Yazar Hakkında

23 Mart 2021, 13:59 7 Yorum

İzcinin Günlüğü

BURANIN ADI YOK

 

Bölgeyi orman mühendisi bir akrabamız gösterdi ilk kez. Görünce çok şaşırdım. Sonraki gelişlerimizden birinde Orman Fakültesi öğretim görevlisi sayın Kenan Ok’ta bizimle gelip çocuklara bölge hakkında bilgiler vermişti.

 

Eskiden kömür madeniymiş. Madenin işi bitince terkedilmiş. Orman işletmesi burayı ağaçlandırmış. Hala bazı yerlerde kömür tozları var. Zamanla çukurlar yağmur sularıyla dolunca irili ufaklı göletler oluşmuş. Doğa, eğer insanlar rahat bırakırsa kendi kendini onarıyor. Hatta buraya gelen insanların ruhunu da onarıyor. Çevre köylerden mandalar ve koyunlar otlamaya geliyor. Yağmurlu dönemlerde toprak suyu emmiyor ve yollarda suyla kaplanıyor.

Bir kez Kızıl Tilki gördük. Geceleri kurt ve çakal ulumaları duyup sevindik. Yaban domuzu da çok var. Sonbahar ve ilkbahar mevsimlerinde gittim. İzcilerimle kamp yaptım. Henüz çok insan bilmiyor. Ama bulurlarsa, yakın bir köye gelip çevreyi çöplerle dolduran piknikçilerden burası da nasibini alacaktır. Şimdilik, olmayan balıkları tutmaya gelenlerin, içkili yemek yiyenlerin çöpleri birikmeye başladı bile.

 

 

Yakındaki Ağaçlı köyü, Eyüp''ün Karadeniz kıyısında bulunan, Yukarı Ağaçlı ve Aşağı Ağaçlı olmak üzere iki adet merkezi olan en büyük köyü. Köyde, madencilik, ormancılık ve hayvancılık yaygın. Köyün Karadeniz kıyısına sahili var. Köyde bulunan maden ocaklarının hepsi işletmeye kapatılmış durumda. Kapatılan maden ocakları hızlı bir çalışmayla doldurulmaya çalışılıyor. Etrafındaki Çiftalan ve Akpınar gibi yine maden ocaklarının yoğun olduğu köylerin bulunduğu Ağaçlı, Eyüp''te Kemerburgaz ve Göktürk mahallerine de yakın. Bu yakınlık durumu da aslında köyün ilerideki kimliğine etki edecek gibi. Çünkü, köydeki gelişme, buranın Kemerburgaz ve Göktürk''te hakim olan "korunaklı konut alanı" anlayışından biraz daha ileride, doğal hayatın içinde, müstakil yaşamlar sunuyor olacak...

İstanbul''un ilk elektrik santrali olan Silahtarağa''ya (günümüzde santralistanbul ve Bilgi Üniversitesi Kampüsü olarak kullanılıyor) kömür sağlamak amacıyla bir demiryolu (dekovil) hattı döşenmişti. Köylerdeki madenler de santrale yakıt sağlamak amacıyla işletilen kömür madenleriydi... Bu demiryolu hattının bir kolu Ağaçlı''da son buluyor. Hat günümüze gelememiş. Bu demiryolu hattı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Kağıthane Belediyesi tarafından turistik amaçla tekrar kullanılmak isteniyor. Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı donanmasının ve Silahtarağa Termik Santralı''nın kömür ihtiyacının karşılanması amacıyla döşenen hattın yeniden hayat bulma projesi, "Cendere Vadisi" projesi içinde yer alıyor. Yani, bölge aslında İstanbul tarihi açısından çok önemli bir yere sahip.

Kamp alanlarımızdan biri ana yola yakın sayılabilecek mesafede bu gölün kıyısındaydı. İnsanların olmadığı zamanlarda sessiz sakin bir yer. Arada küçük kuşlar neşeyle cıvıldıyor.

İlk kamp alanı olarak buraya konuşlanıp, ertesi gün yeni göletleri keşfetmeye gidiyoruz. Yakın çevrede yerlerden topladığımız kırık dal parçaları ateşimizi yakmamıza yetiyor. Hem yemeklerimizi pişiriyoruz, hem de gece kamp ateşimizi yakıyoruz.

Yürürlükte olan ve yine İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 2009 yılında onaylanmış Ağaçlı Köyü Uygulama İmar Planı''nda, orman alanlarının korunması, burada hiçbir şekilde yapılaşmaya izin verilmemesi gerektiği kurum görüşleri ile desteklenip, öngörülürken, 3. Köprü ve getireceği bağlantı yollar sonucunda, bu alanların nasıl korunacağı da büyük bir soru işareti.

