16.6 C
İstanbul
Perşembe, Mayıs 30, 2024
spot_img
Ana SayfaYazarlarAntarktika Yolunda-Ali Rıza Bilal

Antarktika Yolunda-Ali Rıza Bilal

ANTARKTİKA YOLUNDA – BİR İLKİ BAŞARMANIN PEŞİNDE -ALİ RIZA BİLAL

Ali Rıza Bilal, master kürekçilerin ve Türkiye’de sporla iç içe pek çok insanın tanıdığı çok renkli ve çok yönlü bir sporcu, macera organizatörü, spor turizmcisi ve PT( bireysel antrenör). Kürek sporumuz açısından ise ayrı bir öneme sahip.Kendisi 19 yaşında iken kürek sporunda ülkemiz adına olimpiyatlara giden ilk sporcu. Şimdi de bir kâşif ve gezgin olarak ülkemiz adına yine bir ilki gerçekleştirmek üzere, iki ay sürecek Antarktika yürüyüşüne hazırlanıyor. Bu yürüyüş öncesi hazırlıklar için, geçen hafta, son hazırlık idmanı olan 21 günlük bir kampı tamamlayarak döndü. Bu hafta kendisi denizcilik haberleri yapan “Deniz Kartalı” web kanalında,  Gökhan Karakaş ile canlı yayında deneyimini paylaştı ve benim de kendisi ile görüntülü bir söyleşi yapma fırsatım oldu.

Ali Rıza Bilal
Fotoğraf: ARB Koleksiyonu

KÜREKTE OLİMPİYATLARDAKİ İLK TEMSİLCİMİZ

     Ali Rıza Bilal, İstanbul Boğazı’nın çocuğu ve her Boğaz çocuğu için olduğu gibi,  onun için de “deniz” “yaşamın kendisi ve çekirdeği”. Kendi dayısının kızları Aygül ve Ayşegül Hanımlar da Anadolu Hisarı İdman Yurdu kürek sporcuları. Bu yüzden kürek sporu onun için sonradan keşfedilen bir spor değil, bilinen bir spor. Aile, çocuklarının sporla uğraşmasını hep desteklemiş. ARB önce Efes Pilsen’de basketbol ile başlamış. Dönemin şartlarında ‘Kanlıca – Merter’ arası yolculuk epey uzun ve yollarda geçen sürede birbirinizi arayabileceğiniz şimdiki gibi cep telefonları, uygulamalar ve seyahat kolaylıkları yoktu. 14-15 yaşında antrenman dönüşü Kanlıca’ya dönüş çok geç saatlere kalınca,aile evhamlanmaya başlamış. Bunun üzerine 80’lerin sonuna doğru Anadolu Hisarı’nda küreğe başlamış. Ali Rıza Bilal,olağanüstü fiziği ve yeteneği ile kısa zamanda ilgi çekmiş. İlk antrenörleri Fatih Sani ve Taner Tokay. Taner Bey çok nazik bir hocaydı, diye anlatıyor. Kızdığı vakit “keratalar…” derdi. Böyle bir hoca ile başladığı için kendini şanslı hissediyor. Kısa zamanda, üst üste başarılar gelmeye başlıyor. Milli olduktan sonra pek çok Balkan Şampiyonasındaki madalyanın yanı sıra tek çiftede İskoçya’da düzenlenen Ümitler Dünya Şampiyonasında üçüncü oluyor. Bu o güne dek kürekte Balkan Şampiyonası dışında alınan ilk madalya olduğu için kürek tarihimiz açısından çok önemli. Çünkü peşi sıra Türk Ekonomi Bankası kendisine sponsor oluyor. Onun kullanımı için bir tekne alınıyor ve kendisine maaş bağlanıyor.

      “…O dönem kıta seçmeleri yoktu ve çektiğim uluslararası dereceler sayesinde 19 yaşında 1992 Barcelona Olimpiyatları’na gitme hakkı kazanmış oldum…” diye anlatıyor.

      Çok genç yaşta gelen bu fırsatı değerlendirebilmek, o kalabalık ve öz güvenli toplulukların arasında yalnız durabilmek için sporcunun zihnen ve manen de bu organizasyona hazır hale getirilmesini gerektiriyor. O dönemler henüz sporcularımızı buna göre hazırlamak konusunda herkes tecrübesiz idi.

