıldır?

- Aralarında bir miktar boşluk olan yaklaşık 90 metre boyunda ve 8,5 metre çapında iç içe geçmiş geniş ve kocaman iki metal boru düşünün,

- Bu boruların ön ve arka taraflarının tamamen kapalı olduğunu düşünün,

- Dıştaki büyük borunun orta üstünde de sadece bir insanın içteki diğer borunun içine geçebileceği büyüklükte açılıp kapanabilen bir kapak olduğunu, ancak içeri girildiğinde serbestçe hareket edilebilecek hiç bir alanın olmadığını düşünün,

İşte denizaltının birazcık tarifi. Bir sürü teknik alet ve makinelerin arasına sıkıştırılmış konforsuz şilte tipi incecik yataklar hiçbir zaman personel sayısı kadar olamaz. “Sıcak yatak” kavramı burada başlar. 6 saatlik vardiyasından ayrılacak personel ile vardiyasına girecek olan personel bir türlü soğumaya fırsat bulamayan aynı yatağı kullanır. O daracık ortamda yatağınız bir torpidonun üzerinde veya zemin ile aynı düzeyde olabilir. Çok az kişisel eşyanızı alacak kadar bir dolabınız vardır. Asla konfor yoktur. Denizin yüzlerce metre altında yemek yapmak, yemek yemek, bulaşık yıkamak, banyo yapmak, traş olmak (zaten sualtında iken traş olunmuyor), tuvaleti kullanmak, dinlenmek, uyumak, sigara içmek, eğitim yapmak, sürekli dikkatli olmak, her sesi yorumlamak, burnunuzun ucunu dahi göremeyeceğiniz karanlıkta yüzlerce vananın arasından çevireceğiniz vananın doğru olanını bulmak nasıl bir ortam içinde yaşanabileceğini birazcık olsun anlatabilir ama asla tamamını anlatamaz. Tabanı lastik ayakkabı giymek zorundasınız, çünkü denizin altında gürültü yapmak herkes için en tehlikeli iş, karşı tarafın sonarı çalışıyor ve sizi dinliyorlar. Oyunlar içerisinde en favori oyun satranç, çünkü sürekli düşünme hali size en az gürültü yaratmanıza neden oluyor. Uzunca bir süre hiç çıkmamacasına suyun metrelerce altındasınız, internet, telefon, televizyon, gazete/dergi, temiz hava gibi hiç bir şey yok. Yemek tabağınız plastik, herkesin bardağının üzerinde kendi ismi yazıyor. En zor şeylerden birisi, bu kadar yağlı metal yığını içerisinde, temsil ettiğiniz Türkiye Cumhuriyeti’nin görünür yüzü olan beyaz elbisenizi tertemiz tutabilmek.

Sevindirici bir husus var, gelişen teknoloji, elektronik, elektrik ve bilgisayar sistemleri ile denizaltılarda birçok işlem artık daha kolay, etkin ve sağlıklı yapılabiliyor.

(9) Türk Bahriye tarihinde bir gemi için farklı üslupta yazılan ilk kitap nasıl hazırlandı?

Hizmet dışına ayrılan gemiler  hakkında genelde kısa bir bilgi kitapçığı hazırlanır, tören yapılırsa törene gelenlere dağıtılır, bu kitapçık varsa meraklıları tarafından saklanır. Gemi hurdaya ayrıldıktan sonra geriye sadece kısıtlı malzeme kalır. TCG Uluçalireis  hizmet dışına ayrılacaktı. II. Komutan Dz. Yzb. Selçuk ERDURAK gemisinin kaderinin diğer gemiler gibi olmamasına karar verdi ve ince eleyip sık dokuduğu bir çalışma yaptı. TCG Uluçalireis’in kızağa konduğu günden hurdaya ayrıldığı güne kadar her türlü faaliyetini, yabancı ve Türk personelini, geminin başına gelen her türlü olayı belgelendirerek kocaman bir kitap hazırladı (Bakınız Resim No:11 TCG Uluçalireis Kitabı). Sınırlı bir bütçe ile bir prestij kitap statüsünde basılan kitaba sadece gemide görev yapan personel sahip olabildi. Bu tür bir gemi kitabı ilk kez hazırlanıyordu.

(10) Özel teklife verilen hassas cevap,

Cevabından emin olduğum soruyu yine de ikisine birden sormak istiyorum.

“Dz. Telsiz Kad. Kd. Bçvş. Ferdi BİLGİÇ, Dz. Elk. Kad. Kd. Bçvş. Süleyman AYIK eğer size imkan sağlansa ve görev için davet gelse tekrar Karakızınıza kavuşmak ister misiniz?”

Parlayan gözler, derin bir nefes alış, koltukta kendine çeki düzen vererek hafifçe ayağa kalkma hareketi, yumrukların bir anda sıkılması, pencerenin kenarında duran dürbüne uzanma isteği sanıyorum sorumun cevabının ne olduğunu anlamak için yeterliydi. Corona yüzünden birbirimize sarılamadık ama hem onların hem de benim göz pınarlarında biriken göz yaşları güneş ışığında kendini ele verdi. Üzüntüyle veda ettik.

Devletimizi, namusumuzu, canımızı, toprağımızı, emeğimizi kendi canlarından üstün bilip ailelerimizin huzur içinde uyumalarını sağladıkları için; çocuklarımızın Türk Bayrağı altında korkmadan yaşayabilmeleri, özgürce Türkçe eğitim yapmak için okullarına koşabilmelerine olanak sağladıkları için; bir karış toprağımız için bile binlerce can feda etmeye yemin etmiş olan denizin üstündeki ve altındaki denizcilerimize, tüm gazilerimize, askerlerimize, istihbarat, güvenlik ve asayiş güçlerimize, pilotlarımıza minnettarlığımızı bir kez daha can-ı gönülden diliyorum.  Şehitlerimizin Mekanı Cennet olsun.

 

 

 

Henüz yorum yazılmamış!

Yorum Yaz

500 adet karakter kaldı

hamsi balığı

21 Mart 2001

Ülkemizde ticari amaçla avlanan balıkların başında hamsi gelir.

''Duygu yüklü vapurdur kıymayın Maltepe'ye''

17 Ocak 2018

57 yıl boyunca İstanbulluları taşıyan Maltepe vapuru ''Korumaya Değer Kültür Varlığı'' ilan edilmesine rağmen kaderine terk edildi. Geminin mühendisi Aykut Altay, ''Her hafta yanına gidiyorum, kıymayın Maltepe'ye'' dedi

ÜYE GİRİŞİ

Yazarlar

Facebook

BANNER

Aytaç Gıda

BANNER

Süper Wood Marin

BANNER

Şok Market - Her Hafta Sürpriz Fırsatlar

BANNER

Profesyonel Gemi Modelciliği

BANNER

Deniz Eskisi | Deniz Antikacısı | DenizEskisi.com

BANNER

Denizaşırı Kışkırtmalar İhanetler ve Tarihi Gerçekler

BANNER

Eskiler ve Antikalar

BANNER

plastmore.com Plastmore - Meant for more

BANNER

StatCounter