Karadeniz kıyısında bulunan, bir zamanlar İstanbul için çok önemli bir maden kaynağı olan bu köy, alınan kararlar sonucu "değerlendi" ve belirli bir kesime hitap eden yerleşim alanı olarak İstanbul Metropolitan alanı içinde yerini aldı.

Buraya yaptığımız haftasonu kamplarından birkaç fotoğrafı paylaşıyorum. Buranın adı yok. Olmasında zaten. (Fotoğraflar, Yavuz İzci grubu 2017-2020 yıllarındaki kamplarında çekilmiştir.

Aynı gölün başka bölümü. Gökyüzü ile birleşen doğal güzellikler.

 

Ertesi gün yürüyerek, karşıda gördüğümüz tepeye çıktık. Bir mola verdik. Karadeniz’e bakıp öğle yemeğimizi yedik. Sonra ikinci kamp yerimizi bulmak için yeniden yola çıktık. Bazen düz, bazen engebeli, bazen bataklık derecesinde çamurlu yollardan geçtik. İzci marşları söyledik.

Tepeden ilk kamp yerimize baktık. Ağaçların arasındaki yere kadar, yol olmadığı halde, arabalarının altını vura vura kıyıya kadar getiren piknikçiler gördük.

İzciler araziyi keşfetme yolculuğunda. Bataklık bir alanın üstüne kurulu köprüden geçerken.

Tepenin devamında bir saklı göl daha keşfettik. Sonra yandaki patikadan gölün kıyısına indik.

 

Sonbaharın en güzel renkleri ağaçların üzerindeydi.

Orman içinde bina yapmak ve yerleşmek yasak. Ama bizim memleketimizde her şeyin bir yolu var. Orayı kullanan birkaç genç görüp, bu evi nasıl yaptıklarını sorduk. Gülerek; yaptık işte bir şeyler, kimseye zararımız yok, arada gelip kalıyoruz, deyip geçtiler.

Gölün etrafından dolaşıp uygun bir kamp yeri aramaya başladık. Arazinin engebeli ve çok ağaçlı olması çadır kurmamızı güçleştiriyordu. Çok fazlada yıkılmış ağaçlar yerlerde düz alanları da kapatıyordu. Gölün kıyısından itibaren de arazi yukarı doğru meyil aldığından seçeneklerimiz sınırlıydı. Ya birbirimizden uzakta çadırları kuracak, ya da başka bir yer bulana kadar yürüyecektik. Yürümeyi tercih ettik. Gölün karşı yakasına vardığımızda, gölün kıyısından itibaren çadır kurabileceğimiz dar bir alan bulduk. Çadırları standart yarım ay düzeninde kuramayacaktık ama en azından birbirimizden ayrılmayacaktık.

Akşam yemeğimizi hazırlarken yağmurda başladı. Yanımızda getirdiğimiz naylonla ateşin üzerine yağmurluk yaptık. Akşam yemeğimizi hazırlayıp yedik. Bu gölün kıyısında bizden başka kimse yoktu. Kamp ateşinde çevremizde yine dolaşan hayvanların ayak seslerini ve ulumalarını duyuyorduk. Bu kez birinci kamp alanından daha fazlaydı.

Buralar, Belgrad Ormanı (artık ormancık oldu), Kemerburgaz kentleşmenin ortasında kalıp gittikçe küçüldüğü için vahşi hayvanlar azaldı. Hatta bazılarının evcilleştiğini, insanlara yiyecek dilenmek için yaklaştıklarını görüyoruz zaman zaman.

Daha çok gözlerimizi kapatıp doğayı dinliyoruz. Belediyenin yapılaşmaya kapalı alan kararı olmasına rağmen, buraların bir gün elden gideceğini bilerek hafızamıza yerleştirmeye çalışıyoruz. Kamp ateşinde küçük İzcilere, ilerde daha da azalacak olan bu tür yerleri neden korumaları gerektiğini anlatıyoruz.

Yağmurda ateşin sönmemesi için aldığımız  önlemimiz.

Gece Nöbeti

Güneş çıkınca doğa ve izciler

Ertesi gün kahvaltımızı yapıp toplandık. Birinci kamp alanına doğru yürüyüşe geçtik. Bu kez pusula ile farklı yol bulup, başka bir açıdan dönüş yaptık. Yolumuzda yine güzel görüntüler vardı. O gün pazardı ve ilk gölün kıyısında daha çok insan vardı.