1 1

3 1

2 1
Fotoğraflar: ARB Koleksiyonu

 19 yaşında, yazın 40 derece güneşin altında Barcelona’da dönemin antrenörü Nikolay Hoca ile beraberler ve ikisi de bu organizasyon için çok tecrübesizler. Herkes antrenmanına devam edip parkuru test ederken, ARB kendisi için özel sipariş verilen tekne getirilmediği için rakiplerini seyrederek kiralık tekneyi beklerken, 3,5 gün geçiyor. Bu stresli bekleyişte yediği yemeklerden midesi bozuluyor ve 5 kilo birden veriyor. Kiralanan tekne de ağır kilo teknesi olunca, genç sporcunun üzerinde müthiş bir baskı oluyor. İlk yarışında 1000. metrede bayılarak suya düşüyor ve kurtarılıyor.  Daha sonra, komite onun C finalde yarışmasını ve uluslararası derecesinin kayıtlara alınmasını sağlıyor. Çok genç bir sporcu için epey travmatik bir deneyim. Bugün kendisinin cesaret ettiği, deneyimlediği ve organize ettiği şeylerin listesine bakıldığında, dayanıklılık gibi bir sorunu olmadığı belli olan bir insanın potansiyeli o günün şartlarında, tecrübesizlikler nedeni ile iyi değerlendirilememiş. Ekipler halinde kalabalık gelen takımların yanında tek sporcu kalmak biraz korkutucu. Bu korkuların geçmesi için çok fazla yarış tecrübesi gerekiyor.

    O dönem bu hazırlıkların önemi o kadar bilinmiyormuş anlaşılan ve tüm organizasyon olarak bunun eksikliği tecrübe edildikten sonra, bugün milli takımımızın çok daha iyi hazırlanmayı bildiğini, alınan neticelerden anlıyoruz.

      Ali Rıza Bilal, kürek sporcusu olmaya devam ettiği müddetçe o dönemin en güçlü sporcularından biri olarak büyük takımlarımıza transfer olmuş. Bir süre Galatasaray’da ve bir sürede Fenerbahçe’de ve hep milli takımımızda kürek çekmiş. Spor Akademisi’nde öğrenci iken kendilerine yaptırılan antrenmanları sorgulamaya ve daha bilinçli ve bilgili olmaya başlamış. Ve değişen fizyolojisine rağmen,değişmeyen antrenman planına olan inancı sarsılmış. Okul mezuniyeti sonrası, sporculuk kariyerini sonlandırma kararı almış.

MACERA TAKIMLARININ İLK KURUCUSU – TEAM TOUAREG ve DÜNYA ÜÇÜNCÜLÜĞÜ

      Dönemin Türkiye şartları gereği okul mezuniyeti gelince,sporculuk kariyerini sürdürmek çok olası değildi. Sporculuğu sonlandırdıktan sonra fitness antrenörlük kariyeri başlamış. Hillside ve Sabancı gibi pek çok kulüpte hem koçluk yapmış hem de kulüp müdürlüğüne kadar ilerlemiş. Bir yandan hayalini kurup düzenlediği ve bilfiil katıldığı macera yarışları ile Türkiye’de spora bakış açısına farklılık getiren hocalardan birisi kendisi. Üç erkek ve bir kadın sporcu ile kurduğu Team Touareg takımı ile katıldığı böyle çok sayıda uluslararası organizasyon var. Fransa, Bulgaristan, Çin, Moğolistan, Polonya, Kanada, Patagonya gibi ülkelerde organizasyonlara katılmışlar. Bu macera yarışlarında trail koşusu, sea kayak, dağ bisikleti gibi enstrümanlarla bir topografik harita kullanarak yarışılıyor. Patagonya’da Dünya üçüncülüğü ve bir kez de “Çaylak Takımı” ünvanı elde etmişler. Fakat bu yarışlar için sponsor bulmak gerekiyor. Bu konuda Ülkemizin hem çalkantılı ekonomisi hem de özel sektörünün böyle bir kültürü olmaması nedeni ile kaynak yaratma potansiyeli pek gelişmemiş.