Bu güzel alanın bozulmadan uzun yıllar kalması için dua edip döndük.

 

Yazı ve Fotoğraflar: Yavuz Yeniçeri © Copyright (İzinsiz Kopya Edilemez)

 

Yazarın Diğer Yazıları

İzcinin Günlüğü

Bavyera Kampında Kano

15.4.2021 14:04:50 3

İzcinin Günlüğü

İSVİÇRE'DE BİR NEHİR; AARE

5.3.2021 20:31:22 5

İzcinin Günlüğü

HOLLANDA ULUSLARARASI İZCİ KAMPINDAN NOTLAR:

9.2.2021 13:43:19 17

 

  1. Hatice Çoğal
    Hatice Çoğal
    25 Mart 2021, 11:20
    İzciliği bu kadar güzel yaşayan ve izciliğin bu kadar yakıştığı çok az lider tanıdım yüreğinize kaleminize sağlık liderim Bol kamplar diliyorum
  2. Tayfur Turan
    Tayfur Turan
    24 Mart 2021, 10:26
    Ne güzel sürpriz. Karanlıklar içinde , umut vadileri bunlar. Böyle de kalsınlar. Dediğiniz gibi; Adı da olmasın zaten Kaleminize sağlık.
  3. Zuhal Beyazıt
    Zuhal Beyazıt
    23 Mart 2021, 21:06
    58 yıldır Istanbul da yaşıyorum ama buraları ilk defa görüyorum.Ilk firsatta gidip görmeyi çok isterim.Teşekkürler paylaşım için
  4. Hasan Fahri Tahmaz
    Hasan Fahri Tahmaz
    23 Mart 2021, 16:53
    Aslında yazacak fazla birşey yok, ne güzel ekip işi çıkarmışsınız;torunlarınıza anlatacağınız belki en güzel ama iç burukluğu veren anılarınız olacak yıllar sonra oradaki binaların arasından geçerken...yapacak birşey olmaması daha kötü, kadıyı şikayet edecek bir yer bulamazken.
  5. Berrin Duruman
    Berrin Duruman
    23 Mart 2021, 15:58
    Şanslı izciler. Umarım daha uzun seneler liderlik yaparsın.Bizler gidip gezdiğiniz yerleri biliyoruz ama doğrusu fotoğraflarla birlikte o güzel anlatımın klavuz kitap olmuş. Ben de dualarınıza amin dedim.
  6. Ismail Gülşen
    Ismail Gülşen
    23 Mart 2021, 15:56
    56 yıldır istanbul\'da olup buraları ilk defa görmek, ama sanırım o bölgeyi madenler bölgesi olarak bildiğimizden, gidip görmeye gerek duymadık herhalde. Yavuz abicim sayende gördüm teşekkür ediyorum. Umarım bu güzellikler bozulmaz. Sanai ve izcilerine teşekkür ediyorum,
  7. Levent uluırmak
    Levent uluırmak
    23 Mart 2021, 15:29
    45 senelik izcilik hayatındaki doğaya duyduğun hassasiyeti keşke toplumsal kültürümüzün eksikliğinden idrak edememiş halkımızda bilinçlendirilebilseydi.

Yorum Yaz

500 adet karakter kaldı

Boğazın İlk Gemisi Yeniden İnşa Edilecek

20 Aralık 2013

Marmaray hem iki kıtayı birbirine bağladı, hem de altından tarih fışkırdı...

Antarktika'da Buz Tabakalarında Çökme Riski

14 Nisan 2021

Bilim insanları, küresel ısınmanın Antarktika kıtasının buz sahanlığının üçte birinin çökmesine yol açabileceğini duyurdu.

ÜYE GİRİŞİ

Yazarlar

Facebook

BANNER

Aytaç Gıda

BANNER

Süper Wood Marin

BANNER

Şok Market - Her Hafta Sürpriz Fırsatlar

BANNER

Şok Market - Her Hafta Sürpriz Fırsatlar

BANNER

Profesyonel Gemi Modelciliği

BANNER

Deniz Eskisi | Deniz Antikacısı | DenizEskisi.com

BANNER

Denizaşırı Kışkırtmalar İhanetler ve Tarihi Gerçekler

BANNER

Eskiler ve Antikalar

BANNER

plastmore.com Plastmore - Meant for more

BANNER

Anadolu Feneri - Ali Soysal

BANNER

StatCounter