ARB MASTER
Fotoğraf: ARB Master Kürekçi Olarak

 IRONMAN – ÇELİKTEN DAYANIKLILIK

   Tek sporcunun daha kolay sponsor bulabildiğini fark edince ülkede henüz yeni olan “Iron Man” yarışlarına hazırlanmaya başlıyor. Türkiye’nin ilk “IronMan”leri arasında o da var. Ciddi dayanıklılık gerektiren organizasyonlar ve giderek yayıldığı ve popülerleştiği göz önüne alındığında,sporun nasıl değiştiği ve sporcu fizyolojilerinin de nasıl eskisine göre değişmesi gerektiği konusunda epey düşündürücü ve geleceğin sporunu planlaması gereken yöneticilerin dikkate alması gereken yarışlar arasındalar. ARB 6 tane tam ironman, 35 in üzerinde half ironman ve 5 tane de “extrem ironman” yarışını tamamlamış. Bir oda dolusu madalya sahibi ve kendisi de extrem bir sporcu. Dolayısıyla hayalleri de extrem; olağanüstü.

                   KUTUPLARA GİTME HAYALİ 12 YIL ÖNCE ORTAYA ÇIKIYOR

      Ali Rıza Bilal pek çok performans sporcusu gibi, hep kendisi ile yarışan bir sporcu ve her performans sporcusu gibi bir hedefe ulaştığınızda üzerine hep bir şey daha koyma arzusu hissediliyor. Bunu yapabileceğinizi biliyorsunuz. Kutuplara gitmek ise çok sıradışı bir fikir. Bu fikir nasıl çıktı diye soruyorum.

      Fikir aslında yeni ortaya çıkmamış uzun zamandır düşünülen, epeyce pişmiş ve olgunlaşmış bir fikir. “…Hep yapılmamış bir şeye imza atmak isterdim…” diye belirtiyor.

      Dünya’da insan ayağının basmadığı bir nokta bulabilse orayı hedefleyecekmiş… Oniki yıl kadar önce HillsideKulübü’nün müdürü iken ünlü dağcımız ve AKUT kurucusu Nasuh Mahruki ile konuşması sırasında, Nasuh Bey ona “ daha önce hiçbir Türk’ün gitmediği bir yere gitmeyi düşünebilirsin…” diyor. Ve Antartika kutup rotasını daha önce yürüyen bir Türk kâşif olmadığını bunu deneyebileceğini söylüyor.

  Ali Rıza Bilal’in 12 yıldan beri düşündüğü bir keşif yolculuğu bu. Vazgeçmediği hayali. Hayalinden vazgeçmemek de özel bir zihin dayanıklılığı gerektiriyor.

    12 yıldır sponsorlar aranıyor ve tabii tam aranan sponsoru yakalamak hiç kolay değil. Yolculuğun en zor aşaması bu aşama. Pek çok başvuru yapmış. Başvurular arasında çok çeşitli kuruluşlar, bankalar var. Sponsor’un ilk aşamadaki haklı çekincesi hayati tehlike ile ilgili. Bu konuda ikna edebilmek için de ARB kendini geliştirmiş.

ARB KUTUP IDMANI
Fotoğraf: ARB Koleksiyonu

Şu an bu yolculuğu organize eden ve danışmanlık veren lojistik firması ALE Antartika Lojistik bile buyrun biletiniz diyerek size bilet satmıyor. “ALE”  bu konuda epey tecrübeli bir firma ve arktik koşullarda hayatta kalıp kalamayacağınızı sorgulayan ciddi bir soru formu göndermiş. Belli zorunlu eğitimleri almasını talep etmişler. Güney Kutup bölgesinde dağlar, tepeler, ağaçlar vs ve yaşayan bir canlı bulunmuyor. Yazın en güzel günlerinde hava -40C derece ve esen rüzgâr bazen saatte 100 km’yi buluyor. Sanırım bu nedenle, Antartika hiç bir ulusa bağlı olmayan, kocaman (Afrika’nın yarısı büyüklüğünde) bir kıta. Bu şartlarda çadır kurabilmeniz, ocağınızı yakabilmeniz, uydu veya radyo bağlantılarını kullanmayı bilmeniz, buz tutan enerji cihazlarını verimli kullanabilmeniz, yaşayacağınız problemleri çözebilmeniz, 100kg’a yakın bir yükü kızakla iki ay boyunca çekebilmeniz ve bembeyaz bir manzarada yol alıp, yalnızlığa 1.000 km boyunca dayanmanız gerekiyor.

  Bugüne dek dünyada bu yolculuğu 430 kişi gerçekleştirmiş. Aralarında hiç Türk yok. Ali Rıza Bilal’in hayali, bunu gerçekleştirebilen ilk Türk olmak.

Her gezen kaybolmaz….

​​​​​JRR Tolkien…

KUTUPVIEW
Fotoğraf: ARB Koleksiyonu – AntrenmanManzarası

 “ALE”, Antarktika soğuğuna göre olan ve listesi 15 sayfa tutan belli malzemeleri ve belli eğitimleri ve deneme seferlerinin önceden yapılmış olmasını zorunlu tutuyor. Ali Rıza Bilal, bu deneme seferlerinin sonuncusunu yeni tamamladı ve fiziksel, ruhsal ve zihinsel olarak hazır. Yanında iki uydu telefonu ve üzerinde iki ayrı izleme cihazı olacak. İzleme cihazlarının birinden bizler sürekli onun nerede olduğunu takip edebileceğiz. Diğer izleme cihazı da ARB’yiyol boyunca takip edecek olan “ALE” lojistik firmasının takibinde olacak. Uydu telefonu ile her gün Antarktika’daki üs ile telefon görüşmesi yapacak. Böylece, bu iki aylık meydan okuma sırasında onu kaybetmemiz mümkün değil. 

başkalarının yapamayacağınızı söyledikleri şeyi yapın, bir daha asla onların sınırlamalarına dikkat etmezsiniz…

​​​​​​James Cook

KUTUPKAMP

Antarktika’da 100 kadar bilim üssü var ve bunlar Ali Rıza Bilal’in de yolculuğunu gerçekleştireceği Kasım-Ocak aylarına denk gelen soğuk Antarktika yazında açıklar. Antarktika yürüyüşünün başlayacağı noktaya Şili’nin PuntaArena ilinden kalkıyor. (Bu bölge ile merak ettikleriniz için ayrıca aşağıda özel bir link bulabilirsiniz. Seyyah, Gürcan Elbek’in bölge ile ilgili verdiği ipuçlarını ilginç bulabilirsiniz.)

      Buradan kalkan küçük uçak Antarktika’da bir buzula iniyor ve bu epik yürüyüş bu buzulu geçtikten sonra başlıyor. İlk yürüyüşü Amundsen ve Scott adlı kâşifler bir yarış olarak gerçekleştirmişler, muazzam zorlu bir yolculuk, çünkü gerçekten daha önce hiç görmedikleri bir coğrafyada gerçekleştiriyorlar yürüyüşlerini ve o dönemin teknolojik şartları çadır, kıyafet vs imkânları bugünün çok gerisinde, ama yalnız gitmiyorlar ve yanlarında 50 kadar köpekle başlıyor yolculukları. Yarışı 1909 yılında Amundsen kazanıyor ve Norveç bu ilk başarının gururunu ulusça yaşamaya bugün de devam ediyor. Bu bölgeye ayak basılmış olabilir, ama hâlâ dünya ile ilgili çok sayıda gizemi içerisinde dondurmuş durumda. Uzayı fethetme hevesindeyiz, ancak aslında kendi dünyamızla ilgili hâlâ bilmediğimiz çok şey var. Antarktika ve tabii ki okyanuslar hakkında bildiklerimiz bile aslında çok kısıtlı. Uzaya gitmeden kâşif olmak mümkün ama yürümeden kâşif olmak mümkün değil.  O yüzden “…her yere ayak basıldı…” diyenlere kulak asmayın.

KUTUP SELFIE
Fotoğraf: ARB Koleksiyonu

GÜNEY KUTBUNA GİDEN YOL KUZEY KUTBUNDAN GEÇİYOR

   Üç ayrı rota var ve bu rotalar yine çok önemli kâşiflerinçizdiği rotalar. Reinhol Messner (950km), Hercules lnlet(1150km) ve Axel Heidelberg (1200km) rotaları. Rota uzadıkça sponsorluk ihtiyacınız artıyor. Ali Rıza Bilal,Messner rotasını yürüyerek kutup noktasına ulaşacak. Yer gök beyaz olan soğuk bir çölde yalnız devam edecek. ARB buna hem fiziksel, hem bilgi beceri olarak hazır. Lojistik firması (ALE)’nin istediği Chamonix, Lapland Hargendervida ve Kuzey Kutbu’na en yakın ada olan Svalbard bölgelerinde bunun eğitimini alıyor. Buzul tırmanışı, platoda kutup şartlarında kamp deneyimlerini gerçekleştirdi ve son olarak Hargendervida; 1000 metre yükseklikte bulunan bu platoda kiburası Norveçli Amundsen’in de güney kutbuna gitmeden önce antrenman yaptığı yer,  21 gün 1000 m ile 1800 m arasında inişli ve çıkışlı platoda yalnız bir yürüyüş ve kamp deneyimi geçirdi. Yalnızlık ile ilgili 11.günün kırılma eşiği olduğu söyleniyor. Bu süreyi geçen sporcuların yaklaşık 2 ay sürecek olan Antarktika yolculuğu için zihinsel hazırlığı diğer tüm sporcular gibi, Kuzey Kutbu’na yakın bölgelerde tamamlanmış oluyor. Üstelik bu bölgedeki şartlar Antarktika’dan daha zorlu iniş çıkışlara sahip.

Gece ruzgarin siddeti
Fotoğraf: ARB Koleksiyonu – Gece rüzgarın şiddeti

UFUK ÇİZGİSİ KAYBOLDUĞUNDA …

  Ali Rıza Bilal’i en çok zorlayan ise ufuk çizgisinin kaybolduğu sis deneyimi olmuş. Kayakçıların en çekindiği hava muhalefetlerinden biri olduğu gibi, biz kürekçiler için de böyle bir risk var. Sis Tutması hali, yoğun sis altındayken yaşanan bir durum. Ufuk çizgisinin kaybolması ve etrafta durumunuzu tayin edebileceğiniz hiç bir objenin görünür olmaması durumu çok tehlikeli. Çünkü ilerleyip ilerleyemediğinizi beyin ayırt edemez hale geliyor ve bulunduğunuz yere düşebiliyorsunuz. Kürek teknelerinin de aynı şekilde alabora olma ihtimali var. Bunun yanı sıra,rotadan sapma ihtimalide mümkün. Rüzgârın şiddeti yüzünden kayakların kayma sesinin bile duyulmadığı bu buğulu ve büyülü ortamda, yön bulma ve sis tutulması,oldukça değerli bir tecrübe olmuş ARB için. Yine çığ tehlikesi olan yerlerden geçerken, mutlak sessizlikle kayağı sürmeyi tecrübe ederek önemli bir idmanı gerçekleştirmiş. Karın içinde göremediğiniz çukurlar, dere yatakları vs olabiliyor. Bunlara karşı tek silahınız tecrübe, tecrübe, tecrübe… Örneğin telefonların solar şarj cihazının işlevsiz kalması gibi bir sıkıntı çıkmış, bunları çözebilmek önemli beceriler. Kamp sırasında gece uyuduğunuz çadırın içi nefesinizin nemi ile ıslanıyor ve sabah giyeceğiniz kuru şeyler de donuk olabiliyor. Tüm bunlar için muazzam bir dayanıklılığı geliştirmiş kendisi ve Güney Kutbuna ilk Türk Bayrağı diken sporcu, seyyah, kâşif olmak üzere hazır.

… seyahat etmek sizi önce sözsüz bırakır, daha sonra ise sizi bir hikâye anlatıcısına çevirir…

​​​​​İbn Batur

      Döndüğünde bu epik yolculuğun kitabını yazmak ve çektiği fotoğraf ve filmlerden belgeselini hazırlamak istiyor kendisi . “…Türk gençleri hayal kursun ve hayallerini gerçekleştirme arzuları oluşsun, bu konuda ilham olmak istiyorum…” diye vurguluyor. Eski antrenörlerinden biri ona tekniğini çalıştırırken “…istersen yapabilirsin…” diyor. Bunu bir miras gibi almış ARB ve gençlere de aktarmak istiyor. Gökhan Karakaş ile yaptığı röportajın sonlarına doğru tam da biz kürekçilerin duygulandığı biçimde konuşmuş. Röportajı muhakkak izleyin. Önümüzdeki yıl bu ilham verici hikâyeyi tekrar tekrar okumak üzere şimdiden hazır olalım.

                                      EN BÜYÜK DESTEKÇİM EŞİM GÖKSU

      Bu yolculuğun en büyük destekçisi eşi Göksu Hanım. Bu keşif seyahatini gerçekleşmesi ile ilgili endişeleri olduğu halde, ARB’nin hayallerinden vazgeçmemesi ve onları gerçekleştirebilmesi için maddi ve manevi tam desteği ile eşinin yanında duruyor. Göksu Hanım ARB’nin tüm bu yolculuklarında ve idmanlarında evin tüm yükünü taşıyabilen; işi, çocukları Dağhan ve kendi antrenmanları arasında mekik dokurken, tüm hayatı disiplinle organize edip, çözüm bulan ve omuzlayabilen bir “ironwoman” – “Ironmom”. Ali Rıza Bilal

“….en büyük teşekkürüm her zaman eşim Göksu’ya” diye belirtiyor.

Ali Rıza Bilal outdoor, doğa sporlarında çok tecrübeli bir sporcu. Doğanın içinde hedefe gidebilmenin anahtarının doğayla uyumlu ve paralel olmaktan geçtiğini çok iyi biliyor. Şöyle ekliyor:

“…doğayı alt edemeyiz, onunla dost ve işleyişine saygıyla paralel hareket ettiğimiz zaman hedefe varırız…” Bu sözlerin altında, aslında eve ve eşi Göksu’ya sapasağlam geri dönme sözü var.  Göksu Hanım’ın da ARB’ye inancı tam.

 REFERANSLAR:  ERDEN ERUÇ –  NASUH MAHRUKİ VE NİHAT USTA

   Ali Rıza Bilal’in bu yolculuk için gereken referans mektuplarını ülkemizin gurur kaynağı olan iki kâşifi Nasuh Mahruki ve Erden Eruç ile eski kürek federasyonu başkanı Nihat Usta göndermiş. Sponsorları QNB Finans Portföy, Atabay İlaç, Brisa ve Enerjisa toplam 110.000 Euro tutan toplam harcamanın önemli bir kısmını karşılamış. Hala 45.000 Euro açık var. Aslında çok güzel bir tanıtım yapma fırsatı içeriyor. İki ay boyunca uluslararası önemli bir tanıtım kampanyası imkânı var. “…Kargonuz kutup noktasına bile olsa ulaştırılır ya da ….buzdolabınız kutuplar kadar iyi saklar, ya da ….kutupta bile olsanız sizinle telefonla görüşürüz… gibi… “ Umuyorum sponsor bulunur ve biz de bayrağımızı Dünyanın öbür ucunda dalgalanırken görebiliriz.

Bu yolculuk şimdi sadece onun değil, hepimizin hayali …

Son Eklenenler
- Reklam -

Yazarlar

Avatar photo
26 HABERLER
Avatar photo
16 HABERLER
Avatar photo
37 HABERLER
Avatar photo
18 HABERLER
Avatar photo
8 HABERLER
Avatar photo
75 HABERLER
Avatar photo
14 HABERLER
Avatar photo
165 HABERLER
Avatar photo
197 HABERLER
Avatar photo
21 HABERLER
Avatar photo
15 HABERLER
Avatar photo
7 HABERLER
Avatar photo
12 HABERLER
Avatar photo
7 HABERLER
Avatar photo
9 HABERLER
Avatar photo
7 HABERLER
Avatar photo
922 HABERLER
- Reklam -

Çok Okunanlar